Videolar Linkler RSS Site Haritası
 
 
 
 
Untitled Document
» Konular / Balkanlar/ "Balkanlar'da Çözüme Kavuşamayan Donmuş Çatışmalar"

Yazarlar
  Mehmet Seyfettin EROL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Alaeddin YALÇINKAYA
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Elşan İZZETGİL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Ceren GÜRSELER
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Musa KARADEMİR
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  İsmail CİNGÖZ
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
Diger yazarlar »
  Eklenme Tarihi: 2012-04-17
"Balkanlar'da Çözüme Kavuşamayan Donmuş Çatışmalar"
22-23 Şubatta Brüksel’de Kosova ile Sırbistan arasında bir anlaşma imzalandı. Söz konusu anlaşmada, Kosova’nın uluslararası arenada katılımın ne şekilde, hangi isim altında olacağına dair bir footnote (dipnot) içeriyor. Kosova’nın bölgesel ve uluslararası inisiyatiflerde temsili, “Kosova*”  şeklinde yer alacaktır. İlk görüşte Kosova’nın Cumhuriyet olarak nitelendirilmesi ortadan kaldırılması onun uluslararası statüsünde muğlâklık dolayısıyla soru işaretleri beraberine getirmektedir.

Bu anlaşma Batılılara göre sadece Priştina-Belgrat arasında imzalanan bir anlaşma değildir. Ayrıca Batı-Doğu arasında imzalanan bir anlaşma olarak çevirtilebilir. 1990 yılından itibaren dünya tek kutuplu olarak eğim göstermeye başlamıştır. İmzalanan anlaşmayla Avrupa ile Rusya’nın yüzleşmesi olmuştur. Çünkü Sırbistan’a Avrupa Birliğine girmesi için herhangi bir engel kalmadı. 2 Martta Sırbistan’a AB’ye adaylık statüsü verilmiştir. Bu yüzden ilk izlenimde Sırbistan yer alacağı kutbu bu anlaşmayla seçmiş oldu. Eksen ikilemini yaşayan Sırbistan hükümeti ve halkı, Rusya’yla muhtemel birlikteliğinden vazgeçip AB yolunu tercih etmiştir. Bu yüzden geniş olarak bu duruma bakıldığında, Batı’nın zaferi ön planda olduğunu denilebilir. 16 Mart 2012 tarihine kadar Belgrat’ın dış politikasında yer alan dört vazgeçilmez vardı: AB, ABD, Rusya ve Çin. Değişik oturumlarda Sırbistan resmi makamları bu çok kutuplu seçimini yapması argümanlarla yaklaşmıştır. Ancak 16 Mart 2012 tarihinde Sırbistan Dış İşleri Bakanlığın web sitesinde Sırbistan Dış İşleri Bakanı, Vuk Jeremic’in, Moskova’da aynı günde yaptığı konuşması yayınlanmıştır. Bu konuşmada “Rusya, Sırbistan’ın en yakın müttefiki değerlendirilmektedir” olarak yer almıştır. Bu diplomatik konuşma Sırbistan’ın AB’ye aday ülke olarak yer almasından tam iki hafta sonra gerçekleştirilmiştir. Sırbistan şimdiye kadar yaşadığı ikilemin keskin seçimini yapmıştır. Rusya-Sırbistan genetik birlikteliği birçok analiz ve diplomatik raporlarda öngörülmüştür. Sırbistan Dış İşleri Bakanı, Belgrat’ın Rusya ile partnerliği seçmesi herhangi bir adaylığa gerek bile olmadığını devam etmiştir.

Sırbistan bu seçimle birlikte 2007 yılında ilan ettiği tarafsızlık politikası da sona ermiştir. Aslında Belgrat’ın bu doktrinden vazgeçme tarihi daha erkendir. 2009’da Sırbistan Rusya’ya Niş’te lojistik bir üs kurmasına izin vermişti. Bu üs Rusya’nın Avrupa ve Balkanlar’da Varşova Paktı zamanından itibaren ilk olmaktadır. 

Sırbistan neden böyle bir seçim yaptı? Neden Batı ile Doğu arasında resmi olarak Doğu’yu seçti? Görünürde Rusya’nın baskıları Belgrat hükümetini böyle bir seçime itmiştir. Moskova Sırbistan’ın Batı’ya entegre olmasından uzun zamandır endişeli. Bu endişesi tüm Batı Balkan ülkeleri için de geçerli. Rus diplomatları, Balkan ülkelerin AB’ye entegrasyon süreçleri alternatifsiz bir opsiyon olmadığını söylemiştir. Bu ülkelerin AB’ye entegre olmaları epey zaman almaktadır bu yüzden de Rusya şemsiyesi altında toplanabilirler. Avrupa karşıtı ve “Bizans” mesajı, Sırbistan, Makedonya, Karadağ, Bosna-Hersek ve Arnavutluk’a yöneltildiğini anlaşılıyor.

Rus diplomatları birçok diplomatik görüşmelerde de Sırbistan’ın yerine getirmesi gereken kriterlerin tam tersine hareketler yapmasına rağmen, AB’nin Belgrat’a karşı olan toleranslı davranışlarını da hayretle ve şaşkınlıkla dile getirmişler. Moskova hükümeti Sırbistan’ın bir gün NATO’ya da üye olarak Rusya hâkimiyetinden çıkacağı endişesi de söz konusudur. Bu yüzden Rusya, Sırbistanı resmi olarak tavrını belli etmeye zorlamıştır. 

AB’nin Sırbistan’a karşı ilk yoğun emekleri 2000-2008 yıllara arasında (Vojslav Koştunica Cumhurbaşkanlığı yaptığı dönem) Sırp milliyetçiliğin potasında erimiştir. AB’nin Sırbistan’a olan ikinci girişimi o zamandan bugüne kadar serüvenini kapsamaktadır fakat bu sefer de başarısız görünüyor. Sırbistan’ın Moskova ile olan bu müttefiklik Kosova ile var olan problemleri çıkmaza sürüklüyor.

Belgrad-Priştine arasında varılan anlaşma "donmuş bir çatışmaya" benziyor. Ne Kosova ne de Sırbistan yapması gereken tavizlerde bulunmuştur. Kısa ve uzun vadede iki ülkede gelişmeler beklenmektedir. Kısa vadede, 6 Mayısta Sırbistan’da yerel seçimler gerçekleşmeye beklenmektedir ve bu seçimleri Kosova’nın kuzeyinde nasıl etkiler bırakacaktır. Uzun vadede ise, ne Kosova ne de Sırbistan, Brüksel’i ve Washington’u kızdırmak ister.

Kosova’yı değerlendirmeye alındığında Batı sayesinde, Kosova, sıfır toplamlı bir oyun haline gelmiştir. Egemenlik oyunun kilididir. Kosovalı Arnavutlar, Belgrat tarafından bir daha yönetilmeyeceklerini açıkça ifade etmiştir. Eski Yugoslavya’da Tito tarafından Kosova olarak tanımlanmış ülke artık bağımsız ve Kosova’nın Başbakanı Hashim Thaçi ülkesinin egemenlik ve toprak bütünlüğünden hiçbir şekilde taviz vermeyeceğini aşikârdır. Aynı şekilde, Sırplar “kutsal topraklarını” bırakmak istemezler.  Çoğu AB üyeleri Kosova'nın "bağımsızlığı"nı kabul etmiştir fakat beş üyesi tanımamaktadır. Uluslararası Adalet Divanı'nın Kosova'nın tek taraflı bağımsızlık ilanın uluslararası hukuka "aykırı" olmadığına karar olmasına rağmen, Mahkeme Kosova egemenliğini “sesli” konuşamıyor.

Kosova-Sırbistan arasındaki krizin çözülmesi için ilk önce Batılıların bu meselede daha az rol almalarıyla başlayabilir. Batı’nın (AB ve ABD) bu iki ülke üzerinde sürekli baskı yapınca iki ülkeyi sadece yapay anlaşmalara varmalarına sürüklendiriyor.  Başka bir deyişle Batılı güçlerin bu krizde yaptığı girişimlerin fiilen herhangi bir gelişme kaydetmemiştir. Batılıların Kosova ile Sırbistan arasındaki sorununda yapay bir liderliği vardır. Bu durum büyük güçler için hâkimiyet kurma adında klasik bir güç örneğidir.

İkincisi, sıfır-toplamlı oyunları oyunun çerçevesini (egemenlik) değiştirerek elde edilir. Bu durum Belgrat açısından, Kosova’nın artık Sırbistan egemenliğin altında bulunmadığını kabul etmesi ve hiçbir siyasi entrikanın bu gerçeği değiştirmeyeceğini anlamına geliyor. Priştina açısından bakıldığında ise, sıfır toplamlı oyun demek, Kosova-Sırbistan arasındaki barışı sağlanmadığı sürece (bu da İbar Nehri’nin kuzeyinde kalan kısım Sırbistan’a kalması demek) AB’ye giremeyecektir. İkinci alternatif çok mümkün görünmemektedir çünkü Batılılar tarafından Kosova mevcut sınırlarla tanınmalı. Aksi takdirde Kosova’nın sınırları değişimiyle Balkanlar’da istikrarsızlıklar artacaktır. Eğer Mitrovica bölgesi ve İbar Nehrini’nin kuzeyi Sırbistan hâkimiyetine geçecek olursa o zaman Kosova da Preşova Vadisi’nden başlamak üzere Sırbistan’ın içinde yer alan Arnavutlar tarafından nüfus edilen entitelere karşı isteme hakkı doğmaktadır. 

Kosova’nın mevcut sınırları ve bağımsız statüsü uluslararası arenada artık kabul görmüştür. Bu durumun devamlılığını korumak hem Sırbistan hem de bölgenin istikrarlığını bozulmaması anlamına demektir. Bu yüzden uluslararası konjoktürünü bu şekilde korumak hem Kosova hem Sırbistan ve burada bulunan bütün uluslar arası aktörlerin hareketleri bu durumun bozulmaması yönünde olmalı.

Erjada PROGONATI

 
  "İran'ın Nükleer Amacı ve Amerikan Kimliği"   2012-03-01
  "Apocalyptic (kıyametçi) Terörizm ve Aum Shinrinkyo"   2012-04-16
  "KRİZLER ve 'ÇEVRELEME'"   2012-03-07
  "Asya-Pasifik Bölgesinde Deniz Yollarının Artan Önemi ve Güney Çin Denizinde Vietnam - Çin Gerginliği"   20.03.2012
  "ASEAN Bölgesel Forumu Toplantısı ve Güneydoğu Asya'da Yeniden "Pax-Americana Sendromu"   2012-03-20
  "Güney Çin Denizinde Yükselen Kriz Bağlamında Asya Pasifik Bölgesinin Güvenliği"   2012-03-20
  "Çin - Pakistan İlişkilerinde Gwadar Limanı ve Bölgesel Gelişmelere Etkileri"   2012-03-20
  "Hindistan Donanması Doğu Komutanlığı'nın Etkinliğini Artırıyor"   2012-03-20
  "ÇHC XXI Yüzyılın Süper Gücü Olacak"   2012-04-04
  "Avrupa'da Sağ Popülizm Tehlikesi..."   2012-03-20
 
Ana Sayfa Hakkımızda Haberler Analizler Röportajlar Projeler Duyurular Raporlar Makaleler Yasal Uyarı İletişim
  Soft&Design N.ROGLU