Videolar Linkler RSS Site Haritası
 
 
 
 
Untitled Document
» Konular / Türkiye/ 'Merkez-Köprü Bağlamında Türkiye Enerji Politikası'

Yazarlar
  Mehmet Seyfettin EROL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Alaeddin YALÇINKAYA
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Elşan İZZETGİL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Ceren GÜRSELER
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Musa KARADEMİR
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  İsmail CİNGÖZ
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
Diger yazarlar »
  Eklenme Tarihi: 2012-03-24
'Merkez-Köprü Bağlamında Türkiye Enerji Politikası'

Ülkelerin gelişmeleri, ilerlemeleri yani bir anlamda varlıklarını güçlü biçimde devam ettirebilmeleri için ihtiyaç duydukları enerjiye sahip olmaları oldukça önemlidir. 1990'da tüm dünyadaki enerji tüketimi yaklaşık 8108,7 milyon ton iken, 2010 yılında 12002,4 milyon tona yükselmiş ve 2030 yılında 16631,6 milyon tona ulaşması beklenmektedir1. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin enerjiye olan ihtiyaçlarının her geçen yıl artmakta olduğu gerçeği  enerji arzı, enerji güvenliği, enerji kartı, enerji çekişmeleri-enerji oyunları, enerji-politik gibi kavramları da gündemin ayrılmaz bir parçası haline getirmektedir. Enerji devletlerin dış politika ve güvenlik anlayışında öylesine önemli bir yer tutmaktadır ki devletler arası işbirliklerinin ve çekişmelerin en büyük etmenlerinden biri haline gelmiştir2.

            G-20 ülkeleri arasında olan ve hızla gelişen bir sanayi sektörü bulunan Türkiye'nin de enerjiye olan ihtiyacı yükselme göstermektedir. 2009 yılında Türkiye'nin birincil enerji tüketimi 106.138.000 ton eşdeğer petrol (Tep) olmuştur3. Bu rakam 2010 yılında 110.900.000 Tepe yükselmiştir4. Türkiye'nin enerji tüketiminin 2015 yılında 170.000.000 Tep, 2020 yılında ise 222.000.000 Tep olması beklenmektedir5. 2008 yılında Türkiye'de kişi başına düşen enerji tüketimi 1.39 Tep olurken, kişi başına düşen elektrik tüketimi 2400 kilovat saat olmuştur6. 2010 yılında ise Türkiye'nin toplam elektrik tüketimi bir önceki yıla göre %8.4 artarak 210.433,9 milyon kilovat saat olmuştur7. 2011 yılında ise elektrik tüketiminin 219.500 milyon kilovat saat olması beklenmekteydi8.

            Türkiye'nin enerji gereksiniminin karşılanmasında fosil kaynaklar olan kömür, petrol ve doğalgaz büyük yer tutmaktadır. 2009 yılında birincil enerji arzında kömür 32,913 milyon Tep ile birinci sıradayken, onu doğalgaz 32,775 milyon Tep ve petrol 30,565 milyon Tep ile izlemişlerdir9. 2010 yılında birincil enerji arzında doğalgaz 34,9 milyon Tep ile ilk sırada yer alırken,  kömür 33.5 milyon Tep ile ikinci, petrol ise 29,221 milyon Tep ile üçüncü sırada yer almıştır10.

            2010 yılında Türkiye'de arz edilen toplam doğalgazın %98'i olan 38 milyar m3'lük kısmını ithal etmiştir11. Elektrik üretiminde doğalgazın kullanılmasının yaygınlaşması ile birlikte -ki doğalgaz elektrik üretiminin %43-%46.5 oranını karşılamaktadır12- Türkiye'nin önümüzdeki yıllarda da doğalgaz talebinin giderek artacağını tahmin etmek güç değildir. Yine aynı yıl Türkiye'de üretilen petrol miktarı 17,3 milyon varil13 iken tüketim miktarı günlük 624.000, yıllık ise 227 milyon varil olmuştur14. Başka bir kaynağa göre de Türkiye'nin günlük petrol üretimi 55 bin varil iken, günlük tüketimi 646.290 varil olmuştur15. Aynı yıl Türkiye kömür üretimi ise tüketimin ancak neredeyse yarısını karşılayabilmiştir.

            Büyüyen bir ekonomiye sahip olan Türkiye'nin enerji ihtiyacı artmaktadır ve bu enerji ihtiyacı büyük oranda birincil fosil hammadde kaynaklarından petrol, doğalgaz ve kömürden karşılanmaktadır. Yeterli kaynakları olmayan ya da var olan ve olası kaynaklarını yeterince araştırma ve çıkarma teknolojisi bulunmayan Türkiye, fosil kaynaklar konusunda ithalata bağımlı bulunmaktadır. Bu bağımlılık da tarım, sanayi, konut, ulaştırma, nihai enerji tüketimi ve çevrim gibi sektörlerin sekteye uğramaması için enerji arzının güvence altına almasını gerekli kılmaktadır.

            Dünyanın kanıtlanmış petrol ve doğalgaz rezervlerinin yaklaşık olarak %72'sine sahip olan Hazar, Ortadoğu ve Karadeniz bölgelerinin kesişme noktasında bulunması nedeniyle Türkiye16, birincil fosil enerji kaynaklarına ulaşmada avantajlı bir konuma sahiptir. Bu coğrafi yakınlık Türkiye için yalnızca kendi iç talebini en kısa ve güvenilir yoldan karşılama değil aynı zamanda hammadde sahibi ülkeler ile ithalatçı ülkeler arasında bir aracı olma şansı sunmaktadır. Gittikçe artan hammadde gereksinimi, Ortadoğu ve Kafkasya-Orta Asya devletleri ile tarihi, coğrafi ve kültürel bağlarının bulunması, ABD ile stratejik ortaklığının ve Avrupa Birliği'ne üyelik girişimleri doğrultusunda Avrupa devletleri ile yakın ilişkilerinin bulunması nedeniyle Türkiye, bölgesindeki her tür enerji politikasının içinde var olmalıdır ve var olmaktadır17.

            Türkiye'nin enerji politikası genel hatlarıyla iki ayaklı bir temele dayanmaktadır. Birincisi, kendi enerji ihtiyacının en ucuz ve en güvenilir yoldan karşılanmasıdır. Bu amaç için yetkili kurum ve kuruluşlar sahip olunan mevcut yer altı ve yer üstü kaynaklarını enerji üretim sürecine dahil etmek ve yenilerine ulaşmak için çalışmalar yapmaktadır. Alternatif enerji kaynaklarının kullanımı için teknoloji geliştirilmesine önem verilmektedir. Ayrıca petrol ve doğalgaz gibi fosil hammadde ithalatında enerji arzının güvence altına alınması için kaynak çeşitliliği politikası sürdürülmektedir ve en avantajlı anlaşmalar yapılmaya çalışılmaktadır. Günümüzde İran, Rusya ve Irak başta olmak üzere Suudi Arabistan, Kazakistan, Suriye ve İtalya'dan petrol, Rusya, İran, Azerbaycan, Nijerya ve Cezayir'den18 doğalgaz alımı yapılmaktadır. Sayılan ülkeler ile ilişkilerin geliştirilmesi, diğer tedarikçi ülkelerle anlaşmalar yapılması, enerji güzergahlarının güvenliğinin sağlanması ve depolama kapasitesinin artırılması Türkiye enerji politikasının önem arz eden konulardır.

            Enerji politikalarının ikinci ayağında ise Türkiye'nin stratejik konumunun kullanılması yer almaktadır. Kendi enerji ihtiyacının bir kenara bırakırsak, Türkiye petrol ve doğalgaz rezerv zengini ülkeler ile gelişen ekonomileriyle her geçen yıl daha çok bu kaynakları ithal etme zorunluluğunda olan ülkelerin buluşma noktasında, ticaret güzergahında bulunmaktadır.

            Petrol ve doğalgazın dünya marketlerine ulaşması için yürütülen boru hattı ve liman projeleri geçiş ülkelerine ve merkez ülkelere önemli derecede ekonomik ve siyasi güç sağlamaktadır19. Devletlerin büyük bir kısmının enerji kaynağı ithaline bağımlı, bir kısmının da sahip olduğu kaynaklarını arama, çıkarma ve ihraç etme arayışında olduğu uluslararası sistemde enerji politikalarında söz sahibi olmak Türkiye'nin bölgesel ve uluslararası gelişmelerde daha etkin ve etkili olabilmesinin yolunu açacak, bilinen bir tabirle görüşme masalarında Türkiye'ye bir enerji kartı sunacaktır.

            Sovyetler Birliği'nin dağılmasını izleyen süreçte bağımsızlıklarını kazanan Türk devletlerinin üzerinde bulunduğu coğrafyadaki zengin petrol ve doğalgaz kaynaklarıyla ilgilenmeye başlayan devletler, bölgeye girişin anahtarını elinde tutan Türkiye'ye enerji-politik anlamda yeni bir rol biçti. Türkiye'nin başta Azerbaycan olmak üzere beş Türk devletiyle sahip olduğu pek çok ortak bağ batılı devletlerin ve şirketlerin, Türkiye için "enerji köprüsü, enerji koridoru, transit ülke, köprü ülke" gibi atıflarda bulunmalarının başlangıcı olmuştur.

            1994'te Azerbaycan'ın Azeri-Çırak-Güneşli sahalarının petrollerinin Türkiye üzerinden dünya pazarlarına taşıma fikriyle başlayan Hazar bölgesi petrol ve doğalgazının ithalatçı ülkelere taşınması politikası, günümüzde de pek çok projeyle devam etmektedir20. Hazar bölgesinin yanı sıra Orta Doğu hidrokarbon kaynaklarının da Türkiye aracılığıyla Avrupa ve diğer pazarlara ulaştırılmasının da gündeme gelmesi Türkiye'ye enerji politikalarının tam merkezine koymuştur. Hiç şüphesiz ki kaynak sahibi ve kaynak ihtiyacı olan ülkeler arasında aracı olması Türkiye'nin hem kendi ihtiyacını karşılamasında hem de dış politikada etkin olmasında fayda sağlayacaktır. Fakat bu aracılığın türü ya da kavramsal açıklaması çok tartışılmayan, üzerinde çok durulmayan önemli bir konuyu teşkil etmektedir.

            Yukarıda değinildiği gibi Türkiye için enerji politikalarında geçiş ülkesi ya da köprü ülke tanımlamaları yapılmaktadır. Fakat köprü terimi, kavramsal olarak edilgen/pasif bir anlamı çağrıştırmaktadır. Bulunduğu coğrafi konum dolayısıyla Türkiye pek çok bölgeyle yakından ilişkisi olan ve bu bölgeler arasında bağlantı noktası oluşturan bir ülkedir21. Fakat, enerji politikalarında Türkiye'nin sadece bu değerli konumunu kullanıp boru hatlarının geçişi için topraklarını ve yükleme yapılması için limanlarını hizmete sunarak sadece geçiş ücreti alan bir ülke olarak algılanması uzun vadeli, stratejik ve akılcı düşünce biçiminden oldukça uzak görünmektedir. Öyle ki köprü ülkeler sadece geçiş için ücret ya da borulardan akan hammaddenin bir kısmını almak karşılığında ülke topraklarını ve limanlarını uzun süreli anlaşmalarla yabancı devletlerin hizmetine sunmaktadırlar.

            Türkiye'yi baştan ayağa "demir hatlarla" örme düşüncesi, sadece geçen enerji maddelerine ev sahipliği yaparak uzaktan izleme politikası haline gelirse gelecekte Türkiye'yi zor durumda bırakabilir. Unutulmamalıdır ki uluslararası hukuk değiştirilebilir ve yönlendirilebilir. Dünyada enerjiye olan ihtiyaç hızla artar ve kaynaklar hızla tükenirken, ilerleyen yıllarda kaynaklar ve boru hatlarının üzerindeki devlet egemenliğin sorgulanmayacağını kimse garanti edemez ve bu yüzden ülkemiz üzerinden geçecek boru hatlarına "bir miktar geçiş kazancı karşılığında seve seve ev sahipliği" yapılmadan önce derinlemesine araştırmalar yapılması gerekmektedir. Buna ek olarak, petrol ve doğalgaz anlaşmaları uzun vadeli yapılmaktadır ve tedarikçi-alıcı-geçiş ülkelerini uzun yıllar sürecek bir taahhüt altına sokmaktadır. Türkiye'nin sadece geçiş ülkesi olarak katıldığı projelerde kısıtlı söz hakkı olacak, sonraları taraflarla yaşayabileceği sorunlarda ya da uluslararası bir bunalım durumunda enerji kartını oynayamayacaktır. Son olarak da, geçiş ülkeleri alternatifsiz değildir. Uluslararası ilişkiler ve enerji teknolojisi geliştikçe geçiş ülkeleri değişebilir. Örneğin günümüzde Bakü-Tiflis-Ceyhan ve Bakü-Tiflis-Erzurum ikiz boru hatlarına ev sahipliği yapan Gürcistan'ın, gelecekte de yeni projelerde yerinin garanti olduğunu söylemek imkansızdır. 2008 Rusya-Gürcistan savaşı sırasında boru hatlarının tehlike altına girmesi ve bu yüzden enerji iletim güvenliğine sahip bir ülke olarak algılanmaması ve olabilecek bir Türkiye-Ermenistan yakınlaşmasında Ermenistan'ın daha kısa bir güzergah olabileceği göz önüne alındığında, Gürcistan enerji politikaları için gerekli bir ülke olma özelliğini sürdüremeyebilir. Bu konuya başka bir örnek vermek gerekirse, Rusya Federasyonu'nun son yıllarda Avrupa'ya gaz sağlamak için Kuzey Akım ve Güney Akım gibi iki pahalı projeye girişmesi, tamamen geçiş ülkeleri olan Ukrayna ve Belarus'a bağımlılığını sıfırlama politikasına dayanmaktadır. Rusya ve İran'ın sahip olduğu boru hatları ve limanlardan farklı bir seçenek sunması nedeniyle Türkiye'nin toprakları ve limanları günümüzde Avrupa ve dünyanın diğer pazarlarına petrol ve doğalgaz ulaştırılması projelerinin odak noktasında bulunmaktadır. Fakat ilerleyen yıllarda uluslararası ortamın farklı ittifaklar ve anlaşmazlıklar getirme olasılığı hesaba katılarak, sadece köprü görevi görme anlayışı yeterli bulunmamalıdır.

            Bir geçiş ya da köprü ülkesi gibi kısıtlı bir kapsamla enerji politikalarında yer almak yerine Türkiye bir enerji merkezi haline gelmelidir. Enerji merkezi tanımlamasına sahip olmak için Türkiye, enerji ticaret merkezi ve enerji bilgi-teknoloji merkezi konumuna yükselmelidir.

            Enerji ticaret merkezi, bugünkü anlamıyla taşınan enerji hammaddesinin el değiştirdiği, teslim edildiği, pek çok satıcı ve alıcının bir araya geldiği noktadır. Bu noktalar farklı boru hatlarının birleştiği fiziki bir merkez ya da sanal bir merkez olabilir22. Türkiye, doğusundan ya da güneyinden aldığı gazı ve petrolü doğrudan batıya aktarmayı hedefleyen bir politika yerine, anlaşmalarda masada yer alan, enerjiyi araştıran, taşıyan, toplayan, depolayan, fiyatların belirlenmesine yardımcı olan, alıcı ve satıcıyı buluşturan, maddenin kalitesini ölçen, yeni projeler ortaya koyan, gelecek on yıllara dair üretim-tüketim ve fiyat tahminlerinde bulunan bir enerji stratejisine sahip olmalıdır. Bu bağlamda projelerin merkez noktası olarak kaynak ülke, alıcı ülke ya da Türkiye sınırları olması yerine proje merkezleri doğalgaz için Ankara, petrol için Adana ya da Hatay olmalıdır. Türkiye, petrol ve sıvılaştırılmış doğalgaz deniz taşımacılığı gibi alanlarda kendi teknolojisini geliştirmeli ve filolarını kurmalıdır. Mevcut depolama kapasitesini artırılmalıdır. Dünyaca kabul edilen bir enerji merkezi ya da enerji ortak noktası olabilmesi için hiç şüphesiz ki Türkiye tüm taraflara yıl boyunca enerji akım güvencesi vermeli, bu bağlamda gereken hukuksal, ekonomik, siyasi ve güvenlikle ilgili önlemler aldığını kanıtlamalıdır.

             Enerji merkezi olma yolunda, Türkiye'nin geniş bir bilgi alt yapısına ihtiyacı bulunmaktadır. Öncelikle birincil fosil yakıtları arama, çıkarma, karadan ve denizden taşıma, depolama bilgi ve teknolojisine sahip olmalıdır. Türk kurum ve kuruluşlarının yayınlarından Türkiye'nin enerji üretim ve tüketimine ilişkin bilgilere ulaşmak mümkündür fakat enerji merkezi olma hedefinde olan bir ülkenin dünyanın toplam ve ülkelerin bireysel enerji rezervlerini, üretimlerini, tüketimlerini, ihracat ve ithalat oranlarını ortaya koyan bir yayınının olması gerekmektedir. Türkiye'de hazırlanan raporlar ne yazık ki diğer devletlerin, yabancı şirketlerin ve düşünce kuruluşlarının araştırmalarına dayanmaktadır. Bu veriler arasında da zaman zaman -kasten ya da yanlışlık sonucu-  büyük/küçük farklılıklar görülmektedir. Bu yüzden Türkiye, kapsamlı bir araştırma ile dünyada enerjinin durumunu ortaya koyan yıllık raporlar hazırlamalı, bu raporları devlet kuruluşlarına, enerji şirketlerine ve akademik mercilere göndermelidir. Böylece hem saygınlık elde edilecek hem de enerji ilişkilerinde Türkiye'nin tarafsızlığı kanıtlanacaktır.

            Türkiye'nin enerji bilgi ve teknolojisi sadece petrol, doğalgaz ve kömürle sınırlı kalmamalı, Türkiye nükleer enerji ve yenilenebilir enerji kaynakları konusunda merkez bir ülke haline gelmelidir. Türkiye'de kurulup kurulamayacağı tartışmalarının ötesinde, bugün dünya üzerinde yüzlerce nükleer tesis bulunmaktadır23 ve Türkiye nükleer enerjinin barışçıl amaçlar için kullanılması için tarafsız bir bilgi alışverişi ve teknoloji paylaşımı merkezi olabilir. Bunun yanında yenilenebilir enerji kaynaklarının hemen hemen hepsinin kullanılabileceği bir coğrafyaya sahip olması nedeniyle Türkiye, fosil yakıtlara bağımlılığın azaltılmasına yönelik çalışmalarda devletleri, şirketleri ve akademisyenleri bir araya getiren öncü bir ülke yolunda adımlar atmalıdır. Güneşten, rüzgardan, dalga gücünden, gelgitten, jeotermalden ve sudaki hidrojen ve oksijenin ayrıştırılmasından elde edilecek enerjinin dünyanın geleceğini belirlemesi olağandışı değildir. Türkiye enerji merkezi olma hedefini petrol ve doğalgaz ile sınırlı tutmamalı, alternatif enerji kaynakları araştırmalarının da merkezi olmalıdır.

            Dünya'nın geri kalanının olduğu gibi Türkiye'nin de enerji ihtiyacı yıldan yıla artmaktadır. Ülkemiz enerjisinin büyük bir bölümünü üretmek için ihtiyaç duyduğu petrol, doğalgaz ve kömür kaynakları sınırlıdır ve Türkiye giderek enerji ithalatına bağımlı bir ülke haline gelmektedir. Bu olumsuz duruma rağmen, sahip olduğu coğrafi avantaj Türkiye'ye enerji kaynaklarına daha kolay ve ucuza ulaşma imkanı vermesinin yanı sıra, onu enerji ticareti projelerinin ortasına çekmiştir. Bu avantajı sadece bir köprü ülke olarak boru hatlarından geçen maddeden geçiş ücreti, yüzde ya da kaynak ülkeden indirim almak gibi küçük hedeflerle kullanmak çok büyük bir kayıp olacaktır. Türkiye, dünyanın enerji merkezlerden biri, belki de en önemlisi haline gelebilir. Bu doğrultu Türkiye'nin enerji ticaret merkezi ve enerji bilgi-teknoloji merkezi olması gerekmektedir. Bu gerçekleştiği zaman, Türkiye hem uluslararası alanda daha etkin bir ülke olacak hem de kendi enerji ihtiyacını çok büyük bedeller ödemeden karşılayabilecektir.

 

 

 

 

 

NOTLAR:

1. "BP Energy Outlook 2030 Summery Tables, January2012", (http://www.bp.com/sectiongenericarticle800.do?categoryId=9037134&contentId=7068677, son erişim: 21.02.2012)

2.  Enerji kaynakları üzerinde hakimiyet yarışı, devletler arası anlaşmazlıklara, çatışmalara ve hatta savaşlara neden olmaktadır. Bu konuda daha ayrıntılı bilgi için incelenebilecek iki kaynak: Philip Le Billion (der.), The Geopolitics of  Resource Wars: Resource Dependence, Governance and Dependence, Londra, Frank Cass, 2005,

Raif Karadağ, Petrol Fırtınası, İstanbul, Truva, 2008

 

3. "Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Mavi Kitap 2011: Bakanlık ile Bağlı ve İlgili Kuruluşların Amaç ve Faaliyetleri", Ankara, 2011, s.10

(http://www.enerji.gov.tr/yayinlar_raporlar/Mavi_Kitap_2011.pdf  son erişim: 21.03.2012)

 

4. "BP Statistical Review of World Energy June 2011", s.40

(http://www.bp.com/assets/bp_internet/globalbp/globalbp_uk_english/reports_and_publications/statistical_energy_review_2011/STAGING/local_assets/pdf/statistical_review_of_world_energy_full_report_2011.pdf son erişim: 21.03.2012)

 

5. "Elektrik Üretim Anonim Şirketi Elektrik Üretim Sektör Raporu 2010", s.6

(http://www.enerji.gov.tr/yayinlar_raporlar/Sektor_Raporu_EUAS_2010.pdf son erişim: 21.03.2012)

 

6.  International Energy Agency(IEA) Key World Energy Statistics 2010", s.56-57

(http://www.iea.org/textbase/nppdf/free/2010/key_stats_2010.pdf son erişim 21.03.2012)

 

7. "Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi (TEİAŞ) 2010 Faaliyet Raporu", s. 13 (http://www.teias.gov.tr/Faaliyet2010/TEIASfaaliyetraporu%20TURKCE.pdf son erişim: 21.03.2012)

8. "Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi 2010 Sektör Raporu ", s.3

(http://www.enerji.gov.tr/yayinlar_raporlar/Sektor_Raporu_TEIAS_2010.pdf son erişim: 21.03.2012)

 

9. "Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2009 Yılı Genel Enerji Dengesi"

(http://www.enerji.gov.tr/EKLENTI_VIEW/index.php/raporlar/raporVeriGir/49100/2 son erişim: 22.03.2012)

 

 

10. "Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2010 Yılı Genel Enerji Dengesi"

(http://www.enerji.gov.tr/EKLENTI_VIEW/index.php/raporlar/raporVeriGir/62173/2 son erişim: 22.03.2012)

 

11. "Enerji Piyasası Denetleme Kurumu 2010 Yılı Doğalgaz Sektör Raporu", s. 22-24

(http://www.epdk.gov.tr/documents/10157/5240dd6f-6c54-4096-89f1-dd91337259b6 son erişim 23.03.2012)

 

12.  Elektrik üretiminde doğalgazın payı için bakınız:

"Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Türkiye Enerji Politikalarımız", 1 Kasım 2011, Ankara, s.9

(http://www.enerji.gov.tr/yayinlar_raporlar/Turkiye_Enerji_Politikalarimiz.pdf son erişim 22.03.2011), "Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi (TEİAŞ) 2010 Faaliyet Raporu", s. 13 (http://www.teias.gov.tr/Faaliyet2010/TEIASfaaliyetraporu%20TURKCE.pdf son erişim: 21.03.2012), "Elektrik Üretim Anonim Şirketi Elektrik Üretim Sektör Raporu 2010", s.7

(http://www.enerji.gov.tr/yayinlar_raporlar/Sektor_Raporu_EUAS_2010.pdf son erişim: 21.03.2012)

 

13.  "Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı(TPAO) 2010 Yılı Yıllık Raporu", s. 23

(http://www.tpao.gov.tr/tpfiles/userfiles/files/TPAO_Areport_tr2010.pdf son erişim: 22.03.2012)

 

14. "BP Statistical Review of World Energy June 2011",

(http://www.bp.com/assets/bp_internet/globalbp/globalbp_uk_english/reports_and_publications/statistical_energy_review_2011/STAGING/local_assets/pdf/statistical_review_of_world_energy_full_report_2011.pdf son erişim: 22.03.2012)

 

15. U.S. Energy Information Administration , Türkiye Verileri,

(http://www.eia.gov/countries/country-data.cfm?fips=TU&trk=p1 son erişim: 22.03.2012)

 

16. "Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı  2010-2014 Dönemi Stratejik Planı", s. 42

(http://www.enerji.gov.tr/yayinlar_raporlar/ETKB_2010_2014_Stratejik_Plani.pdf son erişim 23.03.2012)

 

17. Ayhan Demirbaş," The Role of Turkey Within Petroleum Between the Caspian Sea Basin and the Middle East", Energy Sources, Part A, 32: 1446-1453, 2010, s. 1452.

 

18- Nijerya ve Cezayir'den sıvılaştırılmış doğalgaz alınmaktadır. Doğalgaz anlaşma süreleri ve miktarları için:

Boru Hatlarıyla Petrol Taşıma Anonim Şirketi, http://www.botas.gov.tr/index.asp  son erişim: 23.03.2012

 

19.  Halil Erdemir, "The Policies around the BTC Pipeline", Alternatives: Turkish Journal of International Relations, Cilt.8, No.4, 2009 Kış, s. 29.

 

20. Mert Bilgin, "Orta Asya ve Kafkasya'da Enerji Stratejileri: Rekabet, İşbirliği ve Bölgesel Sorunlar", Tayyar Arı (der.), Orta Asya ve Kafkasya: Rekabetten İşbirliğine, Bursa, MKM Yayıncılık, 2010, s. 186-189.

 

21. Bu konuda daha fazla bilgi için bakınız: Mustafa Aydın ve Çağrı Erhan (der.), Beş Deniz Havzasında Türkiye, Ankara, Siyasal Kitapevi, 2006.

 

22.  A. Arif Aktürk, "Ulusal Çıkar ve Uluslararası Güç Dengesi: Enerjiye Dair Politikalar", Yelda Demirağ ve Özlen Çelebi (der.), Türk Dış Politikası: Son On Yıl, Ankara, Palme Yayıncılık, 2011, s. 391.

 

23. Nükleer enerji kullanan ülkelerin ve açık, kapalı ve  planlanan nükleer tesislerin listesine ulaşmak için: Uluslararası Atom Enerji Ajansı ( International Atomic Energy Agency), http://nucleus.iaea.org/RRDB/RR/ReactorSearch.aspx son erişim: 24.03.2012

Emre Çıtak

 
  "Güney Kore- Hindistan Nükleer İşbirliği ve Nükleer Enerji İkilemi"   2012-03-20
  "Japonya Nükleer Enerjiden Vazgeçmiyor"   2012-03-20
  "Yeni Cazibe Kıtası: Afrika"   2012-03-20
  "Bölgesel Politikada Rogun Projesi"   14.12.2011
  "Avrupa Birliği ve Türkmenistan: Boru hatlarına dayalı işbirliği (2)"   28.08.2011
  "Avrupa Birliği ve Türkmenistan: Boru hatlarına dayalı işbirliği (1)"   04.08.2011
  'Kaya Gazı(Shale Gas), Türkiye'ye Ne Katar?'   2012-04-20
  'Türkiye'nin, Avrupa'ya Enerji Mesajı'   2012-04-23
  'Türkiye ve Yenilenebilir Enerji Kaynakları'   2012-04-28
  Türkiye-İran Enerji Hattının Yeni Denklemleri   2012-05-08
 
Ana Sayfa Hakkımızda Haberler Analizler Röportajlar Projeler Duyurular Raporlar Makaleler Yasal Uyarı İletişim
  Soft&Design N.ROGLU