Videolar Linkler RSS Site Haritası
 
 
 
 
Untitled Document
» Konular / Asya/ "ÇHC XXI Yüzyılın Süper Gücü Olacak"

Yazarlar
  Mehmet Seyfettin EROL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Alaeddin YALÇINKAYA
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Elşan İZZETGİL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Ceren GÜRSELER
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Musa KARADEMİR
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  İsmail CİNGÖZ
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
Diger yazarlar »
  Eklenme Tarihi: 2012-04-04
"ÇHC XXI Yüzyılın Süper Gücü Olacak"

Çin ve ABD arasındaki rekabet kızışıyor. Pekin Amerika’nın güç kaybettiğine inanılıyor. Ama O Çin’in askeri gücünün yükselişini frenlemeye çalışıyor. İki ülke arasındaki karşılıklı güvensizlik artmaktadır. Eğer bu karşı eğilim devam ederse onlar silahlanma yarışına girecek, muhtemelen doğrudan karşı karşıya da geleceklerdir. Bu kanı kendi hükümetleriyle ilişkili olan Amerikalı ve Çin’li araştırmacılara aittir.

Pekin ve Washington bir birine güvenmiyorlar. Eğer karşılıklı kuşku-şüphe artarsa önümüzdeki on yıllarda Çin ve ABD arasındaki ilişkiler giderek düşmanca hale gelecektir. Sorun direk karşı karşıya gelmelerine de sebep olabilir. Bu, Çinli ve Amerikalı araştırmacılar tarafından yazılmış ve Washington'daki Brookings Enstitüsü tarafından yayınlanmış raporun özetidir.

Rapor Amerikalı Kenneth Lieberthal ve Çinli Wang Jisi tartışmalarıyla hazırlamışlardır. Lieberthal ABD başkanlarından Bill Clinton yönetiminde Asya ile ilgili Ulusal Güvenlik Müdürü görevinde bulunmuştur. Wang ise Pekin Üniversitesi Uluslararası Çalışmalar Fakültesi Dekanı ve Çin Dışişleri Bakanlığı Dış İlişkiler Danışma Kurulu üyesidir. Wang’ın bir başka görevi ise Merkez Parti Okulu'nda Stratejik Araştırmalar Enstitüsü'nün kurucu müdürüdür.

Kısacası, yazarların kendi ülke yönetim koridorlarına ulaşma imkanları vardır.

Lieberthal Washington Post gazetesine, “Biz her ikimiz her şeyin nereye gittiğiyle ilgili derin endişemizi dile getirdik. Konu gündelik ilişkilerle ilgili değil, 10-15 yıl sonra ne olacağıyla ilgili.” dedi.

Wang ise Çinlilerin endişelerini kaynağını Çin’ın son zamanlarda birinci sınıf küresel güç olmasına bağlıyor. Çinli liderler Amerikan liderlerinin nihai hedefinin ABD hegemonyasını korumak olduğunu düşünüyorlar. Bu nedenle Çin’in yükselişini engelleyeceklerdir.

Pekin’de artık ABD’yi her şeye kadir ve güvene layık olarak görmüyorlar. Wang’ın çalışmanın bir bölümünde belirttiğine göre, kamu itirazı Amerikalılar tarafından dikkate alınmıyor.

Çin’de ABD’nin aksine ekonomik güç ve silahlı kuvvetler güven veriyor. İrak’ta savaşın başlamasıyla birlikte iki ülke güçleri arasındaki fark azalmaya başladı. 2003 yılında ABD’nin GSYİH’sı Çin’in sekiz katıydı ama şimdi en fazla üç katıdır.

Wang, Pekin’in artık Deng Xiaoping’in emirlerini [vasiyet] takip etmediği, Çin’in kendi gücünü gizleyip uygun zamanın gelmesini beklediği konusunda uyarıyor. Bu varsayım şuan ki Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Başkanı Hu Jintao tarafından uygulanmaktadır. Fakat Hu gidiyor ve emir değerini kaybediyor.

Buna karşılık, Liberthal iki ülke arasındaki ilişkilerin 15 yıl sonra uzlaşmaz olacağı konusunda uyarıyor. Bunun, askeri harcamalarda büyük bir artışa ve en kötü ihtimal olarak da gerçek bir askeri çatışmaya neden olacaktır. Diğer ülkeler ise bir tarafı seçmek durumunda kalacaklardır.

Brookings Enstitüsünün, Asya ve Afrika Enstitüsü Müdür Yardımcısı, Moskova Devlet Üniversitesi'nden Andrew Karneev "Nezavisimaya Gazeta"ya rapor ile ilgili verdiği röportajında, GSYİH açısından ‘Çin gerçekten № 1 ülke olabilir’ Fakat kişi başına düşen milli gelir oranına göre 100 ülke içerisine bile giremiyor. Yaşam kalitesi açısından ise üçüncü dünya denginde. Bu yeni bir dönem” yorumunda bulundu.

Tabii ki Çin bütün dış politika ve iç gelişmelerde ABD ile hemfikir olmayacaktır. Ama bir soğuk savaş seviyesinde düşünmemek gerekir. “Bütün ülkelerin SSCB ve ABD’den birini seçmek zorunda olduğu dönem kapantı. Hatta eğer Amerika veya Çin güçlüğü yatıştırmaya nail olamazlarsa, diğer ülkelerin manevra alanı olacaktır.”

Uzmana göre, “Şuanda uluslararası sorunlarda Moskova ve Pekin’in pozisyonları [birbirine] yakındır. Irak ve Suriye gibi ülkelerde dış güçlerin işgaline karşılar. Ancak Çin ve Rusya müttefik değiller. Bunun içinde bizim için ABD - Çin çatışmasında taraf tutmanın mantığı yoktur.”

Uzman, Deng Xiaoping’in vasiyeti ile ilgili olarak, O, düşüncesini 1989 yılında, Tiananmen Meydanı'ndaki olaylardan sonra söyledi. O zaman Çin, Batı tarafından yaptırımlara maruz kaldı. Bugün Çin liderleri, seçtikleri yolun doğruluğundan eminler. Çin artık gücünü saklamıyor. Fakat resmi olarak Deng’in tezini kimse reddetmiyor.

 

Türkçeye Elşan İzzetgil tarafından tercüme edilen bu yazı, Vladimir Skosırev tarafında yazılmış olup, 2012-04-04 tarihinde Nazavisimaya Gazeta’da Rusça olarak yayınlanmıştır. Orijinal metin için bkz: http://www.ng.ru/world/2012-04-04/8_knr.html, 04.04.2012.

 
  "İran'ın Nükleer Amacı ve Amerikan Kimliği"   2012-03-01
  "Apocalyptic (kıyametçi) Terörizm ve Aum Shinrinkyo"   2012-04-16
  "KRİZLER ve 'ÇEVRELEME'"   2012-03-07
  "Asya-Pasifik Bölgesinde Deniz Yollarının Artan Önemi ve Güney Çin Denizinde Vietnam - Çin Gerginliği"   20.03.2012
  "ASEAN Bölgesel Forumu Toplantısı ve Güneydoğu Asya'da Yeniden "Pax-Americana Sendromu"   2012-03-20
  "Güney Çin Denizinde Yükselen Kriz Bağlamında Asya Pasifik Bölgesinin Güvenliği"   2012-03-20
  "Çin - Pakistan İlişkilerinde Gwadar Limanı ve Bölgesel Gelişmelere Etkileri"   2012-03-20
  "Hindistan Donanması Doğu Komutanlığı'nın Etkinliğini Artırıyor"   2012-03-20
  "Avrupa'da Sağ Popülizm Tehlikesi..."   2012-03-20
  'Oyun Sahası' veya Kanlı Oyunların Oynandığı Yer Fergana (3)   08.10.2011
 
Ana Sayfa Hakkımızda Haberler Analizler Röportajlar Projeler Duyurular Raporlar Makaleler Yasal Uyarı İletişim
  Soft&Design N.ROGLU