Videolar Linkler RSS Site Haritası
 
 
 
 
Untitled Document
» Konular / Ortadoğu/ Psikolojik Operasyonun "Garp Bülbülleri"

Yazarlar
  Mehmet Seyfettin EROL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Alaeddin YALÇINKAYA
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Elşan İZZETGİL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Ceren GÜRSELER
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Musa KARADEMİR
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  İsmail CİNGÖZ
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
Diger yazarlar »
  Eklenme Tarihi: 2012-01-10
Psikolojik Operasyonun "Garp Bülbülleri"

İran, Irak, Filistin ve Suriye'de yaşanan son gelişmeler ve bunun Türkiye yansımaları; Büyük Ortadoğu Projesi bağlamında ortaya konulan "etnik ve mezhepsel çatıştırmalar"; "rejimler" bazlı değişim sürecinde yeni bir aşamaya girildiğinin güçlü sinyallerini veriyor. En azından bizim "Yerli Garp Bülbülleri", solo ve koro halinde bizlere bu durumu muştuluyorlar.

Kolay değil, böylesine büyük bir operasyonun “çığırtkanı”, “gündem tetikçisi” ya da “etki ajanı” olabilmek; kelle koltukta, büyük bir özveri ile bir kaç işi bir arada yürüterek, gece-gündüz demeden ha bire sallayabilmek. Ne de olsa, "diyet"! O yüzden Ömer Seyfettin'in bu başlıklı hikâyesini bir daha okumakta, okutmakta fayda var. Sanki bugünler için yazılmış...

Ama itiraf etmek gerek, "bizim çocuklar" işlerini gayet iyi yapıyorlar. Nasıl mı? Bunun için ortalıktaki toz dumana bakmak yeterli. "Mübarekler" her taraftan fışkırıyorlar, "köpürtüyorlar", meydan okuyorlar. Hatta bazıları hızını alamıyor, “cambazlık” bile yapıyor. Söylemde, eylemde, hedefte birler, kafa karıştırmakta da…

"İşinin ehli", her şeyi bilen "bir takım" uzman, stratejist ve medya mensuplarının gündeme bomba gibi düşen fetvalarına, buram buram psikolojik operasyon kokan analizlerine, "çuvallar" dolusu yerli-yabancı imalat haberlerine baktığımızda, bir kez daha “Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan belli” diyoruz. Ne de olsa aynı tornadan çıkmış, “tek kumanda”,  pardon, “tek yumurta ikizleri” ya da “efendilerinin sadık bülbülleri”. Dolayısıyla, söyleyene değil, söyletene bakmak lazım!

Bu kapsamda ilk söylenecek şey; Arap Baharı ile başlayan, Suriye ile hız kazanan, İran’la derinleşen bölgesel-küresel değişim sürecinde "hat" kavramının ülkeler ve bölgeler bazında büyük ölçüde anlamını yitirmiş olması. Nitekim gelinen aşamada sorunların iç içeliği, küreselleşme süreci ve tek taraflı şeffaflık dayatmaları,  bir ülkeyi rahatlıkla hem iç hem de dış politika bağlamında etkileme kapasitesine sahip. Bunun için sistemsel ya da toplumsal zayıf sinir uçlarına biraz dokunmak ya da fay hatları üzerinde birazcık tepinmek yetiyor.  Nasıl mı? Biraz daha açalım…

Bağdat’taki patlamalar ve krizin Ankara’da yankı bulması, Şam’daki olayların ucunun küresel başkentlere dayanması, bölge halkları ve inanışları temelli fazlasıyla gereksiz “yanlış anlaşılan ‘tasvir edici’ sözlerin” ülkenin bir kesimini ayağa kaldırması, Körfez’deki gerginliğin petrol fiyatlarını yerinden zıplatması ve dünya başkentlerinde siyasi-iktisadi sallantılara yol açması gibi…

Görüldüğü gibi, hat oldukça hassas ve kırılgan, “küresel öttüğünü sanan bülbüllerle” sınır falan tanımıyor.

Ve diğer iki hedef kavram; “devlet” ve “millet”. Önce, “Garp Bülbülleri” ile iğdiş edilen, ardından da toplumsal değerler ve inançlarda depreme yol açan içi boşaltılmış, DNA’sı değiştirilmiş, GDO’lu kavramlar...

Nitekim “2K, 1H, 1Y” üzerinden vurdular bu iki kavramı; “kutsallaştırma”, “küreselleşme”, “hesaplaşma” ve “yüzleşme” adı altında… Ve sonuç, otorite boşluğu, güven sorunu, kafa karışıklığı ve kafası karıştırılmış millet iradesi üzerine inşa edilmeye çalışılan “paralel devlet” yapılanmaları ve zikzak yapan bir dış politika…

Evet, uzun söze gerek yok, bir kez daha görüldüğü üzere BOP sadece bombalarla değil, aynı zamanda kavram karmaşası üzerinden de vuruluyor. Peki, bu hep böyle mi devam edecek? Elbette ki, “hayır”!  

Çözüm, 3K’dan geçiyor. Bir diğer ifadeyle, ülkemizi Soğuk Savaş sonrası dönemde yeni dünya gerçeklerine, tarihsel misyon ve yeni vizyon anlayışına-hedeflerine, yani bir Cihan Devleti’ne taşıyacak olan "Kurumlar", "Kurallar" ve "Kanunlar" bazlı bir değişim, öze dönüş, dönüştürme sürecinden…

Bunun için de doğru adamlar, doğru adresler ve doğru yöntemlere ihtiyaç var. Söylemde ve eylemde gerçek manasında milli görüşe ve duruşa sahip, bağımsız ve güçlü bir Türkiye’yi tarihinden, coğrafyasından, inançlarından aldığı güçle stratejik derinliklerine taşıyabilecek hizmet erlerine ve karşı güçlü bir psikolojik operasyona... Bir diğer ifadeyle, “Garp Bülbülü” olmak yerine, Akif’in “Viranelerin Yasçısı Baykuş”u olmayı tercih eden, her söz ve eylemini vatanı, milleti, dini için kullanan, bu ülke adına çözümler üreten, kıble sorunu yaşamayan dava insanlarına, gerçek aydınlara, uzmanlara ve kurumlara ihtiyaç var.

Bu bağlamda, bölgesindeki krizleri önleme, yatıştırma ve çözmede aktif rol oynayabilecek, dış politikada Track I, II ve III diplomasini yürütebilecek, milli görüşe-duruşa sahip gerçek düşünce merkezlerine yönelik yeni bir hamlenin, düzenlemenin ve inşanın yapılması kaçınılmaz görülmektedir. Aksi takdirde bu Garp Bülbülleri, bölgesel dizaynda daha çok kafa ütülerler…

 

  Doç. Dr. Mehmet Seyfettin EROL 

 
  ‘Arap Baharımsı’lığı Döneminde Türkiye-İran İlişkisi   2012-03-19
  "Ortadoğu Bağlamında Türkiye-ABD İlişkileri"   2012-03-12
  "Amerika'nın Büyük Stratejisi Olarak Demokrasi "   2012-03-19
  "Bangladeş'de Anayasa Tartışmalarının Gölgesinde Siyasi Kriz   2012-03-20
  "Çin Pakistan İlişkilerinde Doğu Türkistan"   2012-03-22 00:13:23
  "Avrupa Treni Dönüyor Mu?"   2012-03-20
  "Obama -Dalay Lama Görüşmesinin ABD - Çin - Hindistan İlişkilerine Olası Etkisi"   22.03.2012
  "Özbekistan: 20 Yıllık Yeni Tarih"   22.03.2012
  "ÇATIRDAYAN AVRUPA"   2012-03-20
  "Cem Özdemir'e "Yeşil" Iışık (Mı?)"   2012-03-20
 
Ana Sayfa Hakkımızda Haberler Analizler Röportajlar Projeler Duyurular Raporlar Makaleler Yasal Uyarı İletişim
  Soft&Design N.ROGLU