Videolar Linkler RSS Site Haritası
 
 
 
 
Untitled Document
» Konular / Afrika/ 'Arap Baharı'nın Enerji Boyutu'

Yazarlar
  Mehmet Seyfettin EROL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Alaeddin YALÇINKAYA
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Elşan İZZETGİL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Ceren GÜRSELER
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Musa KARADEMİR
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  İsmail CİNGÖZ
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
Diger yazarlar »
  Eklenme Tarihi: 2012-05-11 22:59:32
'Arap Baharı'nın Enerji Boyutu'

Şüphesiz ki uzun yıllar sonra bakıldığında tarihteki önemi daha iyi anlaşılacak olan ve Arap Baharı olarak adlandırılan, Arap dünyasında yaşanan olaylar zinciri uluslararası alanda pek çok farklı açıdan incelenerek gündemdeki yerini korumaktadır. Tunus'ta başlayan ve kısa bir sürede Kuzey Afrika ve Orta Doğu coğrafyasını büyük bir bunalıma sokan gelişmeler, halk hareketleri olarak görülmesinin yanında devletlerin hareketleri olarak da algılanmalıdır. Çünkü halk ayaklanmalarının patlak vermesiyle birlikte bölgenin yeniden yapılanması ve kaynakların paylaşılması, bölge dışı devletlerin yeni çekişme konusunu oluşturmuştur.

Arap Baharı hareketlerinin az ya da çok etkili olduğu ülkelerin[1] birincil fosil kaynaklarının incelenmesi bu sürecin yaşanmasında etkili olan nedenlerden birini ya da sonuçta yaşanacak gelişmeleri ortaya koymada yararlı olacaktır. 2011 yılı verilerine göre dünyanın kanıtlanmış petrol rezervlerinin Tunus %0.05, Cezayir % 0.9, Mısır %0.3, İran %9.9, Irak %8.3, Libya %3.4, Suudi Arabistan %19.1, Suriye %0.2, Yemen ise 0.2'sini elinde bulundurmaktadır. Doğalgaz rezervlerinde ise Cezayir %2.4, Mısır %1.2,  İran %15.8, Irak %1.7, Libya %0.8, Suudi Arabistan %4.3, Suriye %0.1 ve Yemen %0.3'lük paya sahiptir[2]. Pek çok yorum, adı geçen ülkelerde daha fazla birincil fosil rezervlerinin bulunduğu ve yeni araştırmalarla bu ülkelerin kontrol ettiği yüzdelerin ilerleyen yıllarda daha da yükseleceği yönündedir.

Orta Doğu ve Kuzey Afrika coğrafyasını derinden etkileyen olayların altında yatan ana neden her ne olursa olsun, sürecin içine bölge dışı ülkelerin bu denli müdahil olmasını sadece demokratik halk hareketlerine destek olarak algılamak sığ bir düşüncenin ürünüdür. Örneğin, 1966'da ayrıldıktan sonra, 2009 yılında NATO'nun askeri kanadına tekrar dönen Fransa'nın [3], NATO'nun Libya müdahalesinde bu kadar etkin olmasını tek başına insan haklarını koruma hareketi olarak düşünmek yanlış olacaktır. Müdahale sonrasında Fransa Cumhurbaşkanı'nın iş adamlarıyla beraber Libya'ya düzenlediği geziler ve krizler öncesinde bu ülke yatırımlarında en çok söz sahibi olan ülke olan Türkiye'ye aldığı dışlayıcı ve zaman zaman düşmanca tavır, Libya'nın yeraltı ve yerüstü kaynaklarının Arap Baharı sürecinin bir parçası haline getirildiğini anlamak için yeterli bir örnektir[4].

Arap Baharı'yla, Libya ve Mısır gibi ülkeler köklü değişimler yaşarken bazı devlet yönetimleri de yumuşama eğilimine girmiş ve dış dünyadan gelen isteklere cevap vermek zorunda kalmıştır. Bu rüzgar kimi ülkelerin üzerinde ciddi hasarlar bırakmış, kimilerini korkutmuş ve Suriye gibi direnen ülkeleri de büyük bir kargaşaya sürüklemiştir. Hemen hemen tüm bölge ülkeleri ya maddi yıkım görmüş ya da büyük bir ruhsal bunalımı tecrübe etmiş ve yeniden yapılanma sürecine girmiştir.

Arap Baharı'nı oluşturan nedenler ve içinde bulunduğumuz sürecin gidişatından çok konuşulan nokta, sonrası dönemde tüm bu ülkelerin nasıl yeniden inşasının yapılacağı ve bu inşada hangi ülkelerin daha etkin rol oynayacağıdır. Şüphesiz ki yeniden inşa sürecinde yeraltı kaynaklarının, özellikle birincil fosil kaynaklarının paylaşımı da en önemli konuyu oluşturacaktır. Sürece tanıklık eden hemen hemen tüm ülkeler birincil fosil kaynaklar yönünden ya zengindir ya da bu ülkelerin yapılacak derinlemesine çalışmalarla rezerv zengini sınıfına yükselme ihtimalleri vardır. Bu kapsamda, bölge dışı ülkelerin halk ayaklanmalarına verdikleri desteğin salt bir demokrasi aşkı olduğunu söylemek, pembe gözlüklerle dünyaya bakmaktır. Böylece, özellikle Libya, Mısır, Tunus ve Suriye gibi ülkelerde olaylar tamamen bitip kalıcı yönetimler kurulduktan sonra yeraltı kaynaklarının işletilmesi için yapılacak anlaşmalarda hangi devletlerin ve şirketlerin etkin olduğunun bilinmesi, yarından bugünü anlamayı kolaylaştıracaktır.

Arap Baharı sürecinde en sancılı süreci yaşayan ülke hiç şüphesiz Suriye'dir çünkü Suriye devleti ne Suudi Arabistan ve Umman gibi halkına yeni haklar vermiştir, ne Suriye yöneticileri Tunus ve Yemen yöneticileri gibi istifa etmiştir, ne Beşar Esad, Hüsnü Mübarek gibi sorgulanabilmiştir ne de dış güçler Libya'da NATO'nun yaptığı gibi Suriye'ye askeri bir harekat düzenleyebilmiştir. Suriye yönetiminin Annan Planı'nı kabul etmesine rağmen hala Arap Baharı sürecine boyun eğmemesinin en önemli nedenini dış dünyadan aldığı tepki kadar aldığı destekte aramak gerekmektedir. Olası bir müdahalesinin konuşulduğu bir dönemde Rusya Federasyonu, İran ve Çin'in, Suriye'ye herhangi bir askeri müdahaleye karşı çıkmalarının altında yatan nedenlere, Suriye'nin Batı güçlerinin eline geçmemesi gereken stratejik bir nokta olması yanında bu ülkenin üzerinde bulunduğu petrol, doğalgaz ve ayrıca elmas gibi zenginliklerin işletim haklarına sahip olma yarışını da eklemek gerekmektedir. Günümüzde Suriye'de iş nedeniyle önemli miktarda Rus, Çinli ve İranlı bulunmaktadır bu da olası bir Suriye müdahalesinin bu devletlerin çıkarları açısından zararlı olduğunu göstermektedir. Arap Baharı süreciyle Libya'da pek çok alanda Batılı şirketler üstünlüğü elde ederken, Suriye doğulu güçlerin etkinlik alanına girmiştir.

Arap Baharı süreci yoğun halk hareketlerinin arka planında büyük devletlerin yeniden inşa için çekişmelerine de sahne olmaktadır. Bu çekişmenin en etkili olduğu alanlardan biri de hiç şüphesiz ki enerji kaynakları paylaşımı oluşturacaktır. Birincil enerji kaynakların en zengin sahalarından olan Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgelerini etkisi altına alan Arap Baharı'nın görünen etkisinin, ne zaman ve ne şekilde biteceği ayrı bir tartışmanın konusu olmakla birlikte, bölgenin fosil kaynakları üzerinde bölge dışı ülkelerin ve uluslararası şirketlerin etkisinin daha fazla olacağı gerçeği açıktır. Çünkü bu sürecin başından beri Batı ve Doğu güçleri yönetimleri ya da halk hareketlerini/muhalefeti desteklemektedir ve bu desteğin karşılıksız olacağını düşünmek fazlasıyla iyimserliktir. Bu desteğin ödülü, şüphesiz ki ülkelerin yeniden inşa ve enerji kaynağı paylaşımı alanlarında alınmaktadır ve alınmaya devam edecektir.

Emre Çıtak    

 Notlar:

1- Arap Baharı hareketlerinin 1 yıllık çıkış sürecini ayrıntılı şekilde incelemek için bakınız: http://www.guardian.co.uk/world/interactive/2011/mar/22/middle-east-protest-interactive-timeline son erişim: 10.05.2012

2- "BP Statistical Review of World Energy June 2011", (http://www.bp.com/assets/bp_internet/globalbp/globalbp_uk_english/reports_and_publications/statistical_energy_review_2011/STAGING/local_assets/pdf/statistical_review_of_world_energy_full_report_2011.pdf  son erişim: 10.05.2012)

3- NATO'nun Nisan 2009'daki 60. Zirve kararlarına ulaşmak için bakınız: http://www.nato.int/cps/en/natolive/news_52837.htm son erişim: 10.05.2012

4- Fransa'nın Akdeniz politikası ve Arap Baharı sürecindeki tutumu üzerine okunabilecek bir makale: Jean-Robert Henry, "Sarkozy, the Mediterranean  and the Arab Spring", Contemporary French and Francophone Studies,Cilt: 16, Sayı:3, 2012, 405-415. 

 
  "Güney Kore- Hindistan Nükleer İşbirliği ve Nükleer Enerji İkilemi"   2012-03-20
  "Japonya Nükleer Enerjiden Vazgeçmiyor"   2012-03-20
  "Yeni Cazibe Kıtası: Afrika"   2012-03-20
  'Merkez-Köprü Bağlamında Türkiye Enerji Politikası'   2012-03-24
  "Bölgesel Politikada Rogun Projesi"   14.12.2011
  "Avrupa Birliği ve Türkmenistan: Boru hatlarına dayalı işbirliği (2)"   28.08.2011
  "Avrupa Birliği ve Türkmenistan: Boru hatlarına dayalı işbirliği (1)"   04.08.2011
  'Kaya Gazı(Shale Gas), Türkiye'ye Ne Katar?'   2012-04-20
  'Türkiye'nin, Avrupa'ya Enerji Mesajı'   2012-04-23
  'Türkiye ve Yenilenebilir Enerji Kaynakları'   2012-04-28
 
Ana Sayfa Hakkımızda Haberler Analizler Röportajlar Projeler Duyurular Raporlar Makaleler Yasal Uyarı İletişim
  Soft&Design N.ROGLU