Videolar Linkler RSS Site Haritası
 
 
 
 
Untitled Document
» Konular / Türkistan/ "2011 "Şanghay İşbirliği Örgütü" zirvesi: gelişim perspektifi"

Yazarlar
  Mehmet Seyfettin EROL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Alaeddin YALÇINKAYA
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Elşan İZZETGİL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Ceren GÜRSELER
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Musa KARADEMİR
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  İsmail CİNGÖZ
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
Diger yazarlar »
  Eklenme Tarihi: 19.05.2011
"2011 "Şanghay İşbirliği Örgütü" zirvesi: gelişim perspektifi"

"Şanghay işbirliği örgütünün" 10'ncu yıldönümü zirvesi 15 Haziran 2011'de yapılacağı açıklandı. Bu bağlamda 14 Mayıs 2011'de hazırlık aşaması olarak "Şanghay işbirliği örgütünün" Dış işleri bakanları kurulunun toplantısı yapıldı.        

Dış işleri bakanları kurulu toplantısında 15 Haziran'da imzalanacak olan altı temel proje hazırlanmıştır. Bunlar sırasıyla: 1) "Şanghay işbirliği örgütünün" 10'ncu yıldönümü münasebetiyle deklarasyon; 2) Zirve sonrası devlet başkanlarının medya'ya demeçlerini içeren basın bildirisi; 3) 2011-2016 yılları arasında uygulanacağı planlanan "Şanghay işbirliği örgütüne" üye devletlerin uyuşturucuya karşı izlenecek stratejisi; 4) 2011-2016 yıllarını kapsayacak uyuşturucuya karşı stratejisinin uygulanma programı; 5) Örgüte tam üye ve gözlemci olarak katılmak isteyen devletlerin sorumluluğunu içeren memorandum; 6) "Şanghay işbirliği örgütü" Genel sekreteri tarafından hazırlanan örgütün 10 yıl içerisindeki faaliyetlerini içeren raporu.            

            Analiz açısından yukarıdaki projeler kapsamında önemli olarak varsaydığımız konular birinci, beşinci ve altıncıdır. Çünkü bu saydığımız proje başlığında örgütün gelişimini içeren üç temel konu gündeme getirilecektir. Mesela altıncı konu ile ilgili devlet başkanları 10 yıl içerisinde örgütün yapmış olduğu artı ve eksileri gözden geçirecekler, eksileri gidermede tarihten ders çıkartacaklardır; beşinci konu ise tam üyelik başvurusuna kabul edilmesi için örgütün kapısını durmadan vuran devletler hakkında kararlar kabul edilerek, örgütün gelişimine ilişkin bir adım daha atılacak; birinci proje kapsamında ise geçmişi, şimdiki zamanı ve geleceği birbirine düğümleyen deklarasyon kabul edilecek ki, örgütün 10 yıl içerisinde ulaşılan ve bundan sonra ulaşılması planlanan strateji kitabına son nokta koyulacaktır.

Bundan dolayı analizde örgütün tarihsel arka planına kısaca değinmeyi uygun bularak, örgütün gelişimi açısından hangi devletlere tam üyelik veya gözlemci statüsü verilebilir sorusuna cevap aranmaya çalışılacaktır. 

            a) "Şanghay işbirliği örgütü" tarihsel gelişim aşamaları: Uluslararası arenada diğer güçlü merkezleri[*] dengeleyebilecek bir örgüt yapısına ulaşma açısından "Şanghay işbirliği örgütünün" üç temel aşamadan geçtiğini söyleyebiliriz.

            İlk aşama Nisan 1996 yılında "Şanghay beşlisi" olarak kurulan ve daha sonra 15 Haziran 2001'de "Şanghay işbirliği örgütü" şeklinde adı değişene kadar süren zaman dilimini kapsamaktadır. Bu dönem zarfı içerisinde örgüte üye beş devlet  SSCB döneminden miras olarak kalan tüm sorunları, özellikle devlet sınırlarını bir çatı altında, dostça ve müzakere yoluyla bir araya gelerek çözmeye çalışmalarıyla özetlenebilir.

            İkinci aşama ise, 15 Haziran 2001 yılından – 5 Temmuz 2005 yılına kadar olan dönemi içerir. Bu dönemin en önemli özelliği örgütün uluslararası arenada ilk gelişim adımlarını atmasıdır. Nitekim üye devlet başkanları "Şanghay Beşlisinin"                             5. yıldönümünü kutlayarak, kurumun adını "Şanghay işbirliği örgütü" olarak değiştirdiler, kendi safına Özbekistan'ı tam üye olarak aldılar ve Moğolistan ise gözlemci statüsünü kazandı. Böylece üye devletler örgütü daha üst düzeye çıkararak, kurucu antlaşmasını imzalamışlar ve dünya politikasında yeni bir güçlü örgütün ortaya çıktığını ilan etmişlerdir.

            Üçüncü aşama, "Şanghay işbirliği örgütünün" Devlet başkanları zirvesinin yapıldığı 5 Temmuz 2005 yılı ile 15 Haziran 2011'de Devlet başkanları zirvesi arasındaki süre zarfını içerir. Bu zirvede ilk kez Rusya ve Çin gibi bölgesel etkin aktörler diğer üye devletlerin de desteğiyle ABD'ye karşı gücünü göstermeye gayret etmiştir. Nitekim zirve sonucu devlet başkanları tarafından kabul edilen deklarasyonda şu madde yer almıştır: örgüt coğrafyası kapsamında alt yapı tesislerini geçici kullanan ABD’nin Kırgızistan’daki Manas ve Özbekistan’daki Hanabad havaalanlarındaki askeri varlığının çekilmesi ile ilgili takvimin açıklanmasını talep etmek.  Deklarasyonun kabul edilmesinin akabinde Rusya ile Çin "Barış Misyonu-2005" adı altında büyük bir askeri tatbikat gerçekleştirmişlerdi. Devlet yetkilileri bu tatbikatın barışı koruma ve terörle mücadele amacı ile yapılmış olduğunu vurgulasalar da, perde arkasında Rusya ve Çin tarafından özellikle ABD'ye önemli bir mesajlar iletme amacı güdüldüğü kesindir.     

            15 Haziran 2011'de yapılacak "Şanghay işbirliği örgütünün" Devlet başkanları zirvesiyle örgütün gelişim aşaması açısından yeni bir dönemin daha ekleneceğini söyleyebiliriz.

            b) Örgüte yeni üyelerin kabulü - olanaklar ve sorunlar: 14 Mayıs 2011 yılında yapılan örgüte üye devletlerin Dış işleri bakanları toplantısından bir hafta evvel Afganistan örgüte gözlemci olmak isteğini resmen duyurmuştur. Diğer taraftan ise gözlemci statüsündeki İran, Hindistan ve Pakistan devletleri ise çoktan tam üye olmak için örgüte resmi başvurularını yapmışlardır. Örgüte tam üyelik ve gözlemci statüsü verilmesi konuları önümüzdeki zirvede daha detaylı ele alınacağı kesin. Bu bağlamda zirvede yapılacak Devlet başkanları kurulunda görüşülmesi için Dış işleri bakanları kurulu tarafından "Tam üye ve gözlemci olarak katılmak isteyen devletlerin sorumluluğunu içeren memorandum" hazırlanmıştır. Memorandumunda yer alan hükümler devlet başkanları tarafından zirve esnasında daha detaylı tartışılacaktır.

            Şimdi kimlerin tam veya gözlemci devlet statüsünde kabul edilip, edilmeyecekleri konusunda fikir yürütürsek, önümüzde İran, Hindistan ve Pakistan'ın tam üyeliği, Afganistan'ın gözlemci olma istekleri vardır. Bunların bu statüye sahip olma şansları ne kadar? Üye devletler bu devletlerin isteklerine ne derece cevap vermeye hazır? Olumlu cevap vermeleri halinde örgüt bünyesinde kutuplaşmaya neden olabilir mi? Olumlu cevap vermemeleri halinde ise bu devletlerin örgüt coğrafyasına dönük dış politikalarında değişiklik yaşanma ihtimali ne kadar? gibi konular Avrasya bölgesi ile ilgilenenlerin cevap aramaya çalıştıkları sorulardır.

            Her şeyden evvel örgütün resmi olarak kurulduğu 1996 yılından beri birçok başarılar elde ettiğini vurgulamamız gerekir. Bir kere örgütün uluslararası politikadaki ağırlığı hissedilmekte, diğer taraftan örgüte Avro-Atlantik değerlerin uluslararası alanda güçlenmesini istemeyen iki bölgesel aktif oyuncu üyedirler. Elbette bu iki aktif oyuncu arasında bazı sorunlar olmasına rağmen, bu sorunları dünya kamuoyuna aksettirmeden örgüt bünyesinde sessizce çözmeye gayret etmektedirler. Diğer taraftan dört Orta Asya ülkeleri de örgütün üyeleridir, ancak örgütün gelişime ilişkin Rusya ve Çin'in konsensüsü çok önemli olduğunu hatırlatalım.

            Soruların cevabını Afganistan açısından başlarsak,  hemen diyelim ki bu devletin örgüt bünyesine gözlemci olarak alınma şansı yüksektir. Hatta daha ileri giderek diyebiliriz ki, ŞİÖ Devlet başkanları zirvesinde üye devletlerin hiçbiri Afganistan'ın gözlemci olma isteklerini veto etmeyecektir. Niye? Çünkü Dış işleri bakanları kurulunun hazırladıkları projelere göz attığımız zaman altı konudan ikisi direkt olarak uyuşturucu sorunu ile ilgilidir. Demek örgüt üyeleri uyuşturucu sorununu çözmeye kararlı, en azından uyuşturucunun kendi coğrafyalarına girişini önlemeye kararlı. Bu kararlılığın uyuşturucunun merkezi olan Afganistan'la işbirliği yapmadan pratiğe uygulamak mümkün müdür? Akla gelen ilk cevap hayır. Dolayısıyla Afganistan'ın bu zirvede gözlemci olarak alınabileceği hipotezini savunuyoruz.

            Tam üyelik konusuna gelince, örneğin İran'ın örgüte tam üye olması Hindistan ve Pakistan'a göre daha zor. Niye? Bir kere Tahrana yönelik Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin yaptırımları mevcut. Bu durum İran'ın tam üyeliği açısından önemli bir engel. Hatırlanacak olursa, Haziran 2010 yılında örgütün Taşkent'te yaptığı Devlet başkanları toplantısında alınan en önemli karar, tam üye olmak isteyen devletin Birleşmiş Milletlerin herhangi bir müeyyidesinin uygulanmaması koşulu idi. Diğer taraftan örneğin Orta Doğu'daki son olaylara göz attığımız zaman, hem Rusya hem de Çin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin Libya'ya karşı ikinci kararlarında herhangi bir veto hakkını kullanmadılar. Demek her iki ülke Libya'ya benzer yapıya sahip herhangi bir devletin yanında yer almayacaklarını gösterdiler. Bunun anlamı "Şanghay işbirliği örgütünün" dünya toplumu gözünde imajını olumsuz yönde değiştirebilecek devletlerin örgüt kapsamına alınması söz konusu değildir diyebiliriz. İran'ın tam üyeliği örgütün imajını olumsuz olarak değiştireceğinden, hem Rusya ve özellikle de Çin şu an için İran'ı tam üye yapma gibi kesin kararlara cesaret edemeyeceğini savunuyoruz. Bundan dolayı İran'ın tam üyelik isteği şimdiden fiyaskoya uğradı diyebiliriz.

            Gelelim diğer iki devlete, yani Hindistan ve Pakistan’a. Bir kere her iki devlet birbirleriyle rekabet eden devletler ve kendi aralarında çözemedikleri sorunlar had safhada. Diğer taraftan Hindistan'ın bölgedeki en önemli rakibi Çin, ayrıca Rusya'nın Hindistan'ın üyeliğini desteklemesine karşın Çin Pakistan'ın üyeliğini gündeme getirmektedir. Yani göz önünde yangına dönüşebilecek bir bölgesel siyasi yapı resmi canlanmakta. Böyle bir görünümü Çin veya Rusya örgütün bünyesine sokmak isteyecekler mi? Bırakın böyle bir yapıyı örgüt bünyesine sokmak, perde arkasında saklı olan Rus ve Çin rekabetinin bile gelecekte örgütün varlığının devam ettirmesinde en büyük engel iken ve her iki devlet aralarındaki sorunları örgüt aracılığıyla gidermeye çalışarak, bu konuda belli bir başarı sağlamışken, Hindistan ve Pakistan gibi devletleri örgüte tam üye yaparak Rusya ve Çin'i karşı karşıya getirtebilecek yeni sorunları başlarına dert ettirmeleri çıkarlarına ne derece uygundur? Çizilen tabloya bakılırsa her iki devletin çıkarları açısından cevap hayırdır. Ayrıca "Şanghay işbirliği örgütünde" kararlar oy birliğiyle alındığı akıldan çıkartılmamalı. Eğer birbirleriyle çıkarları zıtlaşan ve rekabet eden devletlerin bir çatı altında toplanması durumunda kararlar nasıl alınacak? Karar mekanizmaların değiştirilmesi ise örgütün yapısını tamamen değiştirecektir ki, böyle bir durumda örgütten ayrılmak isteyen devletler bile ortaya çıkabilir. Yani tüm bunlardan çıkarılan sonuç şudur: Rusya ve Çin ile diğer örgüt bünyesindeki devletler açısından şu an için, en azından orta vadede kendi saflarına İran, Hindistan ve Pakistan gibi devletleri almaları örgütün hayatiyetine birçok zarar vereceğinden, bu üç devlet tam üyelik hayalinden en azından orta vadede vazgeçebilirler. "Şanghay işbirliği örgütünün" Dış işleri bakanları kurulu tarafından hazırlanan tam üyeliğe ilişkin memorandum ise çoktandır üye olmak isteyen İran, Hindistan ve Pakistan'ı oyalamadan başka bir şey değildir.

            Kısaca konumuzu toparlayacak olursak, 15 Haziran 2011'de yapılması planlanan "Şanghay işbirliği örgütünün" Devlet başkanları zirvesinde Afganistan'a hoş geldiniz denilecek, tam üyelik isteyen diğer üç devlete ise acele etmeyin biraz daha bekleyin davranışı sergilenecektir.

 

 * Burada kast ettiğimiz tek kutuplu dünya düzenini kurmayı planlayan ABD'dir   

 19.05.2011

Aidarbek Amirbek

 
  "İran'ın Nükleer Amacı ve Amerikan Kimliği"   2012-03-01
  "Apocalyptic (kıyametçi) Terörizm ve Aum Shinrinkyo"   2012-04-16
  "KRİZLER ve 'ÇEVRELEME'"   2012-03-07
  "Asya-Pasifik Bölgesinde Deniz Yollarının Artan Önemi ve Güney Çin Denizinde Vietnam - Çin Gerginliği"   20.03.2012
  "ASEAN Bölgesel Forumu Toplantısı ve Güneydoğu Asya'da Yeniden "Pax-Americana Sendromu"   2012-03-20
  "Güney Çin Denizinde Yükselen Kriz Bağlamında Asya Pasifik Bölgesinin Güvenliği"   2012-03-20
  "Çin - Pakistan İlişkilerinde Gwadar Limanı ve Bölgesel Gelişmelere Etkileri"   2012-03-20
  "Hindistan Donanması Doğu Komutanlığı'nın Etkinliğini Artırıyor"   2012-03-20
  "ÇHC XXI Yüzyılın Süper Gücü Olacak"   2012-04-04
  "Avrupa'da Sağ Popülizm Tehlikesi..."   2012-03-20
 
Ana Sayfa Hakkımızda Haberler Analizler Röportajlar Projeler Duyurular Raporlar Makaleler Yasal Uyarı İletişim
  Soft&Design N.ROGLU