Videolar Linkler RSS Site Haritası
 
 
 
 
Untitled Document
» Konular / Afrika/ "Kaddafi’nin Mirası"

Yazarlar
  Mehmet Seyfettin EROL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Alaeddin YALÇINKAYA
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Elşan İZZETGİL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Ceren GÜRSELER
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Musa KARADEMİR
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  İsmail CİNGÖZ
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
Diger yazarlar »
  Eklenme Tarihi: 2012-04-30 23:38:45
"Kaddafi’nin Mirası"

2008 yılında Arap Birliği’nin yıllık toplantısı Şam’da yapılmaktaydı. Arap liderleri, söz sırasının Kaddafi’ye geldiğinde her zaman yaptıkları gibi ya salonu terketmişlerdi ya da yanlarındaki meslektaşları ile başka sohbetler gerçekleştirmişlerdi. Kaddafi konuşmasında kısaca Arap liderlerinin koltuklarına güvenmemelerini ve muhtemel halk ayaklanmalarına karşı hazır bulunmalarını önermişti. Ama Kaddafi, kendi ülkesindeki hareketi göremeyecek kadar basireti bağlandığını burada da göstermişti.

Kaddafi hayatı boyunca bağımsızlık mücadelesi veren gruplara destekte bulunmuştu. 1977’de Sudan’daki darbe girişimini engellemeye çalışması, 1980’lerde Çad hükümetine karşı eylemler gerçekleştiren asilere maddi kaynak aktarması ve 1994’te Batı tarafından istenmeyen Gambia cuntasının arkasında durması bunlara örnek gösterilebilir. Yaptığı yardımlarla ün salan Muammer Kaddafi, ölümünün ardından da bunu bir miras olarak devam ettirdiği söylenebilir.

Sahra altı devletlerden biri olan Mali’nin önemli sosyal tabakasını oluşturan kabilelerden biri de Tuareglerdir. Bugün “Genç Tuaregler” olarak adlandırılan bu grup, 1970’ler ve 1980’lerde yaşanan şiddetli kuraklık sonucu ile Mali’nin kuzeyine göç etmişlerdi. Tuaregler ile Kaddafi Libyası’nın ilişkisi ise Libya’da askerlik görevini yerine getirecek genç nüfusun az olması ve Kaddafi’nin kendi halkına savunma hususunda gövenmemesi ile başlamaktadır. Kaddafi’nin Çad, Cezayir ve diğer komşularından grupları askeri hizmete aldığı bilinmektedir. Tuaregler ise bu askeri organların en önemlilerinden olan “Kaddafi’nin Komandoları” sınıfında yer almaktaydılar. Libya’da halk ayaklanması patlak verince Tuaregler isyancıların ele geçirdiği şehirlerde özellikle Bingazi’de önemli başarılar elde etmişlerse de NATO operasyonlarının ardından etkinliklerini kaybetmişlerdi. Kaddafi’nin ölümünün ardından Libya halkı tarafından suçlanmışlar hatta linç edilmeyle karşı karşıya kalmışlardı. Libya’dan kaçmaktan başka yol göremeyen bu halk çareyi kendi topraklarında yani Mali’nin kuzeyine gitmekte buldu. Mali’nin kuzeyine -ana vatanlarına- döndüklerinde ellerinde tanksavar, uçaksavar gibi ağır silahlar mevcuttu.

Çok geçmeden Mali’nin kuzey kentlerine saldırılar gerçekleştiren Tuaregler, peşi sıra bu şehirlerde kontrolü ele geçirmeye başladı. 1991’de askeri cuntayı deviren Yarbay Toure selefleri gibi aynı hataya düşmeyerek bu hareketin ardından hemen ülkesindeki bütün kurumlarda demokrasiyi tesis etmeye başlamıştır.  Yapılan demokratik seçimlerle iş başına gelmiş olan Mali Devlet Bşkanı Toure aynı zamanda ABD’nin bölgedeki El Kaide uzantıları ile mücadelede en önemli ortaklarından biriydi. Tuareg saldırılarının ciddi boyutlara uzanmasının ardından ABD’den yardım isteyen Mali Hükümeti’nin yardım çığlıkları sonuçsuz kalmıştır. Tuaregler ise bu saldırılarını ise yıllar önce Fransız ve İtalyanlara karşı giriştikleri bağımsızlık mücadelelerine benzetmişler ve kendilerine ait bir vatan için mücadeleye giriştiklerini duyurmuşlardı. 

Tuareglerin Mali-Cezayir sınır kontrolünü ele geçirmesi, başkent Bamako’ya yaklaşması ve Başkan Toure’nin bu ilerlemeyi durduraması üzerine genç subaylar aynı gün devlet televizyonunu ve başkanlık sarayını ele geçirerek askeri darbe yapmışlardı. Malili subaylarında bu hareketi hem halk hemde bölge için tam bir sürpriz niteliğindeydi. Çünkü Mayıs 2012’de seçimler gerçekleşecekti. Ayrıca diğer Sahraaltı ülkelerine örnek olabilecek demokratik ve istikrarlı bir ekonomiye sahip Mali’de bu olayın gerçekleşmesi bu özlem içinde olan çevreler için tam bir hayal kırıklığı nedeniydi. Fransa ve ABD’den gelen baskıları üzerine siyaset tarihinde sıkça görüldüğü gibi darbe lideri, bu sürecin fazla devam edemeyeceğini en kısa zamanda seçime gideceğini açıklamıştı.

Sonuç olarak Tuaregler gibi Libya ordusunda hizmet veren birçok grubun büyük çapta nüfus hareketleri özellikle Sahra Altı Afrika ülkelerini tehdit etmektedir. İsmail Cem döneminde başlatılan Afrika politikası ve Ahmet Davutoğlu döneminde elzem görülen ‘her bölgenin dosyasının hazır bulundurulması’ ile ivme kazanan Türkiye-Afrika ilişkilerinde Türkiye politikasını, bu ve buna benzer nüfus hareketlerinin provoke edilmesine izin vermeme üzerine ‘restore’ etmelidir.

Yusuf Süha Sonuç

 
  ‘Arap Baharımsı’lığı Döneminde Türkiye-İran İlişkisi   2012-03-19
  "Ortadoğu Bağlamında Türkiye-ABD İlişkileri"   2012-03-12
  "Amerika'nın Büyük Stratejisi Olarak Demokrasi "   2012-03-19
  "Bangladeş'de Anayasa Tartışmalarının Gölgesinde Siyasi Kriz   2012-03-20
  "Çin Pakistan İlişkilerinde Doğu Türkistan"   2012-03-22 00:13:23
  "Avrupa Treni Dönüyor Mu?"   2012-03-20
  "Obama -Dalay Lama Görüşmesinin ABD - Çin - Hindistan İlişkilerine Olası Etkisi"   22.03.2012
  "Özbekistan: 20 Yıllık Yeni Tarih"   22.03.2012
  "ÇATIRDAYAN AVRUPA"   2012-03-20
  "Cem Özdemir'e "Yeşil" Iışık (Mı?)"   2012-03-20
 
Ana Sayfa Hakkımızda Haberler Analizler Röportajlar Projeler Duyurular Raporlar Makaleler Yasal Uyarı İletişim
  Soft&Design N.ROGLU