Videolar Linkler RSS Site Haritası
 
 
 
 
Untitled Document
» Konular / Türkistan/ "Bölgesel Politikada Rogun Projesi"

Yazarlar
  Mehmet Seyfettin EROL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Alaeddin YALÇINKAYA
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Elşan İZZETGİL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Ceren GÜRSELER
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Musa KARADEMİR
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  İsmail CİNGÖZ
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
Diger yazarlar »
  Eklenme Tarihi: 14.12.2011
"Bölgesel Politikada Rogun Projesi"

Son haftalarda Orta Asya’ya ilgili haberlerde Rogun HES projesi konusu sıkça yer almaya başladı. Uzun zamandır konuşulmayan ve tartışılmayan konu yeniden canlandırılmaya çalışılmaktadır. Bu bağlamda üst düzey ABD ve AB yetkililerin bölge devletlerine ziyaretleri ve bölge liderleri ile görüşmelerde Rogun HES projesinin gündeme getirilmesi de dikkat çekici bir husustur.  Örneğin, geçen hafta Dünya Bankasının temsilcisi (WB) Theodore Ahlers’in Tacikistan Cumhurbaşkanı İmamali Rahman ile görüşmede bölgede kilit proje – Rogun barajının inşaatı ele alındı. Bölgesel güçlerin stratejisinde ve Orta Asya devletleri için Rogun HES’inin önemini ve bu projenin değerini anlamak için genel bilgilere bakmamız gerekir:

Rogun hidroelektrik santrali – büyük Tacik inşaat projesidir. Tacikistan Rogun hidroelektrik santralini Amuderya ırmağının üst kısmındaki Vahş ırmağında kurmayı hedefliyor. HES’ in en baş fonksiyonu elektrik için talebi artan sadece Tacikistan’ın değil, aynı zamanda çevre ülkelerinin taleplerini karşılamaktır. Böylece Tacikistan santralde üretilecek elektriği Pakistan ve Afganistan’a satma yoluyla ülke ekonomisini kalkındırmayı hedefliyor. Bu arada, eski Sovyetler Birliği döneminde (1987) başlatılan Rogun Hidroelektrik Santrali inşaatına yeniden başlaması da, bölge ülkelerini ikiye bölmüştür. Özbekistan ve Kazakistan, söz konusu su barajının bölgede su sorunu yaşanmasına ve çevre felaketine yol açacağı gerekçesiyle karşı çıkmaktadır.

Tacikistan’ın komşu ülke Özbekistan ile ilişkilerinin bozulmasından dolayı Rogun projesi özel, jeopolitik önem kazandı. Aslında projenin başarılı bir şekilde uygulanması durumunda Tacikistan Özbekistan’ın su seviyesinin ayarlamasını sağlayabilecek güçlü bir araç elde edecek. Eğer büyük ölçekli ucuz elektrik üretiminden kaynaklanan faydaları ve su kaynaklarının yeniden dağıtılması sayesinde tarım için uygun alanı geliştirme imkânlarını eklersek, Tacikistan’ın bölgedeki öncü rolü ortaya çıkıyor.
Rogun hidroelektrik santralinin inşaatının tamamlanmasına CASA-1000 enerji altyapı projesi uyum gösteriyor, çünkü CASA-1000 inşaatı Tacikistan’a fazla elektriği, Pakistan ve Hindistan’a satmaya imkân sağlayacak. İmamali Rahman Rogun HES’ inin potansiyel yararlarının farkına vardı ve her araçları kullanarak proje lobisini yapmaya başladı.

Sorun Tacikistan’ın bütçesinde inşaat için paranın olmamasıdır ve tek bir çözüm - yabancı yatırımcıları çekmektir. Bölgenin ekonomik yönden az kalkınmış ülkesi olan Tacikistan, sözkonusu barajın tamamlanması için 2,5-3 milyar dolarlık sermaye ihtiyacı nedeniyle Rusya ve diğer ülkelerden finansal ve teknik destek beklerken, ilk başta bu projede yer alan Rusya ve diğer ülkeler bu konuda Özbekistan’ın tepkisini çekmemek için söz konusu santral projesinde yer almak istemiyor.  

2004 yılında Rogun HES inşaatının tamamlanma hakkını Rus şirketi "RUSAL" kazanmıştır.  Ancak şirket sahibi Oleg Deripaska Rahman ile anlaşamadı ve Tacikistan tek taraflı olarak şirket ile işbirliğinden çekilmiştir. Sonra diğer Rus şirketi RAO "UES" anlaşma yapmaya çalışmış, ancak Rahman’ın Rogun HES’in kontrol paketini (payını) talep etmesi ile anlaşma yapılamamıştır. Nesne her iki taraf için çok önemliydi ve bir "paydaşın" (hissedarın) kontrolüne verilmesi tehlikeliydi. Sonuçta, bu alanda Rus-Tacik işbirliği sona ermiştir.
Rogun üzerinde tavizsiz pozisyonunu Özbekistan tuttu. Tacikistan’a bağımlılık içine düşme tehlikesinin farkında olan Özbekistan yetkilileri doğru taktiği tercih etti – uluslararası topluma potansiyel çevre felaketine vurgulayarak, Tacikistan’ın planlarından şikayet etmeye başladı. Bu noktadan sonra Rogun bölünme hattına dönüştü.
Rusya ile anlaşma yapılamamasından sonra, Tacikistan Cumhurbaşkanı İmamali Rahman doğal olarak kendi gözünü Batı’ya çekti ve HES projesi daha büyük jeopolitik önem kazandı. 2009 yılında, Rusya Federasyonu’nun Devlet Başkanı Dmitri Medvedev, Özbekistan ziyareti sırasında,  Rusya bölgedeki tüm ülkelerin proje onayını almadan Rogun inşaatına katılmayacağını açıkladı. Açıklama Duşanbe’de iyi karşılanmadı ve Rahman Washington’la görüşmeleri başlattı. Ancak, ABD çıkarlarına uygun ana kadar (yani Kasım-Aralık 2011) Rogun kozunu saklı tuttu. Barak Obama’nın “dünya etkisinin merkezi Orta Asya’ya kaydı” açıklamasından sonra ABD oyuna daha aktif şekilde katılmaya başladı.

İmamali Rahman, Dünya Bankasından (büyük hissedarı ABD'dir) projenin finanse etmesini istedi ve HES’in çevreye potansiyel tehdit sorununu kaldırmak için projenin uluslararası denetlemesini başlattı. Projenin denetlemesini de Dünya Bankası yaptı. Böylece Rahmon projenin kaderini Washington’un ellerine verdi, çünkü eğer Dünya Bankası HES’ in inşaatını yanlış olduğunu kabul ederse, projeyi uygulamak zor olacak. Washington tüm bölgeye etkinin güçlü aracını elde etti ve Beyaz Saray bağımsız olarak “Orta Asya Veziri” kim olacağı kararını verebilir duruma geldi. ABD sonunda tüm ilgili taraflardan bütün olası imtiyazlarını, özellikle Afganistan’a malzeme nakliyatı ve askeri üslerin yerleştirilmesi konularında elde etmeye çalışacağı bellidir. İlk işaret Şubat ayında, ABD Senatosu hidroelektrik santral inşasına desteği ifade eden raporunu yayınladığı zaman geldi ve Barak Obama hükümetine bu konuda  "net ve somut program" geliştirilmesini önerdi. Bahar ayında Avrupa Parlamentosu Rahman’ı destekledi. Milletvekilli Struan Stevenson "Rusya’nın Rogun HES’ ine iddialarını” kınadı ve Avrupa Birliği ülkeleri yönetimlerini projeye destek vermek konusunda ikna etmeye söz verdi, bu gelişmelerden Tacikistan Cumhurbaşkanı memnun oldu. Ancak Tacikistan’a (hemen Özbekistan ziyaretinden sonra) Hillary Clinton’ın ziyareti Rahman’ın ruh halini bozdu. Clinton santrallerin inşasından çevreye olası zarar seviyesi hakkındaki endişelerini dile getirdi ve Dünya Bankası onay vermiş olsa bile, “sadece bu projeye karşı çıkan komşunun dikine” bunu yapılmamamsı gerektiğini ekledi. Clinton’ın ardından Tacikistan'a ABD’nin en üst askeri yetkilileri sıkça gelmeye başladı. İlk olarak ABD Merkez Komutanlığının 3. Ordu Kara Kuvvetleri komutanı Korgeneral Vinsent Bruks ziyaret etti, ve ondan sonra ABD Dış İşleri Bakanının Güney ve Orta Asya İşlerinden Sorumlu Yardımcısı Robert Blake ziyarette bulundu. Basında Rahman ile Tacikistan’da askeri üslerin yerleştirilmesi konusunda görüşmeler yapıldığı haberler çıktı, ancak askeri yetkililer tarafından bu reddedildi. Aslında Tacikistan'da Amerikan askeri komutanlarının Tacikistan Devlet Başkanı ile ne anlaşma yaptığını bilmiyoruz, ama onların ziyaretlerinden sonra Dünya Bankası uzun sessizlikten artından, yeniden HES projesi hakkında konuşmaya başladı. Dünya Bankasının temsilcisi T. Alers gelecek yıl önemli ölçüde Tacikistan’a mali yardımı artıracağını açıkladı ve Rogun projesi “en üst seviyede ele alınacağını” ifade etti. Böylece, Batı Rahmon’a ufak hediyeler vermektedir. Rusya hükümeti Rahman üzerine ağır bir baskı stratejisini seçti, Amerika Birleşik Devletleri ise tam tersini yapmaktadır.

Örneğin, yakın tarihte ABD’nin Tacikistan Büyükelçisi Ken Gross Pakhtaabad köyünde restore edilen su sisteminin resmi açılış törenine katıldı. Önce ABD’den Tacik özel istihbarat kuvvetlerine 300 modern kişisel koruma donanımları, taktik silah ve termal giyim teslim edildi. Buna ek olarak Korgeneral Brooks Afganistan'dan NATO askerlerinin çekilişinden sonra Taşkent ve Duşanbe’ye çok sayıda yeni tip silahları (modern iletişim ve İHA dahil olmak üzere) vereceğini açıkladı. Silahların istikrarsız bölgelerde yayılma tehlikesinden dolayı bu haberler Rusya yönetimi tarafından tepkiyle karşılandı. Buna ek olarak, Tacikistan’a petrol ürünlerinin % 90 nakliyatını yapan Rusya, 1 Mayıs 2011’den itibaren bu ürünlerin ihracatı için vergileri tahsil etmeye başladı ve böylece Rahman’ın çıkarlarına ağır darbe vurdu.   ABD’nin “kurabiyeleri” Rusya’nın “kamçısını” aşabilecek mi sorusuna cevap vermek şuan zor.  Aynı zamanda, Rusya’da çalışan Tacik göçmenlerin kaderini unutmamak gerekir. Başka bir deyişle, Rusya hala Rahman’a ciddi sorunlar yaratmak için tüm olanaklara sahiptir ve baskı araçlarını iyi kullanmaktadır.

 

 

 

Kanat Ydyrys

14.12.2011

 
  "Güney Kore- Hindistan Nükleer İşbirliği ve Nükleer Enerji İkilemi"   2012-03-20
  "Japonya Nükleer Enerjiden Vazgeçmiyor"   2012-03-20
  "Yeni Cazibe Kıtası: Afrika"   2012-03-20
  'Merkez-Köprü Bağlamında Türkiye Enerji Politikası'   2012-03-24
  "Avrupa Birliği ve Türkmenistan: Boru hatlarına dayalı işbirliği (2)"   28.08.2011
  "Avrupa Birliği ve Türkmenistan: Boru hatlarına dayalı işbirliği (1)"   04.08.2011
  'Kaya Gazı(Shale Gas), Türkiye'ye Ne Katar?'   2012-04-20
  'Türkiye'nin, Avrupa'ya Enerji Mesajı'   2012-04-23
  'Türkiye ve Yenilenebilir Enerji Kaynakları'   2012-04-28
  Türkiye-İran Enerji Hattının Yeni Denklemleri   2012-05-08
 
Ana Sayfa Hakkımızda Haberler Analizler Röportajlar Projeler Duyurular Raporlar Makaleler Yasal Uyarı İletişim
  Soft&Design N.ROGLU