Videolar Linkler RSS Site Haritası
 
 
 
 
Untitled Document
» Konular / Türkistan/ "İran'in Orta Asya'daki Perspektifleri ŞİÖ Faktörü"

Yazarlar
  Mehmet Seyfettin EROL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Alaeddin YALÇINKAYA
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Elşan İZZETGİL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Ceren GÜRSELER
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Musa KARADEMİR
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  İsmail CİNGÖZ
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
Diger yazarlar »
  Eklenme Tarihi: 28.02.2012
"İran'in Orta Asya'daki Perspektifleri ŞİÖ Faktörü"

Kafkasya, Balkanlar ve Orta Doğu ile birlikte Orta Asya bölgesi de küresel ve bölgesel oyuncuların geniş uluslararası konularla ilgili yaklaşımları farklı olan Avrasya’nın önemli bölgesidir. Diğer bölgesel güçler ile birlikte Orta Asya bölgesine yönelik İran’ın da ilgisinin arttığını söyleyebiliriz. İran’ın Orta Asya ülkeleri ile işbirliğinin taktik hedeflerinin merkezinde her şeyden önce pragmatik çıkarlar yer almaktadır ve yakın gelecekte "İslam devriminin ihracına” bir işaretin olmadığı nettir. İran'ın bölgesel politika çerçevesinde işbirliğinin en perspektif alanlardan biri de enerji kaynaklarının üretimi, işlemesi ve ulaşımıdır. Bunun nedeni ve İran'ın bölgedeki baş hedeflerinden biri - petrol ve gaz alanlarına erişimi sağlamak ve enerjinin ana ihracat akışını İran üzerinden geliştirmektir (muhtemelen Rusya’nın yanından geçerek (atlayarak),  Ukrayna ve Avrupa ülkelerine).

Tahran bölgede büyük başarıları bir dizi ortak ekonomik, enerji ve ulaşım projeleri olan Türkmenistan, Kazakistan ve Tacikistan ile ilişkilerinde elde etmiştir. Ancak İran'ın bölgesel liderlik için herhangi bir gösteriden kaçındığını belirtmek gerekir. Genel olarak, İran’ın tüm Orta Asya ülkeleri ile bölgesel ekonomi içindeki konumunu önemli ölçüde güçlendirmesini sağlayan, ekonomik ve mali ilişkilerin olumlu dinamikleri mevcuttur.

İranlı uzmanlara ve siyasi çevrelere göre İran'ın bölgede daha aktif olmaya meyilli olacak mekanizmalardan biri Şanghay İşbirliği Örgütü görülmektedir. Özellikle İran’ın Şİ֒ye yönelik 2008-2010 döneminde belirgin ilgisi vardır, ancak sonraki düşüş Şİ֒nün içindeki belli durgunluk dönemi ile bağlantılıdır. Bununla birlikte, İran yönetimi Şİ֒nde büyük, ama iyi kullanılmayan işbirliği potansiyelini görmektedir. Bu konuda İran’ın görüşü Çin ile büyük ölçüde aynıdır, ve uygulamada İran her şeyden önce enerji kaynaklarının ana ithalatçısı olan Çin pazarına ilgilenmektedir. (nükleer alanda dâhil olmak üzere Rusya ile ilişkilerin gelişmesi de önemli, ancak tartışma konusu olan ciddi politik faktörler vardır).

Her durumda, Şİ֒nü bölgedeki ABD etkisini zayıflatma mekanizması olarak algılayan İran, Rusya ve Çin’in yaklaşımları ile aynı olduğu unutulmamalıdır. İran Şİ֒nün ana oyuncuları Çin ve Rusya ile - bölgede dış güçlerin müdahalesi olmaksızın, bölge devletlerin kendi istikrar ve güvenliğini sağlaması gerektiğini düşünmektedir. Ortak temas noktaları etkileşim için iyi fırsat sağlayabilir ve İran bölgesel güvenlik sisteminin oluşumunda kendi temel yaklaşımlarını tanımlamak için Şİ֒ye tam üyelik statüsünden yararlanabilir. 

Bölgeye yönelik riskler ve tehditler arasında Afgan vektörünün egemen olduğu itiraz edilemez. Bu bağlamda İran'ın önemi tartışılmaz ve Tahran’ın Afganistan'daki etkisinin iki ana kanalları mevcuttur. Birincisi, etnik Hazara ve diğer etnik azınlıkları kapsayan Şii faktörüdür. Hazaraların ülkedeki yerleştirilmesinin kendi özellikleri vardır. Hazaralar ülkenin kalbindeki Bamiyan eyaletinde kompakt yaşamaktadırlar, ayrıca Belh, Baglan, Farokh, Kandahar ve Kabil illerinde dağılmış büyük grupları vardır. Potansiyel olarak bu Şii topluluklar kolayca din temelinde İran tarafından mobilize edilebilir. Afganistan’da İran’ın etkisinin ikinci kanalı Tacik nüfusuna dayanmaktadır (yaygınlaşmaktadır). 1990'larda Tahran ve Moskova Kuzey İttifakı'nın ana müttefikleri idi ve Afgan - Tacik siyasetçilerin İranlı yapılar ile bağları günümüzde de devam etmektedir.

İran'ın nükleer programı çevresindeki durumun alevlenmesinin arka planında İran’ın Şİ֒ye üyeliği Şİ֒nü Batı karşıtı blok - birlik olarak konumlandırabilir ve böylece Çin, Rusya ve diğer üye ülkelerin Avrupa ve ABD ile ilişkilerin bozulmasına neden olabilir. Ancak İran sorunu -  örgütün genişletilmesine ilgili kararın kabulünü ve örgüt eylemlerini net içeriği ile doldurmayı engelleyen önemli sorundur. 

Bölgesel jeopolitikte rol oynayan ülkeleri tamamen kapsamayınca, ŞİÖ bölgesel güvenlik konusunda etkili enstrüman değil, sadece diyalog platformu olarak kalmaya mahkûmdur. İran'ın nükleer program sorunu ŞİÖ tarafından bölgedeki nükleer kontrolünü kendi sorumluluğuna almasıyla çözülebilir, çünkü gerçekte UAEK bu işlevi yapmamaktadır. İran'ın nükleer programı ŞİÖ kontrolüne alınacaksa, bu yapay sorun herhangi bir çatışma olmaksızın bölgesel toplumda çözülecektir. Bu durumda, İran’ın davranışı bölge ülkeleri için daha tahmin edilebilir hale gelecektir ve bu yalnızca bütün olarak bölgesel güvenliğe katkıda bulunabilecektir. Bu senaryo İran'ın nükleer programı konusunda, Batı’nın BM araçları ile yapmaya çalışan başarısız eylemlerine bir alternatif olabilir.

Bazı Batılı bilim adamları Şİ֒nün NATO (özellikle ABD) ile açık mücadelesini belirtmektedirler. Örneğin, eski ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld’a göre İran’ın ŞİÖ ile işbirliği mantıksız, çünkü İran "dünyada terörün önde gelen sponsoru" olarak algılanmaktadır. Ancak, propaganda söyleminin politik gerçeklikten uzak olduğunu unutmamamız gerekmektedir. ABD'ye Şİ֒nün bölgedeki rolünün güçlenmesi ve genişlemesine karşıdır, çünkü örgütün bölgesel ve uluslararası sorunların çözüm yolları (önerileri ve yöntemleri)  ABD’nin bölgeye yönelik politikasına uymamaktadır. 

İran’ın nüfusu ve ekonomik gücü Orta Asya'nın toplam nüfusu ve ekonomik potansiyelinden üstündür. İran’a karşı ABD tarafından yürütülen izole etme politikası, pragmatik yaklaşımla bakarsak, bölge devletleri için zararlıdır. Bununla birlikte, ABD ve Avrupa-Arap müttefiklerinin İran’ı maksimum dış izolasyona tabi tutulması amacında herhangi bir ilerleme olmadığını söyleyebiliriz, çünkü dış politika ekonomi ve coğrafyayı da hesaba katmak zorundadır. İran’ın jeo-ekonomik ve jeopolitik ağırlığı nedeniyle Orta Asya devletleri İran ile işbirliğinden, ŞİÖ mekanizmalarını kullanarak daha çok temettüleri elde edebilirler.

 

 

Kanat Ydyrys

28.02.2012

 
  "İran'ın Nükleer Amacı ve Amerikan Kimliği"   2012-03-01
  "Apocalyptic (kıyametçi) Terörizm ve Aum Shinrinkyo"   2012-04-16
  "KRİZLER ve 'ÇEVRELEME'"   2012-03-07
  "Asya-Pasifik Bölgesinde Deniz Yollarının Artan Önemi ve Güney Çin Denizinde Vietnam - Çin Gerginliği"   20.03.2012
  "ASEAN Bölgesel Forumu Toplantısı ve Güneydoğu Asya'da Yeniden "Pax-Americana Sendromu"   2012-03-20
  "Güney Çin Denizinde Yükselen Kriz Bağlamında Asya Pasifik Bölgesinin Güvenliği"   2012-03-20
  "Çin - Pakistan İlişkilerinde Gwadar Limanı ve Bölgesel Gelişmelere Etkileri"   2012-03-20
  "Hindistan Donanması Doğu Komutanlığı'nın Etkinliğini Artırıyor"   2012-03-20
  "ÇHC XXI Yüzyılın Süper Gücü Olacak"   2012-04-04
  "Avrupa'da Sağ Popülizm Tehlikesi..."   2012-03-20
 
Ana Sayfa Hakkımızda Haberler Analizler Röportajlar Projeler Duyurular Raporlar Makaleler Yasal Uyarı İletişim
  Soft&Design N.ROGLU