Videolar Linkler RSS Site Haritası
 
 
 
 
Untitled Document
» Konular / Rusya-Ukrayna/

Yazarlar
  Mehmet Seyfettin EROL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Alaeddin YALÇINKAYA
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Elşan İZZETGİL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Ceren GÜRSELER
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Musa KARADEMİR
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  İsmail CİNGÖZ
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
Diger yazarlar »
  Eklenme Tarihi: 2012-05-10 16:19:22

21 Nisan 2012 tarihinde Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi Suriye'de Kofi Annan Planı'nın uygulanmasını 3 ay boyunca denetlemek için uluslararası gözlemcilerin sayısının 300 adama kadar arttırılmasına yönelik kararı kabul etti.

Birbirleriyle mücadele eden taraflar Annan Planı'nı ve barışçıl misyon amacını güden gözlemcilere karşı herhangi bir olumsuz tavır takınmadan, bir ağızdan kabul ettiler. Her iki tarafın böyle bir davranışta bulunması, Annan ve gözlemcilerin misyonlarını, herşeyden önce, iktidar için mücadeleye yönelik kullanılan daha evvelki araçlardan farklı olarak, dolaylı enstrüman şeklinde kullanılabilir algılanmasından kaynaklanmaktadır.

Büyük çoğunluğu gerçekten Annan Planı'nın temel amacının Esad rejimini korumak ve Suriye'deki ayaklanmaları durdurmak olduklarını düşünmektedir. Onlar bu fikrini devlet ve muhalefet arasındaki diyaloğu canlandırmanın önemini içeren planın 6. maddesine isnaden dile getirmektedirler. Yine bu kategoridekiler Barack Obama'nın birçok subjektif ve objektif nedenlerden ötürü, Suriye krizini yönetmeyi tamamen Rusya'nın, yani Vlademir Putin'in eline bıraktığını ve Suriye ayaklanmasının başarısızlıkla sonuçlanmasından ABD'yi sorumlu tutmak gerektiğini düşünmektedirler.

Ancak, ABD hiçbir şeyi boşuna yapmaz ve politikada moral değerlere de uymaz. Ayrıca  Mayıs 2012 yılında Rusya'dan karşı atak beklediklerini de gözardı edemeyiz. Örneğin, İran konusunda. Buna rağmen birçok Rus politikacıları, mesela Hazar'ın statüsü konusundaki müzakerelere yeni bir nükleer güce sahip ülkenin katılımına yönelik fikirlerin sıcak karşılanmadığı görüşündeler.

ABD, büyük ihtimalle Suriye'nin kısa süreli perspektifi ile pek endişelenmemektedir. Arap ayaklanmalarının tecrübesi göstermiş olduğu gibi, yeni iktidar koltuklarında daha evvel yasaklanmış İslami örgütler (hareketler) ile lâyık siyasi güçler etkin konumdalar. Suriye de buna benzer eğilimlerden kendisini koruyamayacaktır. Arap baharının başlangıcından bu yana ABD, Rusya'dan farklı olarak eski (yıpranmış) rejimlere iki elle bağlanmaktan kaçınmıştır, aksine boşalan iktidarı doldurabilecek güçler hakkında öngörülerde bulundular ve onlarla temasa geçtiler.

Nitekim, Arap ayaklanmalarından evvel Amerikan diplomasisi ve çeşitli devlet kurumları lâyık muhalefet ile siyasi İslam örgütleriyle (hareketleriyle) temasa geçmeye başlamışlardı. Tüm bunlara ek olarak, Esad rejiminin temel figüranlarına ABD ve AB tarafından çeşitli yaptırımlar uygulanmaktadır, onların çoğu "Uluslararası mahkeme'de" yargılanma tehdidi altındadırlar. Bundan dolayı Başkanlık seçimleri sonuçlanana kadar Suriye ile pek aktifleşmeye gerek yok. Belki de, bakarsın, bu süre zarfında Esad'ı da unuturlar. Ayrıca ayaklanmalar sonucundaki ülke hasarını giderme, Batı'nın desteği olmadan mümkün gözükmemektedir.  

Gerçekten de, günümüzde Suriye alanındaki bölgesel ve uluslararası etkin aktörler ve hatta Annan, Suriye sorununu barışçıl yollarla çözmeyi Esad rejimi ile ona muhalefet edenlerden daha çok, Rusya ile görüşmeyi yeğlemektedirler. Ancak, Rusya'nın Annan Planı'nı uygulamaya yönelik barışçıl girişimlerine rağmen rejim ile muhalefet kendi konumlarını (pozisyonlarını) barış misyonları lehine kullanma isteğinde değillerdir. Ayrıca ülkedeki ayaklanmalardan bu yana Moskova'nın Suriye'ye yönelik politikası da değişmemiştir. Eskiden olduğu gibi, Rusya Federasyonu Esad rejimini desteklemeye devam etmektedir.

Suriye muhalefetinin çeşitli vekilleri arasında Suriye olaylarında Rusya'nın rolü hakkında geniş yorumlar yapılmaktadır. Örneğin, 2000-2001 yılları "Şam Baharı'nın" önde gelenlerinden olan M. Kilo'ya göre, şu anda Suriye'deki sorunların siyasi çözümleri Moskova'nın elindedir.

Heisam Mana'nın görüşü ise, Moskova bundan böyle Esad rejimini destekleme girişimine geri dönmeyecektir. Yine ona göre, K.Annan planının 6. maddesi devletle diyaloğa çağırmaktadır. Muhalefet ise elleri temiz olan devlet enstitülerinin vekilleri ile görüşmeye hazırdırlar. Aref Dalili'ye göre, Rusya Federasyonu'nda hâlâ eski Sovyet geleneği hakimdir ve Moskova devlet ile rejim arasındaki farkı ayırt edememektedir (görememektedir). Bundan dolayı Rusya hâlâ Esad rejimini bırakamamaktadır (desteklemeye devam etmektedir).

Hür iradenin olmadığı ülkedeki rejimin reformları boş laftır ifadesini savunan fikirler, genelde Suriye muhalefetinin sol liberal akımının, sanat ile bilim ve teknik entellektüellerinin bir bölümünün görüşlerini yansıtmaktadır. Ancak onların görüşleri Suriye muhalefet hareketinde  pek dikkate alınmamaktadır, günümüzde ise muhalefete etki etme şansı tamamen düşüktür.

Suriye muhalefetinin diğer kollarına değinecek olursak, özellikle hükümet güçleri ile mücadele edenlere göre ise Rusya'nın günümüz itibariyle gerçek anlamda Suriye sorununa müdahale edemeyeceğini ve kendi pozisyonunu sonuna kadar koruyamayacağı kanaatini taşımaktadırlar. Moskova'nın sadece yakın çevresinde kendi pozisyonlarını (çıkarlarını) koruyabilecek güce sahip olduğunu düşünmektedirler.  Böylece önümüzdeki dönemde Suriye'de Moskova'yı büyük işler beklemektedir. Bu işlerin ne şekilde yerine getirileceği Rusya'nın Orta Doğu'daki pozisyonunun korunup korunmayacağını belirleyecektir.                              

Türkçe'ye Aidarbek Amirbek tarafından tercüme edilen bu yazı, Vladimir Ahmedov tarafından yazılmış olup, 06.05.2012 tarihinde "New Eastern Outlook’da" Rusça olarak yayınlanmıştır. Orijinal metin için bkz: http://www.ru.journal-neo.com/node/15815, 06.05.2012 

 
  ‘Arap Baharımsı’lığı Döneminde Türkiye-İran İlişkisi   2012-03-19
  "Ortadoğu Bağlamında Türkiye-ABD İlişkileri"   2012-03-12
  "Amerika'nın Büyük Stratejisi Olarak Demokrasi "   2012-03-19
  "Bangladeş'de Anayasa Tartışmalarının Gölgesinde Siyasi Kriz   2012-03-20
  "Çin Pakistan İlişkilerinde Doğu Türkistan"   2012-03-22 00:13:23
  "Avrupa Treni Dönüyor Mu?"   2012-03-20
  "Obama -Dalay Lama Görüşmesinin ABD - Çin - Hindistan İlişkilerine Olası Etkisi"   22.03.2012
  "Özbekistan: 20 Yıllık Yeni Tarih"   22.03.2012
  "ÇATIRDAYAN AVRUPA"   2012-03-20
  "Cem Özdemir'e "Yeşil" Iışık (Mı?)"   2012-03-20
 
Ana Sayfa Hakkımızda Haberler Analizler Röportajlar Projeler Duyurular Raporlar Makaleler Yasal Uyarı İletişim
  Soft&Design N.ROGLU