Videolar Linkler RSS Site Haritası
 
 
 
 
Untitled Document
» Konular / / Bir Psikolojik Harp Silahı Olarak “Korku Olgusu” (2)

Yazarlar
  Mehmet Seyfettin EROL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Alaeddin YALÇINKAYA
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Elşan İZZETGİL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Ceren GÜRSELER
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Musa KARADEMİR
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  İsmail CİNGÖZ
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
Diger yazarlar »
  Eklenme Tarihi: 2015-12-10 12:07:09
Bir Psikolojik Harp Silahı Olarak “Korku Olgusu” (2)

Bugün, çivisi çıkan Ortadoğu coğrafyasının temeli de Amerikan kamuoyuna yaşatılan korku ile başlamamış mıydı? 11 Eylül 2001 Dünya kamuoyu bu tarihi hiç bir zaman unutmayacak. Zira içinde yaşadığımız yüzyılın tarihi o gün adeta yeniden yazıldı. Dünya, o gün tarihinin en büyük terörist saldırısı ile sarsılırken, herkesin aklından aynı düşünce geçiyordu: “Bir daha hiç-bir şey eskisi gibi olmayacak!” Böyle düşünenler haklı da çıktı.

Amerika semalarında kendisine ait yolcu uçakları uçuyor, bunlar sırayla ikiz kulelere, Pentagon’a çarpıyorlardı. Akıl almaz şeyler yaşanıyordu ve bu esnada tüm dünya olan bitenleri, şok olmuş gözlerle ekranlarından canlı olarak izliyordu. Nerdeyse tüm TV kanalları canlı yayına geçmiş, olan biteni aktarmaya çalışıyorlardı ama açıkçası hiç kimse ne olup bittiğini bilemiyordu. Üstelik yaşanan şok bitecek gibi de değildi. Ve işte bir anda, şu ana kadar TV kameralarının kaydettiği en dehşet verici, yıllarca akıldan çıkmayacak görüntüler akmaya, ikiz kulelerin ikisi de çökmeye başlamıştı.

Daha ikiz kuleler yıkılmadan Amerikan hükümeti suçluyu bulmuştu bile: El-Kaide. Daha olayın üzerinden 24 saat geçme-den tüm suç delilleri ve zanlılar tespit edilmişti. Enkazdan yanmadan çıkan terörist pasaportundan tutun da, teröristlerin geride bıraktıkları iddia edilen arabalardan çıkan uçuş manüellerine kadar bir dizi şaibeli delil, terör saldırısının failleri olarak Afgan dağlarında yuvalanmış radikal teröristleri gösteri-yordu. Karar alınmıştı. Taliban yönetimi yıkılacaktı. Amerika bunlardan hareketle kendince bir adalet arayışına girdi ve o andan itibaren dünyanın çivisi çıktı.

Bir anda Afganistan’a ve Irak’a gökyüzünden yağdırılan tonlarca bomba, ABD’nin düşmanlarına nasıl bir gazabı olabileceği mesajını veriyordu. Bu arada 5 yıllık II. Dünya Savaşı esnasında bile topraklarına tek bir tane bomba düşmemiş olan, bu hissi yaşamamış olan Amerikan toplumu paranoid bir ruh hâlinde sürekli doğudan gelecek, demokrasiye, Batıya ve dinlerine düşman bir topluluk tarafından tehdit edildiğine inanmaya başlamıştı. ABD yönetiminin istediği korku hâli hem içeride hem dışarıda yerleşmeye başlamıştı ki bu kez sinema endüstrisi devreye girdi.

Bu olayı hafızalardan sildirmeyecek ve ABD’ye karşı sürekli terör saldırısı tehdidinin olduğu algısını oluşturan filmler, arka arkaya vizyona giriyordu. Hep Doğulu bir düşman vardı, karşısında ise kahraman bir ABD’li. Öyle ya hükümet bu düşmanlara pabuç bırakmamak için vardı. Silahlar, ileri teknoloji ve askerler hep bunun içindi.

Önceleri bu mesaj zihinlere doğrudan verildi zamanla filmlerin konu ve içerikleri değişti. Bu kez hedef zihinlerdeki eşik altıydı. ZackSnyder’in yönettiği film konusunu mitolojik bir olay olan Termopylae Muharebesi’nden alıyordu:

MÖ 480’li yıllarında Pers İmparatorluğu oldukça güçlü bir orduya ve zamanın geniş imkanlarına sahipti. Spartalılar ile Persliler arasındaki savaş oldukça kritik bir noktaya gelmişti. Sparta Kralı, çok büyük bir ordu ile üzerine gelen Perslileri durdurabilmek için zamana ihtiyacı olduğunun farkındaydı. Tüm Yunanistan´ı birleştirerek kendisinin de güçlü bir ordu yaratabilmesi için zaman gerekli idi. Bu gereken zamanı kendi-sine sağlayacak olansa 300 adet çok iyi yetişmiş askerdi. 300 asker için bu görev tam anlamı ile bir intihar görevi olsa da, cesaretlerinin doruğunda, ülkeleri için mücadele edeceklerdi.

Buradan bakıldığında mitolojik epik bir hikâyenin ekrana yansıması gibi gözüken filmin içine saklı mesajlar ise hikâyenin çok ötesine bakmanızı sağlıyordu tabii ki dikkatli baktığınızda…

Termopylae, Batı ile Doğu’nun savaşıydı; Batı iyiyi, Doğu ise kötüyü temsil ediyordu. Sparta sadece 300 kişi ile savunulmak zorundaydı çünkü senatodan savaş kararı çıkmamıştı. Kral kendi muhafızlarım dediği 300 kişi ile Pers Kralının karşısına çıkmak zorundaydı çünkü o demokrasiye inanmış, bu uğurda canını fedâ edebilecek bir komutandı, tıpkı Batılı liderler gibi. Onlara göre Spartalı askerler özgür, Pers ordusu ise kölelerden oluşuyordu. Yakışıklı Spartalıların yanında çok çirkin ve birer ucubeydiler. Filmin başında Pers elçisi, Sparta Kralının karısı konuştuğunda “Bu kadın nasıl oluyor da erkeğin yanında konuşabiliyor.” diye sormuştu. Çünkü özgür kadın düşüncesi sadece Batı dünyasına aitti, Doğu’da ise kadınlar köleydi; diğer herkes gibi. Tüm bu mesajların içinde gizli bir diğer mesaj şuydu: Birleşmiş Milletler kararı olmasa dahi demokrasi tehlikeye düştüğü anda ABD orada olacak ve sizler için ölecektir. Tüm dünya artık ABD’nin istediği demokrasiyi yaşamak zorunda hissediyorken kendisini, Vietnam sendromunu uzun süre üzerinden atamayan Amerikan toplumu yeniden savaşa ikna edilirken, üstün Amerikan gücü düşmanlara korku salmaya devam ediyordu.

Söz ölümden açılmışken Pers ordusunun efsane olma sebebi ölümsüz olmalarıydı ve kral Pers askerlerini kılıçtan geçirirken şöyle diyordu “Bakalım gerçekten ölümsüzler miymiş?” Doğu dünyasındaki şehitlik kavramının ince bir mesajla hicvi bu olsa gerek…

3 Ağustos 1945'de ilk atom bombası Japonya'nın Hiroşima kentine düşmesinin hemen ardından Amerika Başkanı Truman, radyodan halka sesleniyordu. Truman konuşmasında şöyle diyordu: “Bugün, ilk atom bombası Hiroşima’ya atılmıştır. Bir askeri üsse… Savaşın acılarını azaltmak ve binlerce genç Amerikalının hayatını kurtarmak amacıyla bu bomba kullanıldı. Japonya’nın savaşma gücünü tamamen yok etmek için, yeniden kullanabiliriz.” Amerika Başkanının konuşması, tıpkı şimdikiler gibi tanıdık bir şekilde başlayıp yine tanıdığımız bir sonla bitiyordu: "Tanrı Amerika’yı korusun."

Bugün en önemli psikolojik operasyonlar terör üzerinden yapılmaktadır. Terör ise korkudan beslenmektedir. “Terörizm ‘hesaplı’ bir şiddettir. Amacı olabildiğince çok insan öldürmek değil, kitlelerin eylemlerinden etkilenmesini sağlamaktır. Kitlelerin dehşete kapılmasını, bir umutsuzluk içinde teröristin isteklerine boyun eğilmesinden başka çare olmadığını düşünmesini sağlamaktır.” Teröristin de arzuladığı sonuç budur. Otoritenin zayıflatılması, insanların geleceklerini görememesi, tedirginlik ve sisteme inançsızlığın yaratılmasıdır.

Tüm bunlar önce zihinlerde bir canavar yaratır. İnsanlar korktukları şey karşısında daha kolay teslim olurlar. Terörün zihinlerde yaptığı tam da budur işte. Önce onlardan olmayan herkesin düşman ya da hedef olduğu gerçeğine inandırır, ardından sürekli canınıza kastetmiş bir hasmınızın olması davranış normlarınızı, hareket tarzınızı değiştirmeye başlar. Terörün belki de en önemli amacı işte böyle güvensizlik ya da belirsizlik ortamı yaratmasıdır. Güvensizlik, terörün seyircisi durumundaki insanlarda geleceğe yönelik kaygıları artırırken, belirsizlik ise buna ek olarak bir kontrolsüzlük duygusu verir. Ortaya çıkan bu kontrolsüzlük duygusu, toplumlar arasında ayrışmayı derinleştirirken zihinlerde de güvenlik sağlama duygusunu arttırmaktadır.

Kaygılar aynı şekilde düşünen insanları bir araya getirir ve hareket ettirir ancak bu hareket yönü, aslında eylemi planlayanlarca sizin çekilmek istendiğiniz, ustaca hazırlanmış, tasarlanmış bir yönden başkası değildir.

Horatius’un dediği gibi “Korkunun kucağında yaşayanlar asla özgür değillerdir.”

 

Bora İYİAT

 
  "Apocalyptic (kıyametçi) Terörizm ve Aum Shinrinkyo"   2012-04-16
  "Dünya Gıda Güvenliği Zirvesi: 1 Milyar İnsan Açlıkla Mücadele Ediyor!"   2012-03-23
  "Dünya Gıda Güvenliği Zirvesi (II):Türkiye'nin Açlıkla Mücadele Konusundaki Yaklaşımları"   18.11.2009
  "Putin’in “Avrasya Birliği” Bildirisinin Ukrayna Parlamentosunda Tartışılıyor Olmasının Düşündürdükleri"   12.11.2011
  "Başlarken"...   2012-04-15 21:47:16
  "Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü: güvenlik arayışı ve yeni tehditleri önleme misyonu (1)"   18.08.2011
  "Ermenistan Açılımı ve Geleceği: Başkan Obama 24 Nisan'da Sözde Soykırım Sözünü Kullanacak Mı?   2012-04-07
  Aliyev Yönetimi Nere(ler)de Yanlış Yapıyor?   2012-02-03
  "Yükselen Güç" Çin'in Türkiye Hesapları...   2012-02-23
  Batı'nın Soykırım Siyasetindeki Sırıtan Yüzü: "Hocalı"...   2012-02-28
 
Ana Sayfa Hakkımızda Haberler Analizler Röportajlar Projeler Duyurular Raporlar Makaleler Yasal Uyarı İletişim
  Soft&Design N.ROGLU