Videolar Linkler RSS Site Haritası
 
 
 
 
Untitled Document
» Konular / / Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir :)

Yazarlar
  Mehmet Seyfettin EROL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Alaeddin YALÇINKAYA
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Elşan İZZETGİL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Ceren GÜRSELER
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Musa KARADEMİR
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  İsmail CİNGÖZ
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
Diger yazarlar »
  Eklenme Tarihi: 2016-08-01 11:07:15
Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir :)

Bir an için gözlerinizi kapayın ve “15 Temmuz İhanet Darbesi”nin başarılı olduğunu düşünün. Sizce ne tür sonuçları olurdu Ben bunlardan bir tanesini söyleyeyim. Böylesi bir olasılık çok büyük bir ihtimalle ülkede bir iç savaşa davetiye çıkarırdı.

Hem halk sokaklara dökülür ve darbe karşıtı güçlerle birlikte darbecilere karşı savaşır hem de ülkedeki bu anti demokratik süreci gerekçe gösteren “bölücü bir kesim” Türkiye’den ayrılma için kendine göre bir meşruiyet gerekçesi oluşturur, asıl kalkışmayı da o zaman başlatırdı. Ve çok büyük bir ihtimalle de bu isyan dışarıdan destek bulurdu.

Peki, bu tehlike geçti mi Elbette hayır! Ne de olsa Genişletilmiş Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) halen uygulamada. Proje, Kuzey Afrika’dan Güney Asya’ya kadar uzanan bir alanda etnik ve mezhepsel fay hatları üzerinden ülkelerde iç savaş üzerine kurgulu. Bunun çok sayıda örneğini başta Suriye, Irak, Afganistan, Libya ve hatta Ukrayna-Kırım’da olmak üzere hep birlikte yaşamaya devam ediyoruz.

BOP’a direnen tüm ülkeler bu operasyon sürecinin içerisine bir şekilde çekiliyor. Bu yöntemlerin en etkilisi ve acımasız olanı ise hiç kuşkusuz iç savaşlar. İç savaşlar, bir taraftan en radikal yöntem olarak karşımıza çıkarken, aynı zamanda en kanlı cezalandırıcı yöntem olarak da kendisini gösteriyor.

Bir türlü ikna edilemeyen Türkiye’ye karşı da bu yöntem artık çok somut bir şekilde devreye sokulmuş görünüyor. Özellikle dış basında Türkiye’yi başarısız devlet olarak göstermeye yönelik algı operasyonları bu açıdan oldukça dikkat çekici.

Türkiye bu tür dolaylı saldırılar üzerinden doğrudan saldırıya açık bir ülke konumuna getirilmek isteniliyor ve bununla ilgili olarak hem meşruiyet zemini hazırlanmaya hem de kamuoyu oluşturulmaya çalışılıyor. Türkiye’nin her ne pahasına olursa olsun bu kirli oyunu bozması gerekiyor!

 

15 Temmuz: Dolaylı Saldırılardan Doğrudan Taarruza Geçiş...

Türkiye, 2003’den bu yana alanda bu projeye karşı etkin bir mücadele veriyor. Süreçteki bir takım inişler-çıkışlar bu noktada aldatıcı olmasın. Tüm bunlar aslında bu direncin bir parçası ve açıkçası “muhataplarımız” bunun fazlasıyla farkında. Ankara’ya karşı duyulan “güven sorununun” temelinde de yine bu husus yatıyor.

O yüzden lafı evirip çevirmeden, kitabın tam ortasından konuşabilir ve şu tespiti yapabiliriz: “15 Temmuz İhanet Darbesi”, Türkiye’ye BOP’u kabul ettirme, onu alanda aktif-operasyonel bir parçası haline getirme ve “Amerikan Ortadoğu’su”na uygun bir şekilde yeni siyasi haritayı bu ülkeye ve millete kabul ettirme girişimiydi.

Bunun için iki temel yol söz konusuydu: Ya Ankara’da kontrol edilebilir, “kendi çocuklarının” olduğu yeni bir yönetimi tesis etmek ya da bu yöntem başarısız olduğu takdirde bu işi bizzat kendileri yapmak ve bunun alt yapısını da yine bu “başarısız darbe girişimi” ve sonrası süreçte ortaya çıkacak kriz sürecini “başarılı bir şekilde yöneterek” gerçekleştirmek.

Yani, oyun içinde yeni oyunlar kurmak ve her türlü aleyhlerine gelişen krizi her ne pahasına olursa olsun kendi lehlerine çevirmek ve bu kapsamda ellerindeki tüm enstrümanları sahaya sürmek. Bunların başında da hiç kuşkusuz etnik-mezhepsel temelli çatışmalar ve burada etkin birer tetikçi, provokasyon aracı olarak bir takım medya unsurları ve sivil toplum örgütleri geliyor.

Nitekim bununla ilgili bir takım somut emareler alınmaya başlamış durumda. Bunların başında ise Alevi kesimi hedef göstermek suretiyle kışkırtmak, provoke etmek; PKK terör örgütünün saldırıları üzerinden Türkiye Kürtlüğünü hain emelleri için kullanmak geliyor.

Suriye krizi üzerinden Alevileri hedef gösteren bir takım yayınlar, bu açıdan çok masumane değil! PKK üzerinden Türkiye Kürtlüğünü devlete karşı isyan ettirmekte başarısız olan güçler, bundan sonraki süreçte Türkiye’deki Aleviler üzerine yoğunlaşacağa benziyor. O yüzden dikkatli olmakta fayda var.

Darbenin Üç Temel Hedefi...

Darbenin tek bir hedefi vardı. O da Türkiye’yi mevcut istikametinden saptırmak ve uydu bir devlet haline dönüştürmek. Bu kapsamda darbe, kendileri açısından bu hedefin önündeki üç büyük engeli ortadan kaldırmayı amaçlıyordu ve açıkçası halen bundan da vazgeçilmiş değil gibi.

Bu hedefler: “Yeni Türkiye” ve onun dayandığı en temel zemin olan “Milli İrade”, “Siyasi İrade” ve “Milli Ordu”.

Siyasi iradenin güçlendirilmesine ve tek vücut olmasına yönelik atılan son adımlar bu açıdan oldukça önemli. Bunun dışında “Milli İrade”nin “tek vatan, tek bayrak, tek millet” noktasında ortaya koyduğu birlik, beraberlik ve kardeşlik ruhunun korunması da hiç kuşkusuz çok önemli. Bu ruhu, “milli şuur” ile sonuna kadar canlı tutmak gerekiyor.

Burada kilit aktörlerden bir diğeri ise hiç kuşkusuz ordu. Darbe sürecinde ordunun halk ile karşı karşıya getirilmek istenilmesi, ordu ile birlikte hareket eden diğer güvenlik teşkilatlarının hedef alınması ve siyasi iradeye yönelik girişim bir tesadüf değil.

Bu direncin önündeki en temel yapılardan biri hedef alınmak suretiyle Türkiye’nin adeta omurgası çökertilmek istenildi ama Allah’tan bu oyunu yine ordu; halk, siyasi irade ve diğer güvenlik teşkilatları ile birlikte bozdu. O yüzden ordumuza güvenin sonuna kadar devam etmesi gerekiyor.

Unutmamak lazım. Oyunu bozmanın yolu güven inşasından geçiyor. Bu üç hedef arasındaki birlik, beraberlik ve kardeşlik en büyük silahımız. Bu silaha sonuna kadar sahip çıkmamız gerekiyor. Allah yar ve yardımcımız olsun!

 

Prof. Dr. Mehmet Seyfettin Erol

USGAM Başkanı

 
  "Dünya Gıda Güvenliği Zirvesi: 1 Milyar İnsan Açlıkla Mücadele Ediyor!"   2012-03-23
  "Dünya Gıda Güvenliği Zirvesi (II):Türkiye'nin Açlıkla Mücadele Konusundaki Yaklaşımları"   18.11.2009
  "Putin’in “Avrasya Birliği” Bildirisinin Ukrayna Parlamentosunda Tartışılıyor Olmasının Düşündürdükleri"   12.11.2011
  "Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü: güvenlik arayışı ve yeni tehditleri önleme misyonu (1)"   18.08.2011
  "Ermenistan Açılımı ve Geleceği: Başkan Obama 24 Nisan'da Sözde Soykırım Sözünü Kullanacak Mı?   2012-04-07
  Aliyev Yönetimi Nere(ler)de Yanlış Yapıyor?   2012-02-03
  "Yükselen Güç" Çin'in Türkiye Hesapları...   2012-02-23
  Batı'nın Soykırım Siyasetindeki Sırıtan Yüzü: "Hocalı"...   2012-02-28
  Arap Baharı Sürecinde Rusya ve İran'ın Sandıktan Verdiği Mesajlar...   2012-02-06
  "Büyük ve Küçük Şeytan"ın Molla Kavgası...   2012-03-09
 
Ana Sayfa Hakkımızda Haberler Analizler Röportajlar Projeler Duyurular Raporlar Makaleler Yasal Uyarı İletişim
  Soft&Design N.ROGLU