Videolar Linkler RSS Site Haritası
 
 
 
 
Untitled Document
» Konular / Ortadoğu/ Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir :)

Yazarlar
  Mehmet Seyfettin EROL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Alaeddin YALÇINKAYA
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Elşan İZZETGİL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Ceren GÜRSELER
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Musa KARADEMİR
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  İsmail CİNGÖZ
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
Diger yazarlar »
  Eklenme Tarihi: 2016-08-17 10:39:19
Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir :)

“Yeni Büyük Oyun” her geçen gün daha da kızışıyor. Türkiye’nin dış politikada başlattığı “normalleşme hamlesi”, “oyun içinde oyun” olarak tüm gündemi ve ezberleri bir anda bozmuş vaziyette. İlk etapta, şeklen Rusya ve İsrail bağlamında kendisini gösteren bu sürecin aslında “Türk Yakın Çevresi” ağırlıklı olarak içine komşularını da almaya başladığı görülüyor.

Temel hedef, “Eski Komşular” ile birlikte kendi bekalarını ve yakın çevreleri ağırlıklı bölgesel çıkarlarını hedef alan “Yeni Komşular”ın çıkışını engellemek ve bu projenin arkasındaki güçler ile uzun vadeli bir mücadeleye girmek.

Bu kapsamda 9 Ağustos’taki “Erdoğan-Putin Zirvesi” sonrası İran Dışişleri Bakanı CevadZarif’in gerçekleştirdiği Ankara ziyareti, “Direnç Cephesi”nde yeni bir başlangıca işaret ediyor. Bir diğer ifadeyle, 2003-2011 aralığında alana damgasını vuran, 2012 ve sonrası Suriye üzerinden darbe alan “Örtülü İttifak” adeta “fabrika ayarlarına dönüş” ile ilgili güçlü mesajlar veriyor.

Suriye, Irak, “Kürt sorunu ya da bağımsız Kürdistan”, terörle mücadele, enerji eksenli iktisadi-ticari işbirliği her ne kadar doğrudan doğruya “Türkiye-Rusya-İran” üçlüsünün ortak gündemi ya da işbirliği alanları olarak deklare edilmemiş olsa da, tarafların verdiği mesajlar bizi zikredilen bu konular ağırlıklı yeni bir stratejik işbirliği sürecine götürüyor.

Burada öncelikli konunun Suriye merkezli “Yeni Ortadoğu” olduğu noktasında da açıkçası hiç kimsenin bir tereddüdü yok. Hatta Suriye noktasında bile tarafların üç aşağı beş yukarı bir mutabakata vardığı anlaşılıyor. Bunun en temel göstergesi, İran Dışişleri Bakanı Zarif’in Türkiye ziyareti. Şayet, Türkiye ve Rusya arasında Suriye konusunda bir mutabakata varılmamış olsaydı, Zarif’in bu ziyareti gerçekleşmezdi. Dolayısıyla, bu ziyareti 9 Ağustos’un tamamlayıcı bir diplomatik adımı olarak değerlendirmek çok da yanlış olmaz.

Bir diğer önemli gösterge ise, Suudi Arabistan’ın derin sessizliği. Cidde, 15 Temmuz’dan bu yana adeta “bekle-gör politikası” izliyor ve yine anlaşıldığı kadarıyla Türkiye’nin Rusya bağlamında attığı adımlardan rahatsız. Suudi Arabistan, Türkiye-Rusya arasındaki bu yeni sürecin kendisinin Suriye merkezli Ortadoğu politikalarını derinden etkileyeceğinin farkında. Bundan dolayı da 27 Haziran’dan bu yana süreçten çok da hoşnut olduğu söylenemez.

Bu bağlamda, Suudi Arabistan’ı da içine alan “15 Temmuz Darbe Girişimi” noktasındaki bir takım iddialar açıkçası çok da havada kalmıyor. Suudi Arabistan’ın Türkiye’de iç siyasette başlayan ve etkisini dış politikada da çok net bir şekilde gösteren gelişmelerden duyduğu rahatsızlık bundan sonraki süreçte kendisini hissettirmeye başlayabilir...

Hiç kuşkusuz, Türkiye’nin Suriye’deki “radikal örgütler” bağlamında atacağı adım oldukça belirleyici olacak. Türkiye-Rusya arasında Suriye eksenli devam eden görüşmeler de bunun başlı başına bir göstergesi. Türkiye, Rusya ile temelde anlaşmış olmakla birlikte (burada Gürcistan Modeli’nden bahsedilebilir), “az düşman, çok dost” politikasına uygun bir şekilde “bazı detayların” kendisine yeni problemlere yol açmaması arayışında. 

Daha somut bir şekilde ifade etmek gerekirse; Ankara, Moskova ve Cidde arasında bir orta formül geliştirmeye çalışıyor gibi. Ve anlaşıldığı kadarıyla, Moskova tarafı Ankara’yı çok da köşeye sıkıştırma niyetinde değil. Bunu yaptığı takdirde ortaya nasıl bir tablonun çıktığının o da farkında.

Farkında olan sadece Moskova değil, Tahran da... Rusya-İran ikilisinin Türkiye’ye yönelik çok hızlı işbirliği çıkışlarının altında da bu yatıyor. Adeta, “demir tavında dövülür” prensibince hareket ediyorlar gibi...

16 Haziran tarihli yazımda da altını çizdiğim üzere, taraflar “geçici bir hafıza kaybı” üzerinden “nerede kalmıştık” deyip, filmin koptuğu noktadan hiç bir şey olmamışçasına yeni bir başlangıcın peşindeler. Aksi takdirde bu başlangıcın hiç bir şekilde gerçekleşemeyeceğinin ve aralarındaki husumetin hepsinin kaybetmesine yol açacağının bilincindeler.

En azından bölgedeki “Kürt Devleti” ve “Selefi Sünni Arap Devleti” oluşumları gözlerini açmış görünüyor. “Direnç Cephesi”ninBOP’a karşı yeniden bir araya gelme süreci, hiç kuşkusuz bölgede yeni bir denge-oyuna işaret ediyor ve bunun da merkezinde de Türkiye yer alıyor.

Dolayısıyla, Suudi Arabistan ve ABD ikilisi bu yeni denge-oyun oluşumundan ne kadar memnun olur, işte bu büyük bir soru işareti. ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın Türkiye ziyaretini bir de bu perspektiften değerlendirmekte fayda var!

 

Prof. Dr. Mehmet Seyfettin Erol

USGAM Başkanı

 
  "KRİZLER ve 'ÇEVRELEME'"   2012-03-07
  "İran'ın Nükleer Amacı ve Amerikan Kimliği"   2012-03-01
  "Ortadoğu Bağlamında Türkiye-ABD İlişkileri"   2012-03-12
  ‘Arap Baharımsı’lığı Döneminde Türkiye-İran İlişkisi   2012-03-19
  "Ortadoğu'da Yeni Dönem: II. Arap Uyanışı ya da Aydınlanması"   2012-04-06
  "Ortadoğu'ya Fitne Kalkanı"   2012-04-07
  "Saddam Sonrası Irak’a Demokrasi Modeli"   2012-04-07
  "Kasr-ı Şirine Veda mı?"   2012-01-05
  Psikolojik Operasyonun "Garp Bülbülleri"   2012-01-10
  Maliki Nereye Koşuyor?   2012-01-20
 
Ana Sayfa Hakkımızda Haberler Analizler Röportajlar Projeler Duyurular Raporlar Makaleler Yasal Uyarı İletişim
  Soft&Design N.ROGLU