Videolar Linkler RSS Site Haritası
 
 
 
 
Untitled Document
» Konular / Ortadoğu/ "Saddam Sonrası Irak’a Demokrasi Modeli"

Yazarlar
  Mehmet Seyfettin EROL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Alaeddin YALÇINKAYA
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Elşan İZZETGİL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Ceren GÜRSELER
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Musa KARADEMİR
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  İsmail CİNGÖZ
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
Diger yazarlar »
  Eklenme Tarihi: 2012-04-07
"Saddam Sonrası Irak’a Demokrasi Modeli"

Irak’ın geçmişine kısaca göz atarsak, kurulduğundan beri hep darbe ve olaylarla rejim değiştiren bir ülke görürüz. 1920’de Irak, İngiliz manda rejimi altındaydı. Manda rejimi 1932’de sona ermiş ve Kraliyet dönemi başlamıştı. Ancak Kraliyet dönemi uzun sürmemiştir. 1958’de General Abdülkerim Kasım, Kraliyet rejimine karşı darbe yaparak Cumhuriyeti ilan etmiştir. Irak’ta Cumhuriyet rejimine Irak halkı ve özellikle de Türkmenler çok sevinmişti. Ancak Irak halkı ve Türkmenler için asıl sorun, o günden sonra başlamış oldu. Türkmenler için Cumhuriyet dönemi büyük bir katliam ve haksızlıklar dönemi olarak nitelendirilebilir. 14 Temmuz 1959 sabahı Türkmenler bir soykırımla karşı karşıya kalmıştır. Irak’ta Cumhuriyet döneminin başlaması, Irak halkı için dikta rejiminin başlangıcı olmuştur. İkinci darbe, 1963’te milliyetçi Arap subaylar ve Baas partisi tarafından gerçekleşmiştir. Birkaç ay sonra iktidar içinde bir darbe ile Baas Partililer uzaklaştırılmışlardır. 1968 tarihinde Irak yeni bir devrimle sarsılmış, Baas Partisi tekrar ihtilal yaparak Irak’ta iktidar olmuştur. Kansız ve çatışmasız geçtiği için bu olaya Beyaz Devrim adı verilmiş ise de çok kanlı bir dönemin başlangıcı olmuştur. Baas rejimi Irak‘a hâkim olunca Irak halkının tümü bu rejimden zulüm görmüştür.

 

Irak’ta Güvenlik

 

Saddam dönemiyle ABD işgali sonrasında Irak’ı karşılaştırdığımızda çok vahim sonuçlarla karşılaşmaktayız. Saddam döneminde Irak halkının en azından kimin kötü, kimin diktatör ve kimin Saddam rejimi yanlısı olduğunu bildiği bir gerçektir. ABD ve müttefikleri, 2003 Mart ayında Irak’a sözde demokrasi, özgürlük, insan hakları ve Irak’taki tüm hakların korunmasını iddia ederek Irak’a müdahale ederek Saddam rejimini devirmişlerdir. Bu müdahalenin zaman zaman ABD kendisinin itiraf ile yanlış istihbarat bilgilerine dayandığını dile getirmiştir. Ancak bu itirafların pek inandırıcı olmadığı ve sadece Irak halkının ve dünya kamuoyunun tepkisini azaltma amacı taşıdığı düşünülmektedir. Bush yönetimi, Irak’ta kimyasal silahları yok etmek için müdahale ettiğini dünya kamuoyuna inandırmaya çalışmıştır. ABD’nin Irak’a müdahalesinden sonra Irak halkı Saddam rejiminden kurtulurken, ABD askerlerine çiçek ve Saddam’ın heykellerine lanet yağdırarak sevinmişlerdi. Ancak Irak halkı için ’neler umdu neler buldu’ deyimini kullanmak yerinde olur. Saddam rejimi devrildiği gün Irak halkı ve özellikle Türkmenler için yeniden “doğuş” günü ilan edildi. Ancak Irak’a getirilen sözde demokrasi ve özgürlüğün hiç de böyle olmadığını Irak halkı zamanla anladı. ABD’nin Irak işgalinden sonra Irak tam bir terör yuvası ve terör okulu haline geldi.  Bugün Irak’ta evden dışarıya çıkanlar eve geri döneceklerinden şüphe etmektedirler. Irak’ta yaşanan olaylar ve insanlığa sığmayan skandalların Saddam zamanında yaşandığını, fakat Irak halkına sözde demokrasi ve özgürlük getirenlerin zamanında da yaşanmakta ve artmakta olduğu dikkati çekmektedir. Irak müdahalesinin bunları gidermek için olduğunu iddia edilerek yapılmıştır. Bu nedenle Irak’taki tablo Saddam döneminden hiçbir farkı bulunmamaktadır. 

 

Irak’ta İnsan Hakları

 

Iraklıların Saddam zamanında maruz kaldığı insan hakları ihlalleri bugün de devam etmektedir. ABD bunları gidermek için Irak’a müdahale ettiğini savunmuştur. Saddam zamanı gibi insan hakları ihlal edilmektedir. Mevcut durumda Iraklılar güvensiz bir ortamda yaşamaya maruz kaldıkları gibi yenilebilir ve içilebilir gıdalara ulaşmada da sıkıntı çekmektedirler. Irak, Irak dışındaki şirketlerin tarihi geçmiş (expire) mallarının pazarı haline geldiği gözlemlenmektedir. Irak Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan açıklamalara göre, Irak’a ithal edilen malların tarihi geçmiş gıda ve mallar olduğunu açıklamıştı. Peki herkese soruyorum Irak halkı insan değil mi? Neden Irak hükümeti 9 yıldan beri bu malların Irak’a ithaline sessiz kalıp izlemekte? ABD’nin Irak’a müdahalesinin amacı sadece Saddam’ı devirip ve Irak’ı kimyasal silahlardan arındırmak mıydı, yoksa şirketler zarar etmesinler diye tarihi geçmiş mallarına yeni bir pazar açmak mıydı? ABD’nin Irak’a müdahalesinin asıl amaçlarından biri, yeni adıyla Genişletilmiş Ortadoğu Projesini hayata geçirmek ve Irak’ta federal yapıyı oluşturarak Ortadoğu bölgesine federal ve ılımlı İslam modelini bölge ülkelerine benimsetmek olduğu söylenebilir.

 

Irak’ta Etnik ve Mezhepsel Çatışmalar

 

Saddam rejiminin, mezhep politikası Irak’ta yaşayan Halkın mezhebi veya dini törenleri düzenlemelerine izin verilmemekteydi. Özellikle Şiilere yönelik politikası İran’ın nüfuzunu kırmak için her türlü baskı yapmaktaydı. Ancak Saddam’ın bu politikası Şii-Sünni çatışmasına neden olmamıştır. Bunun da temelinde Saddam döneminde Irak ordusu dışında Bağdat merkezinde hiçbir silahlı milis mezhepsel çatışmalara neden olacak güce sahip değildi.   Saddam’ın etnik gruplara karşı politikası farklı olmuştur. Örneğin Saddam’ın Kürt politikası ile Türkmen politikası arasında ayrım yapmak mümkün.  Saddam Kürtlere karşı daha ılımlı politika izlemekteydi. Hatta zaman zaman Kürtlerle anlaşarak onlara siyasal ve kültürel haklar tanıma imkânı sağlamıştır. Bunlara çarpıcı bir örnek daha verebiliriz, 31 Ağustos 1996 tarihinde bugünkü Kürt Bölgesi Başkanı olan Mesut Barzani ile Saddam Hüseyin anlaşarak Celal Talabani’ya karşı birlikte harekete geçmişlerdir. Talabani’yi Erbil’den ve daha sonra Kuzey Irak’tan çıkartarak İran’a sürmüşlerdir. 

 

Ancak Saddam’ın Türkmenlere yönelik politikası daha sert ve acımasız olmuştur.  Irak’ta Türkmenleri hep dışlamaya ve onları yargısız infaza mahkum etmiştir.  Saddam döneminde Türkmenler ne ev ne de arsa alamıyordu ve kendi topraklarından çıkartılarak onları göç etmeye zorlamıştır. Saddam Türkmenlere çocuklarının ismini Türkmence koymalarını yasaklayarak hep asimile etmeye çalışmıştır. Türkmen şehirlerini Türkmen bölgelerinden kopartarak Arap bölgelerine bağlamıştır. Örneğin Kifri’yi ve Tuzhurmatu’yu 1976 yılında Kerkük’ten kopartarak, Kifiri’yi Diyale iline, Tuzhurmatu’yu da Selahattin bölgesine bağlamıştır. 2003 Mart işgalinden de sonra durum Türkmenler için farklı olmamıştır. ABD’nin Irak’a müdahalesinden sonra Iraklılar arasında mezhepsel çatışma ve etnik temizleme gibi olaylar her geçen gün artmaktadır. Irak önceden kardeşçe yaşamayı bilen bir halka sahipti. Bugün ise baktığımızda herkes birbirini yok etmeye çalışıyor. Bu da Irak halkının zararına ve küresel aktörlerin (ABD ve diğerleri) yararına meydana gelen bir durumdur. Çünkü ABD Iraklılar arasında ayrımcılık ve mezhep çatışmalarını tetikleyerek “böl ve yönet” stratejisi çerçevesinde hem kendi güvenliğini hem de etkinliğini sağlamaktadır.

 

ABD’nin 2003 Irak müdahalesinden bu yana iddia ettiği demokrasi, özgürlük ve insan hakları kavramlarının yerine terör kavramının geçtiğini görmekteyiz. Acaba demokrasinin kavramı mı değişti, yoksa biz mi demokrasi kavramını yanlış anlamaktayız? Irak bugün kan gölüne dönmüş ve tüm dünya bunu görmezden geliyor. Neden dünya Irak’taki soykırıma sessiz kalıyor? Dünya küçülüp ABD mi büyüdü? Yoksa tüm dünya ABD’den mi korkuyor? Bunlar birçok Iraklı vatandaşın aklında olan sorular! Irak’ta Saddam diktatörü zamanında seçim yoktu ama güvenlik vardı. ABD’nin Irak işgalinden sonra Irak’ta üç seçin ve bir de anayasa referandumu yapıldı. Bu seçimleri ABD yönetimi Irak’a demokrasi getirdiğini iddia ederek dünyaya yansıtmaya çalışmıştır. Irak’ta yapılanüç seçimden sonra gelen hükümetlerin hiçbiri Irak’taki terör olaylarının, mezhep çatışmasının üstesinden gelememiş ve terör olayları her geçen gün tırmanmıştır.

 

 

Irak’taki Terör Olayları

 

Saddam döneminde Iraklıların güvenlik konusunda hiçbir sorunu yoktu. Saddam dikta bir rejime sahipti, ama Irak’ta terör olayları ve El-Kaide gibi terörist örgütler bulunmamaktaydı. Iraklılar daha güvenlik içindeydi. Bu nedenle Irak halkının tek sorunu dikta rejimden kurtulup demokratik bir rejime geçmekti. Ancak Irak işgalinden sonra dikta rejim gitti ve daha kötü olan terör ve başı belli olmayan bir rejimi geldi. Dahası Irak’ta güvenlik sorunu ve terör olayları her geçen gün artmaktadır. 2006 yılının Haziran ayında Irak’ta öldürülen El-Kaide’nin Irak’taki lideri Abu Musaab El-Zerkavi hem ABD hükümeti için hem de Irak’taki yeni hükümet için zafer olarak ilan edilmiştir. Ancak Irak’taki terör olaylarının sadece Zerkavi ile bağlı olmadığı zamanla anlaşılmıştır. Irak’ın terör olaylarıyla ve mezhep çatışmalarıyla bir iç savaşın eşiğinde olduğu tespiti rahatlıkla ifade edilebilir. Her gün Irak’ta onlarca insan, kimliği belirsiz kişiler tarafından öldürülmektedir. Irak’ta ABD işgalinden sonra bir yakınını veya akrabasını kaybetmemiş aile yoktur. Irak’ta yaşanan bu kadar olaylara rağmen Irak’ın toprak bütünlüğüne, Irak’ta demokrasi ve özgürlüğe inanlar varsa, bu çok safça bir yaklaşımdır. Çünkü mevcut durumda Irak’ta, siyasi kriz, terör ve öldürme olayları dışında farklı bir gelişme yaşanmamaktadır.

 

Maliki’nin Barışsız “Barış Planı”

 

10 Haziran 2006 tarihinde Irak Başbakanı Nuri El-Maliki hükümeti tarafından ‘Irak Ulusal Barış ve Diyalog Projesi’  hazırlanmıştır. Bu planın temel amacının, Irak’ta faaliyet gösteren terör örgütü gruplarla uzlaşma ve diyalog içerisinde bulunarak, Irak’taki terör olaylarına son vermek olduğu iddia edilmekteydi. Irak’ta böyle bir projenin sonuç vermeyeceği başından beri bellidir. Çünkü bu planın esas amacı, yarım kalan bir hükümeti tamamlamak ve yeni hükümetin barışı sağlayacak güçte olduğunu göstermektir. Oysaki Irak’taki halkın esas sorunlarının barış planları çerçevesinde değil, işgalden ve terör olaylarından kurtaracak somut adımlarla çözülebileceği değerlendirilmektedir. Irak hükümetine soruyorum: Neden Irak halkını işgalden ve terör olaylarından kurtaracak somut adımlar yerine barış planları sunarak Irak halkını terörü destekliyor gibi göstererek suçlu çıkarmaya çalışıyorsunuz? Çünkü Irak’taki olayların sebebi Iraklılar değil, ABD’dir. Bu nedenle öncelikle ABD tarafından oluşturulan kaos ve şiddet ortamının yumuşatılması ve Irak halkının güvenliğinin sağlanması gerekmektedir. Bir sonraki aşama olarak da Irak halkı arasında barışı tesis etmek ve mezhep çatışmalarına son vermek için stratejilerin üretilmesi gerekmektedir. Öncelik verilen bu konularla paralel olarak temel insan hakları çerçevesinde Iraklıların gıda, sağlık ve eğitim sektörlerindeki eksikliklerinin giderilmesi için çalışmalar başlatılmalıdır. Çünkü her gün patlamalara günaydın diyen bir Irak var ortada. Dolayısıyla Iraklılara ne ambulans ne de hastane yetiyor. İnsanlar caddelerde yaralı olarak saatlerce yardım bekliyor. Irak’taki bu kara tabloyu gidermeye çalışılması gerekmektedir.

 

Şimdi Irak’a sözde demokrasi ve özgürlük getirenlere soruyorum; diktatör Saddam rejimi döneminde her gün bu kadar masum ve suçsuz insanlar ölüyor muydu? Bugün Irak’taki tablo, Irak halkına Saddam rejimini aratma eşiğine getirmiştir. Her gün Irak’ta onlarca insanın ve çocuğun ölümüne sebep olan ABD’nin Irak plan demokrasi midir?

 

Sonuç olarak; Irak’ta demokrasiyi tesis etmek için Irak halkının tümünü temsil eden adil bir hükümetin kurulabilmesi için ABD’nin işgale son vermesi ve kendi eliyle El-Kaide gibi terörist grupları yaratmaması gerekir. Ne Saddam ne de demokrasi, terörsüz bir Irak istiyoruz!  

 Yusuf ÖZTÜRKMEN

 

 
  "İran'ın Nükleer Amacı ve Amerikan Kimliği"   2012-03-01
  "Apocalyptic (kıyametçi) Terörizm ve Aum Shinrinkyo"   2012-04-16
  "KRİZLER ve 'ÇEVRELEME'"   2012-03-07
  "Asya-Pasifik Bölgesinde Deniz Yollarının Artan Önemi ve Güney Çin Denizinde Vietnam - Çin Gerginliği"   20.03.2012
  "ASEAN Bölgesel Forumu Toplantısı ve Güneydoğu Asya'da Yeniden "Pax-Americana Sendromu"   2012-03-20
  "Güney Çin Denizinde Yükselen Kriz Bağlamında Asya Pasifik Bölgesinin Güvenliği"   2012-03-20
  "Çin - Pakistan İlişkilerinde Gwadar Limanı ve Bölgesel Gelişmelere Etkileri"   2012-03-20
  "Hindistan Donanması Doğu Komutanlığı'nın Etkinliğini Artırıyor"   2012-03-20
  "ÇHC XXI Yüzyılın Süper Gücü Olacak"   2012-04-04
  "Avrupa'da Sağ Popülizm Tehlikesi..."   2012-03-20
 
Ana Sayfa Hakkımızda Haberler Analizler Röportajlar Projeler Duyurular Raporlar Makaleler Yasal Uyarı İletişim
  Soft&Design N.ROGLU