Videolar Linkler RSS Site Haritası
 
 
 
 
Untitled Document
» Konular / Afrika/ "Türk Dış Politikasında Afrika: “Osmanlı Mirası Üzerine Ortak Gelecek - Etkinlik Arayışları”(II)"

Yazarlar
  Mehmet Seyfettin EROL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Alaeddin YALÇINKAYA
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Elşan İZZETGİL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Ceren GÜRSELER
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Musa KARADEMİR
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  İsmail CİNGÖZ
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
Diger yazarlar »
  Eklenme Tarihi: 2012-05-17 23:23:35
"Türk Dış Politikasında Afrika: “Osmanlı Mirası Üzerine Ortak Gelecek - Etkinlik Arayışları”(II)"
  1. A.    Siyasi İlişkiler

Soğuk Savaş’ın sona erip uluslararası sınırlamaların kalktığı 1990’larda ise Türkiye, dış politika vizyonunu genişletip çeşitli bölge ve ülkeleri ilgi alanına dâhil etmeye başlamıştır. Söz konusu coğrafyaların arasında Afrika da yer almaktadır. Resmi anlamda ve bütünlüklü bir değerlendirme bağlamında Afrika ile münasebetlerin geliştirilmesi amacını taşıyan ilk belge 1998 yılında “Afrika’ya Açılım Eylem Planı” adı altında kabul edilmiştir[1].  Bu belge ile;

-          Afrika ülkeleri ile Türkiye arasında yüksek düzeyli ziyaretlerin gerçekleştirilmesi,

-          Çeşitli uluslararası örgütler içinde kıta devletleri ile temasların arttırılması,

-          İnsani yardımların yapılması,

-          Afrika’daki diplomatik temsilciliklerin sayısının arttırılması,

-          BM’nin kıtaya yaptığı ekonomik ve teknik yardım programlarına katkı sağlanması,

-          Ekonomik, teknik-bilimsel ve ticari işbirliği anlaşmalarının imzalanması,

-          Teknik düzeyde bakanların ve uzmanların Türkiye’ye davet edilmesi,

-          Afrika Kalkınma Bankası’na bağışçı ülke olarak üye olunması,

-          Afrika İthalat-İhracat Bankası’na üye olunması,

-          Karşılıklı iş adamları ziyaretlerinin ve iş konseylerinin tertip edilmesi ilkeleri kabul edilmiştir[2].

Afrika Eylem Planı, Türkiye’nin bir bütün olarak Afrika’ya ilgisinin başlaması açısından bir milat kabul edilebilir. Bundan sonraki süreçte kat edilen aşamalar bu plan çerçevesinde hayata geçirilmiştir. Buna örnek olarak 2003 yılında “Afrika Ülkeleriyle Ekonomik İlişkilerin Geliştirilmesi Stratejisi” kabul edilerek bu kez ekonomik münasebetlerin ilerletilmesi amaçlanmıştır. Bunun sonucu olarak Afrika’da yeni ticari müşavirlikler açılmıştır[3]. 2005 yılı Türkiye’de “Afrika Yılı” olarak ilan edilmiş ve aynı yıl Türkiye Afrika Birliği toplantılarına gözlemci üye olarak katılma hakkını elde etmiştir. Bütün bu gelişmeler ikili ilişkilerin hangi noktaya ulaştığını göstermesi bakımından önem arz etmektedir[4].

2005 yılına ait zikredilmesi gereken bir başka gelişme ise Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Etiyopya ve Güney Afrika’ya yaptığı ziyarettir[5]. Türkiye, yaptığı bu girişimlerin meyvelerini 2008 yılında Afrika Birliği Addis Ababa Zirvesi’nde stratejik ortak ilan edilerek toplamıştır. Aynı şekilde Ekim 2008’de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi geçici üyeliği için yapılan oylamalarda Türkiye, Afrika ülkeleri nezdinde oldukça başarılı bir kulis çalışması yaparak 2009-2010 dönemi üyeliğine seçilmiştir. Bu seçimde Afrika ülkelerinin blok halinde kullandığı oylar, söz konusu başarının başlıca faktörü olmuştur.

Türkiye’nin Afrika’ya yönelik girişimleri arasında en önemlisi sayılan gelişme ise Ağustos 2008’de İstanbul’da toplanan “Türk-Afrika İşbirliği Zirvesi”dir. Zirveye 49 Afrika ülkesinden 6 devlet başkanı, 5 devlet başkan yardımcısı, 7 başbakan, 1 başbakan yardımcısı, 14 dışişleri bakanı ve 12 değişik icracı bakan katılırken 11 adet uluslararası örgütten temsilciler toplantılarda yer almıştır[6]. Zirve sonunda “Türkiye-Afrika İşbirliği İstanbul Deklarasyonu: Ortak Bir Gelecek İçin İşbirliği ve Dayanışma” ve “Türkiye-Afrika Ortaklığı İçin İşbirliği Çerçevesi” adlı iki belge katılımcılar tarafından kabul edilmiştir[7].

Adı geçen belgelerde kabul edilen prensipler kısaca şu şekilde sıralanabilir:

  • Hükümetler arası işbirliği;
  • Ticaret ve yatırım;
  • Tarım, kırsal kalkınma, su kaynaklarının yönetimi, KOBİ’ler, sağlık, altyapı, enerji, ulaşım, iletişim, eğitim, kültür, turizm, çevre ve medya;
  • Barış ve güvenlik konularında işbirliğinin yapılması

Bu konuların yanı sıra; Türkiye-Afrika Zirvesi’nin her beş yılda bir dönüşümlü olarak Türkiye ve Afrika’da düzenlenmesi, ikinci zirvenin 2013 yılında Afrika’da gerçekleştirilmesi, Eylem Planı’nın uygulanış sürecini değerlendirmek ve bir sonraki zirveye hazırlık yapmak amacıyla zirveler arasında kalan dönemin her üçüncü yılında bakan düzeyinde bir gözden geçirme konferansının düzenlenmesi yönünde kararlar alınmıştır[8].

2008 Zirvesi’nin Afrika ile kurulacak diplomatik ilişkiler bağlamında sahip olduğu önem, Afrika’da tesis edilecek Türk büyükelçilikleriyle ilgilidir. Nitekim dönemin Dışişleri Bakanı Ali Babacan zirve toplantılarından kısa bir süre önce yaptığı konuşmada, kıta genelinde on beş yeni büyükelçiliğin açılmasının planlandığını ifade etmiştir[9]. Bununla birlikte Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, zirve vesilesiyle toplam 49 Afrika ülkesi temsilcisiyle birebir görüşme yapma imkânı bulmuşlardır ve bu durum Cumhuriyet tarihinde ilk kez gerçekleşmiştir.  

Bunun yanında zirve toplantılarının Türkiye kamuoyunda tartışılan bir diğer yönü, İstanbul’a davetli olarak gelen Sudan Devlet Başkanı Ömer el-Beşir’in Cumhurbaşkanı Abdullah Gül başta olmak üzere Türk devlet erkânınca sıcak biçimde ağırlanması olmuştur. El-Beşir yönetiminin Türkiye’ye davet edilip ağırlanması, Sudan’daki Darfur Olayları sırasında insan hakları ihlali yaptığı gerekçesiyle kimi çevrelerce eleştirilmiştir. Benzer eleştiriler Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM) el-Beşir hakkında tutuklama emri çıkarmasına rağmen, Kasım 2009’da Türkiye’de gerçekleştirilen İSEDAK Liderler Zirvesi’ne davet edilmesi sebebiyle dile getirilmiştir. Bu konunun Türk dış politikasında etik tartışmalarını gündeme getirmesi bir yana, ülkemiz açısından dile getirilmesi gereken kısmı Türkiye’nin UCM’yi teşkil eden Roma Anlaşması’na taraf olmaması ve ayrıca söz konusu toplantının bir ziyaret değil uluslararası zirve olması dolayısıyla Türk yetkililerinin el-Beşir’in gelişini engellemesine imkân bulunmamasıdır.

2008 Zirvesi’ne Afrika’dan ancak altı devlet başkanının katılması ve diğer devletlerin bir kısmının yüksek düzeyde katılım göstermemesi, bu ülkelerin Türkiye’nin hedefleri hakkında yeterince bilgilendirilmemiş olmaları ve muhtemel bir sömürge amacının varlığından endişe etmeleriyle açıklanabilir. Bu noktada Türkiye’ye düşen görev, Türkiye-Afrika ilişkilerinin temelinde karşılıklı “kazan-kazan” anlayışının yattığını muhataplarına ifade etmektir.

Ayrıca, Türkiye’nin kıta ile ilişkilerinde Osmanlı döneminden kalan olumlu tecrübeler, kendini Afrika’ya kabul ettirmede önemli bir avantaj teşkil edecektir ki, Başbakan Erdoğan’ın 2011 yılı Ağustos ayında Somali’ye gerçekleştirdiği ziyaret kapsamında ortaya konulan ifadeler ve Libyalı muhalif grupların Osmanlı’ya olan vurguları bu hususu fazlasıyla destekleyen gelişmelerden sadece bir kaçını oluşturmaktadır. 

Dipnotlar

1)      Numan Hazar, Küreselleşme Sürecinde Türkiye Afrika İlişkileri, Yeni Türkiye Yayınları, Şubat 2003, s. 24-25.

2)      “Türkiye-Afrika İlişkileri”, a.g.e.

3)      Ali Engin Oba, “Türkiye’nin Afrika Politikası Etkinleşirken”, TASAM İnternet Sitesi, (Erişim)  http://www.tasamafrika.org/tr/arsiv/makaleler/227-tuerkiyenin-afrika-politikas-etkinleirken.html, 25 Ağustos, 2008.

4)      Ufuk Tepebaş, “Türkiye’nin Afrika Açılımı ve Türkiye Afrika İşbirliği Zirvesi”, TASAM İnternet Sitesi, http://www.tasam.org/index.php?altid=2515

5)        Mehmet Özkan, “Turkey Discovers Africa: Implications and Prospects”, SETAV İnternet Sitesi, Eylül 2008, Sevilla Ünv. İspanya, http://www.setav.org/document/Policy_Brief_No_22_Mehmet_Ozkan.pdf?phpMyAdmin=e008732753bf014f26cf3b79aa21f1f1

6)       “Türkiye-Afrika İlişkileri”, Dışişleri Bakanlığı Resmi İnternet Sitesi, (Erişim); http:/mfa.gov.tr/turkiye-afrika-iliskileri.tr.mfa, 2 Ekim 2011.

7)      Dışişleri Bakanlığı Resmi İnternet Sitesi, a.g.e.

8)       “Türkiye-Afrika Ortaklığı İçin İşbirliği Çerçevesi”, Dışişleri Bakanlığı Resmi İnternet Sitesi, (Erişim) http://africa.mfa.gov.tr/framework-of-cooperation-for-africa-_-turkey-partnership.tr.mfa, 3 Ekim, 2011. 

9)       Mehmet Özkan, a.g.e.  

Doç. Dr. Mehmet Seyfettin EROL           

Ahmet Said ALTIN 

 
  "Dengesizliğin Dengeleyici Gücü" Olabilmek...   2012-04-16
  "Türkiye'nin Normatif Değerler İle Realpolitik Arasında Sıkıştığı Alan Libya ve Suriye Örnekleri"   2012-04-17
  "Başlarken"...   2012-04-15 21:47:16
  "Türkiye İçin Yeni Bir Dış Politika Karar Verme Modeli Önerisi"   2012-04-17
  "İkinci Marmara Seferini Yeniden Düşünmek"   2012-04-17
  "Türk Dış Politikası ve Kamu Diplomasisi"   2012-04-17
  Arnavutluk’ta “Yeni Milliyetçilik” Rüzgarı   2012-04-21
  "Türk Dış Politikasının İşleyişi Üzerine Bir Değerlendirme"   2012-04-18 23:26:39
  "Küreselleşen Dünya’da, Devletlerin Daha Demokratik Dış Politika Karar Verme Sürecine İhtiyacı Vardır"   2012-04-17
  "Dış Politika Yaklaşımlarındaki Dönüşüm"   2012-04-20
 
Ana Sayfa Hakkımızda Haberler Analizler Röportajlar Projeler Duyurular Raporlar Makaleler Yasal Uyarı İletişim
  Soft&Design N.ROGLU