Videolar Linkler RSS Site Haritası
 
 
 
 
Untitled Document
» Konular / Kafkasya/ "Azerbaycan Örneğinde Türk Cumhuriyetlerinde Sosyal ve Kültürel Hayatı Etkileyen Dış Tehditler"

Yazarlar
  Mehmet Seyfettin EROL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Alaeddin YALÇINKAYA
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Elşan İZZETGİL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Ceren GÜRSELER
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Musa KARADEMİR
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  İsmail CİNGÖZ
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
Diger yazarlar »
  Eklenme Tarihi: 2012-04-10
"Azerbaycan Örneğinde Türk Cumhuriyetlerinde Sosyal ve Kültürel Hayatı Etkileyen Dış Tehditler"

SSCB’nin 1991 yılında dağılmasından sonra bağımsız olan diğer cumhuriyetler gibi Azerbaycan da birçok problemlerle karşı karşıya kaldı. Ülkedeki siyasi kargaşadan, ekonomik sorunlardan, manevi boşluktan ve en önemlisi de savaş ve savaş sonrası yaşanan ortamdan istifade eden misyoner kuruluşlar birçok ad altında Azerbaycan’a geldiler. Misyonerlik konusunda çok tecrübeli ve arkalarında siyasi ve ekonomik olarak önemli destekleri olan bu kuruluşlar, kısa sürede sonuç almaya başladılar. Ülkede sosyal, kültürel ve siyasi hayatı etkileyen dış tehditler olarak; misyonerler, Sivil Toplum Kuruluşları (NGO’lar)[1] ve Yabancı Diplomatlar ilk sıraları almaktadır. 
Azerbaycan’da bugün Vehabiler, Yahova Şahitleri, Advinistler, Nehimiya, Hayat Sözü, Hayat Verici Lütuf, Birlik Kilisesi, Krişna, Bahai, Greater Grece, Babtistler, Katolik ve Protestan misyoner grupları faaliyet göstermektedir. Bu teşkilatlar, Azerbaycan’ın bağımsızlığını ve milli birliğini tehdit etmektedir. Buna rağmen devlet, bunlar üzerindeki kontrolü tam olarak sağlayamamaktadır. Bunun nedenlerinden birisi, Batılı devletlerin baskıları, diğeri de kanunlardaki boşluk ve devletin dine bakış açısıdır. Batılı devletler, bu teşkilatlara yapılan müdahaleleri, din ve inanç özgürlüğüne yapılan bir baskı olarak değerlendirmekte ve tepki göstermektedirler.
Kuruluşlarından itibaren gerek Katolik gerekse Protestan Hıristiyanlıkta, misyonerlik teşkilatları hiçbir dönemde sadece dini amaçlı müesseseler olarak kalmamıştır. Misyonerlik faaliyetlerinin doğrudan veya dolaylı tesirleri her zaman dinin kapsama alanı dışına taşmış; siyasi, sosyal, ekonomik, kültürel bakımdan geldikleri ülkelerin lehine, gittikleri ülkelerin aleyhine sonuçlar doğurmuştur[2].
Misyonerlerin  Çalışma Metotları
Misyonerlerin[3]; Hıristiyanlığı yaymak, bulundukları ülkelerde kiliseler açmak, kiliseleri yaşatacak elamanlar bulmak, bunun için o ülkelerin aydınlarının eserlerine ve kültürlerine Hıristiyanlık unsuru sokmak, gelişmiş Batı medeniyetini Hıristiyanlıkla aynı göstermek gibi amaçları vardır. Misyonerlerin genelde takip ettikleri yol, toplumu dejenere ve yozlaştırma metodudur. Onlar, ahlaki değerlerin zayıflamasına, dini uygulamaların gevşetilmesine, tarihi ve kültürel değerlerin tartışılır hale gelmesine çalışırlar. Böylece sarsılmış ve boşlukta kalmış insanlara daha kolay yaklaşırlar[4].  
Misyonerler, Müslüman ülkelerde; İslam dini hakkında yanlış bilgiler yaymak, Müslüman ülkelerin geri kalmışlıklarını abartmak ve bunun sebebini İslam’a yüklemek, İslam’ı kan ve şiddet dini olarak göstermek, İslam’ın üstün vasıflarını kusurmuş gibi göstermek, İslam’ı Müslümanların kabiliyet ve dehasını felç etmekle suçlamak gibi propagandalar yapmaktadırlar. Bütün bunların ötesinde; üzerinde çalıştıkları ülkelerdeki geri kalmışlık konusunda araştırmalar yaptırarak,  gelişime yardım projeleri ortaya koymak; sosyal ve etnik karışıklık olan ülkelerde özgürleştirme ve devrim fikirleri üretmek; çevre konusunda projeler geliştirip, finansmanı konusunda yardım etmek; aile planlaması konusunda çalışmalar yapmak ve yardım etmek; barış dernekleri adı altında faaliyet göstermek; açıktan maddi yardım yapmak; Hıristiyanlık İletişimi Dünya Birliği ve Hıristiyan Edebiyatı Geliştirme Kurumu adları altında iletişim araçları ve edebiyat vasıtası ile kendi değer yargılarını anlatmak veya anlatacak insanlara ulaşmak; Dünya Hıristiyanlık Eğitim Konseyi adı altında örgütlenerek, eğitim çalışmaları yapmak; bulundukları ülkelerde sağlık alanında çalışmalar yapmak gibi metodları planlı olarak uygulamaktadırlar[5].          
Misyonerlerin öncelikli olarak ilgilendikleri gruplar; ekonomik olarak sıkıntıda olan halk, Karabağ Savaşı’ndan ve Ermenilerin zulmünden dolayı yurtlarından olan Kaçgın ve Mecburi Göçkünler, Rusça konuşmayı ve eğitim almayı isteyen zenginler, harici ülkelere lisans, yüksek lisans, doktora ve dil eğitimi için giden gençler, ülkede açtıkları dil kurslarına ve kültür merkezlerine gelen gençler, sokakta yaşayan çocuklar, yurtlar ve yatakhaneler gibi toplu yerlerde yaşayanlar, üst düzey bürokratlar ve subaylardır.
Misyonerler öncelikle Azerbaycan’daki ekonomik durumdan yararlanarak, maddi durumu zayıf olan halk tabakasına yönelmişlerdir. Başlangıçta “İnsani Yardım Kuruluşları” adı altında yoksullara, sakatlara, yetim çocuklara maddi yardımlarda bulunarak onları kendi yanlarına çekmeye çalışmışlardır. Gençleri ise daha ziyade iyi bir eğitim ve gelecek vaatleriyle kendi saflarına katmak için uğraşmışlardır. Bu çerçevede onların daha iyi tahsil almaları, yabancı dil öğrenmeleri ve eğitimlerini Batı ülkelerinde sürdürmeleri sağlanmaktadır[6]. Misyonerlerin halka ulaşmak için kullandıkları metodların başında, yardım faaliyetleri gelmektedir. Bunun dışında; birebir adam kazanma, basın-yayın faaliyetleri, tiyatro, müzik ve konferanslar, dil kursları, paneller en çok kullandıkları metodlardır.   
Bağımsızlık sonrası Azerbaycan’a gelen başlıca Hıristiyan gruplar; Protestan ve Babtist kiliselerin temsilcilerinin çeşitli isimler altında kurmuş oldukları yardım teşkilatlarıdır. Bunlar; “Yahova Şahitleri Birliği”, “İncilleştirme 2000”[7], Hayat Verici Lütuf Uluslararası Kilisesi, Hayat Sözü Kilisesi, İkhtus Kilisesi, Pentakostalistler/Beşonlukçular Tarikatı, Gideon Kardeşliği, World Wision Tarikatı, Ermenilere Yeni ve Farklı Bir Bakış gibi kurumlardır[8].     
Azerbaycan’da faaliyette olan en etkili grup, Hıristiyan misyonerlerdir. Bu gruplar, toplumun yabancı misyonerlere karşı tepki göstermesinden ve bazı faaliyetlerini yasaklanmasından dolayı, yeni metodlar denemeye başladılar. Son dönemde ağırlıklı olarak Azerbaycan Türklerinden yetiştirilen Pastorler, misyoner faaliyetler için kullanılmaktadır. Bu grup, ülkenin değişik bölgelerinde halka konferanslar vermekte ve Müslüman halkı “Hıristiyanlıkta kurtuluşa” davet etmektedirler. Bu grup, Azerbaycan’da milliyet farkı gözetmeksizin “Hıristiyan kardeşliği” ilan ederek kendi saflarına çekmeyi başardıkları Türkleri, Ermenilerle kardeş kılmaya çalışmaktadırlar. Hatta bu gruba dahil olan Türkler, Ermeni Baptist Kilisesi’nin üyeleriyle birlikte, Baptist Kilisenin Kafkasya Şurası’nın Gürcistan’da düzenlediği seminerlere iştirak etmişlerdir. Misyonerlerin tuzağına düşmüş gençlerin, askerlik vazifesini yapmaları için devlet tarafından davet edildiklerinde, askerlik yemininden imtina etmeleri bu tehlikenin ulaştığı boyutu göstermesi bakımından önemlidir[9].
    
  Bu seri yazıların tamamı bir makale olarak, Türk Dünyasının Problemleri ve Çözüm Önerileri, Ed. Prof. Dr. Necdet Öztürk-Yrd. Doç. Dr. Ali Satan, IQ Yayınları,  İstanbul 2007, s.433-450, yayınlanmıştır.
Kaynakça
1)  Bu teşkilatlar ve faaliyetleri hakkında geniş bilgi için bkz. Azerbaycan Respublikasında Uşak ve Gençlerin İş Sahasında Faaliyet Gösteren Gayri Hükümet Teşkilatları, Azerbaycan Respublikası Gençler İdman ve Turizm Nazırlığı, Bakı 2002, 132 s. 
2) Ömer Turan, “Avrasya Coğrafyasında Misyonerlik Faaliyetleri”, Avrasya Etütleri, S. 16, Sonbahar-Kış 1999, s. 11.
3) Misyonerlik kelimesi , Latince “missio” kelimesinden türemiştir. İngilizce ve Fransızca’ya “mission” şeklinde geçmiştir. Misyon sözlük anlamı itibariyle görev, yetki, vekalet, bir kimseye bir işi yapması için verilen özel vazife anlamına gelir. En yaygın ve özel anlama göre misyon, İncil’i Hıristiyan olmamış halklara yaymaktır. Bu bağlamda misyoner; yetkili, görevli, kendisini bir fikrin yayılmasına adamış kişidir. Mustafa Erdem, “Misyonerlik ve Kırgızistan’da Misyoner Faaliyetleri”, Dini Araştırmalar, C. 1, S. 3, Ocak-Nisan 1999, s. 5.
4) Erdem, a.g.m., s. 12-13.
5) İsa İnandı, “Türk Dünyasında Misyonerlik”, Bilig, S. 2, Yaz 1996, s. 37.
6) Sevinç Aslanova, “Krişnacılık ve Azerbaycan’daki Faaliyetleri Üzerine Bir Araştırma” Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara 2000, s. 9-10.
7) Misyonerleri amaçları, 2000 yılına kadar Azerbaycan’ın %20’sini Hıristiyanlaştırmak, hatta Hıristiyan bir parti kurarak siyasi bir güç haline gelmek istemektedirler. Bunun ortaya çıkması üzerine 8 Ocak 1997’de yayınlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile bazı tedbirler alınmış, ve bu teşkilatlar hakkında incelme başlatılmıştır. “İkimininci İledek Azerbaycan Ehalisinin İyirmi Faizini Hıristiyanlaşdırmağı arzuluyırlar”, Şehriyar Gazetesi, 31 Temmuz 1997, s. 5. 
8) Aslanova, a.g.e., s. 13.
9) A.g.e., s. 11.
Doç. Dr. Okan YEŞİLOT
Marmara Üniversitesi
 Fen-Edebiyat Fakültesi Öğretim Elemanı

 
  "Avrupa Günü'nü Kutlasak Mı kutlamasak Mı?"   2012-03-20
  "Nerede O Eski Dostluklar..."   2012-03-20
  "Dünyadaki Amerikan Karşıtlığı Üzerine Bir Değerlendirme"   2012-03-23
  "Nobel Barış Ödülü Obama'ya Verildi"   2012-03-24 14:55:50
  "Azerbaycan Örneğinde Türk Cumhuriyetlerinde Sosyal ve Kültürel Hayatı Etkileyen Dış Tehditler (2)"   2012-04-11 23:35:18
  "Azerbaycan Örneğinde Türk Cumhuriyetlerinde Sosyal ve Kültürel Hayatı Etkileyen Dış Tehditler (3)"   2012-04-11
  “Dünya yaşasın sen de yaşa Türkmenistanım”   2012-04-21
  "Marşlarımız"   2012-04-28
  "Büyük Öğrenci Projesi" ve Bir Hikâyenin Düşündürdükleri…"   2012-05-09
  "Orda bir Türkistan Var Uzakta..."   2012-05-15
 
Ana Sayfa Hakkımızda Haberler Analizler Röportajlar Projeler Duyurular Raporlar Makaleler Yasal Uyarı İletişim
  Soft&Design N.ROGLU