Videolar Linkler RSS Site Haritası
 
 
 
 
Untitled Document
» Konular / Afrika/ 'Güney Sudan Birinci Yaşını Buruk Kutladı '

Yazarlar
  Mehmet Seyfettin EROL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Alaeddin YALÇINKAYA
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Elşan İZZETGİL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Ceren GÜRSELER
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Musa KARADEMİR
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  İsmail CİNGÖZ
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
Diger yazarlar »
  Eklenme Tarihi: 2012-07-17 23:03:02
'Güney Sudan Birinci Yaşını Buruk Kutladı '

1955-72 ve 1983-2005 tarihleri arasında gerçekleşen Sudan’daki iç savaştan günümüze bağımsız bir devlet olarak gelen Güney Sudan, bu yıl bağımsızlığının birinci yıldönümünü kutladı. Ekonomik ve özellikle alt yapı sorunlarının yanında, siyasi gerginlikler ve istikrarsızlıktan dolayı ilk yıldönümü kutlamaları buruk geçti.

İç savaşın başladığı günden bu yana gündemdeki yeri değişse de Güney Sudan’ın bağımsızlığı seçenekler arasındaki yerini korumuş ve bağımsız bir devlet olması durumunda kısa ve orta dönemde büyük sorunlara maruz kalacağı tahmin edilmişti. Bağımsızlığın yaklaştığı günlerde Güney Sudan çok zor bir tabloyla karşılaşmış ve yardıma ihtiyaç duyduğunu açıklamıştır. Bugüne gelindiğinde ise Güney Sudan için yapılan olumsuz tahminlerin büyük ölçüde gerçekleştiği görülmektedir. Böylelikle, gerek Güney Sudan’da, gerekse de kuzey ile olan ilişkilerinde istikrarın ve barışın kısa dönemde sağlanmasının zor olduğu görülmektedir.

Güney Sudan’ın karşı karşıya kaldığı sorunları iki başlık altında toplamak mümkündür: Kuzey komşusuyla yaşadığı çekişmeler ve kendi sınırları içerisinde yaşadığı iç sorunlar. Güney Sudan’ın kendi sınırları içerisinde bugün karşı karşıya kaldığı sorunlar, daha çok ekonomik sorunlar ve özellikle alt yapı yetersizlikleri ile ilgilidir. Yol, su ve elektrik dağıtımındaki problemler hâlâ aşılamamış; bürokratik eksiklikler de halen devam etmektedir.

Yeni bir döneme giren ülkede dış yardım çağrıları bizzat Güney Sudanlı yetkililer tarafından yapılmaktadır. İç savaşın temel nedeni olan Hartum yönetiminin izlediği dışlayıcı politikalar, bu eksikliklerin en önemli nedeni olarak gösterilebilir. Örneğin, Güney Sudan’a yeteri kadar kaynak ve siyasi temsil ayrılmamıştır. Ayrıca, kuzeydeki 1,5 milyon Güney Sudanlının ve çevre ülkelerde yaşayan Güney Sudanlıların “yeni ülkelerine” gelmesiyle oluşacak fazla nüfusun, zaten kıt olan kaynaklar üzerindeki baskıyı arttırıp gerginliğe sebep olabileceği düşünülmektedir.

Kuzey ve güney arasındaki iç savaşın bazı nedenleri halen geçerliliğini korumakta; bu yüzden de iki komşu ülke arasında zaman zaman gerginlikler yaşanmaktadır. Güney; kuzeyden etnik yapı, kimlik, tarih, coğrafya, din, dil, iklim ve sahip olduğu kaynaklar gibi birçok özelliklerle ayrılmaktadır. İki bölge arasındaki ayrım, aslında sömürge yönetimine dayanmaktadır. İngiltere sömürgesi altında Güney Sudan, ayrı bir idarî yönetime sahipti. Bu durum, millî birliğin sağlanmasını zorlaştıran bir unsur olmuştu. Böylelikle, Sudan’dan ayrılarak bağımsız bir devlet kurma fikri, Güney Sudan için sürekli gündemde kalmıştır.

İki kesim arasındaki bu sıkıntılı süreç, imzaladıkları antlaşmaların ve bu antlaşmaların beraberinde getirdiği her noktada sorun yaşanmasına neden olmuştur. Belirleyici nitelikteki konuların ele alınmasını erteleyen Kapsamlı Barış Antlaşması’nın içeriğinin sorunlu olmasının yanında, KBA’nın iki kesim tarafından farklı algılanması da süreci zorlaştırmıştır. “Bir devlet, iki sistem” ilkesiyle formüle edilen antlaşmayı, Hartum, federe bir yapı olarak algılarken; güney ise kendisine konfederasyon ve ayrılma seçeneğinin sunulduğunu savunmuştur. Bunun yanında KBA’nın hem imzalanmasında hem de uygulanmasında yaşanan sıkıntılar, antlaşmanın bir parçası olan Güney Sudan referandumunda da kendini göstermiştir. Hazırlıklar, KBA’nın öngördüğü zaman sürecinde tamamlanamamıştır. Güvenliğin sağlanamaması, sınırların çizilmesinde anlaşmazlık, seçmen başvurusu, Güney Sudan Referandum Komisyonu’nun atanması ve Abyei referandumuna hazırlık gibi önemli konularda yaşanan sorunlar ve eksiklikler, referandumun ertelenebileceği ve hatta iki taraf arasında silahlı çatışmaların yaşanabileceği ihtimalini gündeme taşımıştı.

Mevcut dönemde devam eden sorunların en önemlileri; sınırların hâlâ çizilmemesi ve Abyei gibi petrol bölgelerinin statüsünün belirsizliği gösterilebilir. Abyei örneğinde görüldüğü üzere, sorunlar iki kesim arasında gerginliğe, hatta silahlı çatışmalara neden olabilmektedir. Petrol üretimine dair altyapının kullanılmasında ve iki ülkenin Abyei’deki askerî birliklerinin çekilip çekilmediğine dair tartışmalar yaşanmaya devam etmektedir.

Kuzey ve güney arasında bulunan petrol bölgesi Abyei’de, Haziran 2011’de antlaşma imzalanmış; bölge halkının siyasi geleceğini belirleyecekleri referandum hâlâ gerçekleşmemiştir. Öte yandan sınırların çizilmemesi, isyancı güçlere verilen destek Güney Kordofan, Mavi Nil gibi bölgelerde istikrarsızlığa neden olmaktadır. Petrolün çıkarılması ve dağıtımı da iki ülke ilişkilerinin sıklıkla gerilmesine neden olmaktadır. Ayrıca, isyancı güçlere destek verildiğine dair suçlamalar, Güney Sudan’ın ayrılmasıyla bulundukları ülkede yabancı konumuna düşen vatandaşların durumu[1], borcun iki ülke arasında paylaştırılması gibi sorunlar, iki taraf arasındaki gerginliği canlı tutmaktadır.

Yukarıda bahsedilen nedenlerden dolayı, kuzey ve güney arasındaki anlaşmazlıklar ve silahlı çatışmalar yeniden ortaya çıkmaktadır. Güney Sudan bağımsızlığını kazansa bile, iki taraf arasında çatışmaların yaşanabileceği referandum öncesinden dile getirilmekteydi.

2011 Temmuz’unda gerçekleşen referandum ile Güney Sudan bağımsızlığını kazandı, ancak Nisan 2012’de iki taraf arasından çatışmalar yeniden başladı. Gerginliğin nedeni, KBA’da ele alınması ertelenen petrol bölgesi Heglig üzerinde iki tarafın da hak iddia etmesiydi. Nisan ayında Heglig bölgesinin Güney Sudan tarafından ilhak edilmesi ve bombalaması, çatışmaları tetiklemiş ve Sudan, Güney Sudan’daki bazı köyleri bombalamıştı. Daha sonra, Afrika Birliği öncülüğünde iki taraf arasında müzakereler gerçekleşti ve Mart’ta ateşkes antlaşması yapıldı, ancak uygulanamadı. Temmuz başındaki görüşmelerde ise ilerlemeler sağlandığı ifade edilmiş; tartışmalara son verme kararı alınmış, fakat antlaşma imzalanamamıştır. BM de iki tarafa sınırlarını çizmek ve petrol paylaşımını sağlamak için Ağustos başına kadar süre tanımıştır.

Temmuz ortasında Sudan lideri Ömer el-Beşir ile Güney Sudan lideri Salva Kiir, Etiyopya’nın başkenti Addis Ababa’da olayların başlamasından bu yana ilk defa bir araya geldiler. Afrika Birliği Zirvesi esnasında görüşen liderler, BM’nin anlaşmaya varmaları için verdiği tarih olan 2 Ağustos’a kadar aralarındaki sorunları çözmeye çalışacaklarını açıkladılar ve bu doğrultuda müzakere ekiplerine süreci hızlandırma çağrısında bulundular.

Sonuç ve Değerlendirme

Güney Sudan, 20 yılı aşkın bir iç savaştan ve sayısız müzakerelerden sonra self-determinasyona başvurarak bağımsızlığını elde etmiştir. Böylelikle Sudan ve Güney Sudan arasında İngiliz sömürgesi döneminde başlayan ve bugüne kadar devam eden çatışmaların ve gerginliklerin sonlanacağı umulmuş, fakat bu tahminler henüz gerçekleşememiştir. Güney Sudan’ın bağımsızlığını kazanması, tarihsel anlaşmazlıkları derinleştirmiş; sorunlar sarmal haline gelmiştir.

Bunun yanında self-determinasyonun ayrılık yönünde kullanılması, Güney Sudan’ın Hartum yönetiminin dışlayıcı politikalarından kurtulması ve böylelikle gelişmesinin önündeki engellerin kalkması olarak yorumlanmıştı. Fakat, geçen bir sene, Güney Sudan’ın çokça eksikliğe sahip olduğunu bir kez daha göstermiş oldu. Güney Sudan’ın başta devlet altyapısı ve kurumlarındaki eksiklikleri nedeniyle gerek komşularından, gerekse uluslararası toplumdan yardım istemeye devam etmesi muhtemeldir. Ayrıca, birinci yaşını kutlayan yeni devlette istikrarsızlığın devam etme olasılığı da oldukça yüksektir. Örneğin, Sudan’ın 1956 yılında bağımsızlığını kazanmasından bu yana başını ağrıtan etnik sorunlar, Güney Sudan için de sorun teşkil edebilir. Güney Sudan’da farklı etnik gruplar arasında kaynak/gelir/yetki paylaşımının hakça ve eşitçe yapılamaması durumunda gerginliklerin/çatışmaların yoğunlaşacağı ihtimalinin çok yüksek olduğu düşünülmektedir.

Sonuçta, iki komşu ülkenin kendi sosyo-ekonomik ve siyasi gelişmelerini sağlayabilmeleri için birbirleriyle işbirliği içinde olmaları zorunluluk derecesinde önemli bir faktördür. En basit anlatımla, Güney Sudan’ın hinterlandı bulunmazken, Kuzey Sudan ise petrol ihtiyacının büyük bir bölümünü Juba yönetiminden temin etmek durumundadır. Bir başka deyişle, petrol konusunda bu iki ülkenin işbirliği yapmaları yaşamsal öneme sahiptir. El-Beşir ve Kiir’in uzun zamandan sonra Afrika Birliği vesilesiyle bir araya gelmesi, en azından çözüm için masaya oturmanın ilk seçenekler arasında bulunduğunu bir kez daha göstermiştir. Ne var ki, Darfur sorununda gerginliklerin yeniden tırmanması durumunda müzakerelerin yavaşlaması ya da durması gündeme gelebilir. Zaten Hartum, Juba’yı Darfur’daki sürece müdahale etmemesi ve isyancı gruplara destek vermemesi konularında uyarmaktadır. Ayrıca, Haziran sonunda Hartum’da öğrencilerin başlattığı gösterilerin şiddet olaylarına dönüşmesi, Hartum-Juba görüşmelerinin gündemde aşağılara düşmesine neden olabilir. Söz konusu gösteriler, “Arap Baharı”nın Sudan ayağı olarak lanse edilmektedir.

 

Ceren Gürseler 



[1] Sudan’da 500 bine yakın Güney Sudanlının, Güney Sudan’da da 80 bine yakın Sudanlının bulunduğu tahmin edilmektedir. “UN Passes Resolution Threatening Sanctions on Sudan”, BBC News, http://www.bbc.co.uk/news/world-africa-17926846, 2Mayıs 2012.

 
  "Dengesizliğin Dengeleyici Gücü" Olabilmek...   2012-04-16
  "Türkiye'nin Normatif Değerler İle Realpolitik Arasında Sıkıştığı Alan Libya ve Suriye Örnekleri"   2012-04-17
  "Başlarken"...   2012-04-15 21:47:16
  "Türkiye İçin Yeni Bir Dış Politika Karar Verme Modeli Önerisi"   2012-04-17
  "İkinci Marmara Seferini Yeniden Düşünmek"   2012-04-17
  "Türk Dış Politikası ve Kamu Diplomasisi"   2012-04-17
  Arnavutluk’ta “Yeni Milliyetçilik” Rüzgarı   2012-04-21
  "Türk Dış Politikasının İşleyişi Üzerine Bir Değerlendirme"   2012-04-18 23:26:39
  "Küreselleşen Dünya’da, Devletlerin Daha Demokratik Dış Politika Karar Verme Sürecine İhtiyacı Vardır"   2012-04-17
  "Dış Politika Yaklaşımlarındaki Dönüşüm"   2012-04-20
 
Ana Sayfa Hakkımızda Haberler Analizler Röportajlar Projeler Duyurular Raporlar Makaleler Yasal Uyarı İletişim
  Soft&Design N.ROGLU