Videolar Linkler RSS Site Haritası
 
 
 
 
Untitled Document
» Konular / Türkiye/ Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir :)

Yazarlar
  Mehmet Seyfettin EROL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Alaeddin YALÇINKAYA
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Elşan İZZETGİL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Ceren GÜRSELER
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Musa KARADEMİR
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  İsmail CİNGÖZ
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
Diger yazarlar »
  Eklenme Tarihi: 2016-07-25 11:33:15
Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir :)

“Almanya’nın ‘Yeni Dünya Düzeni’nde kendisine vaat edilenden daha fazlasına talip olması, onun ipinin çekilmesi ile eşdeğer bir durum olarak da değerlendirilebilir. Bu kapsamda ‘Steinmeier Faktörü’ üzerinde de hususen durmakta fayda var. Bir sonraki yazımızda bu faktör üzerinde duracağız” demiştim ama şu an gündeme de bir darbe olduğundan dolayı bu konuyu daha sonraki yazılarımdan birinde ele almaya çalışacağım...

Evet, gündem darbe ve bu bir kaç gün ile de sınırlı kalacağa benzemiyor. En azından yaşattığı ve uzun bir süre daha etkisini gösterecek travmatik sonuçları itibarıyla gündemimizi uzunca bir süre ipotek altına almış, daha doğrusu gasp etmiş uğursuz bir süreç ile karşı karşıyayız. Havada uçuşan birçok soru cevabını bulana kadar da bir normalleşmeden bahsedebilmemiz mümkün değil.

Bu soruların başında ise, bu başarısız darbenin bir “öncü darbe” olup olmadığı geliyor. Açıkçası çok da haksız bir soru sayılmaz. Ortadaki tuhaflıklar, bir takım değerlendirmeler ve Türkiye’nin sahip olduğu jeopolitik ile uluslararası konjonktür böylesi bir olasılığı fazlasıyla dikkate almayı gerektiriyor.

Nitekim ortada başarısız bir darbe girişimi olmasına rağmen hiç kimse ikincinin ya da asıl darbenin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinden emin değil ve bundan dolayı da millet meydanlarda, sokaklarda alan hâkimiyeti sağlamaya ve olası bir girişimi her ne pahasına olursa olsun engellemeye çalışıyor.

Burada Mısır örneği, bu tedbirlerin alınmasının ya da tedirginliğin bir anlamda çıkış noktası. İlkinde başarısız olan darbecilerin halkın rehavetinden istifade edip, sokakları boşaltması sonrası Sisi’yi iktidara taşıması oldukça önemli bir deneyim olarak ön plana çıkıyor.

Bu husus, Uhud Savaşı ile de büyük bir benzerlik taşıyor. Bunun adına “Uhud Sendromu” ya da “Kazanırken Kaybetmek Sendromu” da denilebilir. Dolayısıyla, tarihsel hafızanın bir kez daha devreye girdiği bir zaman diliminden geçiyoruz. Önemli olan buradaki “denge” ve “ölçü” boyutu. Yani, bir süre sonra kontrolsüz sendromların yol açabileceği bir takım olumsuz, yıkıcı, öldürücü sonuçlar ortaya çıkabilir. Ve bu tür sonuçlar hezimetin yollarını açabilir. O yüzden fazlasıyla dikkatli olunması gereken bir durum söz konusu.

 

Darbenin Bıraktığı “Ölümcül Virüs”!

Darbe, daha çok kullandığı tank, top, uçak, helikopter vb. silahlar ve bunlar üzerinden gerçekleştirilen öldürücü, yakıcı, yıkıcı sonuçları itibarıyla konuşuluyor. Fakat burada göz ardı edilen bir şey var, o da bu darbe ile birlikte devlete ve topluma şırınga edilmeye çalışılan ve kendi kendisini imha ettirmeye yönelik daha büyük bir felaketin devletin ve toplumun bünyesine zerk edilmesi.

Bu kapsamda darbecilerin hedef gözetmeksizin sivilleri hedef alması ve asker ile halkı karşı karşıya getirmesi; devletin diğer kurumlarını sanki düşman bir ülkeyi bombalar gibi vurması ve çok sayıda güvenlik mensubunu şehit etmesi ve yaralanmasına yol açması; hatta kendi meslektaşlarına silah çekmekten bile çekinmemesi oldukça dikkat çekici. Bunlar bir tesadüf olamaz!

Darbenin zamanından önce eyleme konulması, yukarıda sıralanan eylemlerin aslında bilinçli bir şekilde yapıldığını gösteriyor. Belki de hedeflenen buydu. Dolayısıyla, burada başarısız bir darbe girişiminden ziyade, sistematik bir şekilde devreye sokulan daha büyük bir darbe süreci ile karşı karşıyayız. Bu darbe de onun sadece tetikleyicisi...

O yüzden fazlasıyla dikkatli olunması ve daha somut tedbirlerin alınması gereken bir sürecin içinden geçmekteyiz. Olayların çok daha soğukkanlı bir şekilde değerlendirilmesi, fazlasıyla dikkatli ve hassas tepkilerin verilmesi, yapıcı, oyun bozucu adımların atılması gerekiyor.

Bu kapsamda, öncelikle darbenin gerçek nedenleri, failleri ve arka planının üzerinde durulması ve bir an önce aydınlığa kavuşturulması şart. Buradaki ciddi oyunlardan biri de, ülkedeki kurumlar arasına düşmanlık tohumlarının ekilmeye çalışılması. Hatta kurumların kendi içine bile... Bunları da görmek lazım.

Bir diğer husus ise, yukarıda dikkat çektiğimiz darbenin arkada bıraktığı bir takım virüslerin bir an önce teşhis edilmesi ve buna yönelik tedavi yöntemlerinin geliştirilmesi hususu. Bu tedavi sürecinde yapılması gereken şey yeni korku duvarları inşası değil, güven inşası olmalı ve bir an önce gönül köprüleri tamir edilerek daha da güçlendirilmeli. Bunun yolu da öncelikle ordu ile millet arasına herhangi bir nifakın girmesini engellemekten geçiyor. Bunu yapmayan ülkelerin hali ortada!

Dolayısıyla, oyunu bozmanın yolu buradan geçiyor. Eğer bu adımlar atılmaz ise, o zaman oyuna gelmişiz demektir. Fakat diğer taraftan ben şuna inanıyorum ki, onların hesabı olabilir. Ama bir kez daha görülmüştür ki, Allah’ın da bir hesabı var ve O tüm oyunların bozucusudur. Allah bu milleti çok seviyor ve o büyük misyonun sahibi olarak bu milleti seçmiş durumda. Bu millet o büyük misyonu yerine getirmediği sürece de kıyamet kopmayacak.

Bu vesileyle, aziz milletimize ve devletimize yönelik bu darbe girişimini lanetliyor, şehitlerimize Allah’tan rahmet ve başta aileleri olmak üzere milletimize başsağlığı diliyorum.

 

Prof. Dr. Mehmet Seyfettin Erol

USGAM Başkanı

 
  BM Güvenlik Konseyi'nin 541 ve 550 Sayılı Kararlarının Hukuken Geçersizliği   2012-03-01
     2012-03-19
  "Küreselleşmenin Fenomeni: Uluslararası Kuruluşlar"   2012-03-23
  'Merkez-Köprü Bağlamında Türkiye Enerji Politikası'   2012-03-24
  "Kıbrıs Rum Devlet Başkanı Hıristofyas’ın Kıbrıs Maskesi"   2012-04-05
  “Yeni Yalta Süreci”ne Doğru…   01.01.2012
  Amerikasız Bir Ortadoğu'ya Doğru "Yeni Türkiye"...   2012-01-12
  Truman Doktrini'nden "Obama'nın Favori Müttefikliğine"...   2012-01-14
  Köprü "out" Model "in"   2012-01-16
  "The Operation" Kılcal Damarlar...   2012-01-24
 
Ana Sayfa Hakkımızda Haberler Analizler Röportajlar Projeler Duyurular Raporlar Makaleler Yasal Uyarı İletişim
  Soft&Design N.ROGLU