Videolar Linkler RSS Site Haritası
 
 
 
 
Untitled Document
» Konular / Türkistan/ "Kırgızistan'da Her Geçen Gün Artan Misyoner Faaliyetler"

Yazarlar
  Mehmet Seyfettin EROL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Alaeddin YALÇINKAYA
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Elşan İZZETGİL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Ceren GÜRSELER
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Musa KARADEMİR
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  İsmail CİNGÖZ
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
Diger yazarlar »
  Eklenme Tarihi: 14.10.2011
"Kırgızistan'da Her Geçen Gün Artan Misyoner Faaliyetler"

Temmuz- Ağustos aylarında Kırgızistan’ı ziyaret etme fırsatımız olmuştu. Kırgızistan’da bulunduğun süre içerisinde üst üste birkaç kez, kapı-kapı gezip, insanları Hıristiyanlığa davet eden kişileri görünce ilgimi çekti ve biraz araştırmak istedim. Kime sordumsa dert yumağı gibi sökülmeye başladılar. Anladım ki insanlar bu durumdan çok muzdarip. Birçok insanın para karşılığında dinini değiştirmesi insanları huzursuz etmiş. Konuyu yerinde biraz daha detaylı araştırdığımda ise Kırgızistan’ın en önemli sorunlarından biriyle tanışmış oldum. 5.5 milyonluk küçük ülkede 100’ün üzerinde misyoner grup ve bu guruplara bağlı 1500’den fazla misyonerin ülke insanını zehirlemek için her gün harıl -harıl çalıştıklarını öğrenmiş oldum.

Bütün post Sovyet ülkelerinde olduğu gibi Kırgızistan’da da insanlar komünist rejimin devrilmesiyle birlikte eski değerlerini yeniden kazanmak için bir arayış içine girmişlerdir. Çünkü eski rejim insanları kültürel ve dini değerlerinden koparmak için 70 yıl boyunca politikalar geliştirmiş. Bunu büyük ölçüde başardıklarını söyleyebiliriz. Özellikle Kırgızistan’da bunun etkisinin büyük olduğu açıkça anlaşılmaktadır. İnsanlar Sovyet dönemi boyunca dinden koparılmaya çalışılmışlar. Sovyetler Birliği dağılınca insanlarda dine karşı büyük bir ilgi başlamış ve içlerindeki boşluğu doldurmaya başlamışlarıdır. Özellikle gençler İslami yeniden keşfetme çabasına girmişlerdir. Kırgızistan devlet olarak da din ve vicdan özgürlüğünü serbest bırakmış, bu yönde uluslararası anlaşmalara imza atmış, ülkedeki dinler karşısında da tarafsız durumda olacağını açıklamıştır. Bununla birlikte diğer dinlerinde yayılmasına müsaade etmiş ve bu konuda demokrasiye uyulacağını belirtmiştir. Halktaki bu dini boşluğu doldurmak için İslami cemaatlerin yanında bölgeye yoğun şekilde misyoner guruplarda akın etmiştir. Bugün ülkede Pravoslav, Babtist, Evangelist, Yahova Şahitleri, Adventist, Pyatidesyatnik (Ellinci Gün Hıristiyanları), Presbiteryen, İsus Hristos gibi başlıca Hıristiyan cemaat ve kiliseler, Bahaî, Mooncuar ve diğer dinlere mensup guruplar faal şekilde çalışmalarda bulunmaktadırlar. Ülkede 100’e yakın kilise, bunların 50’ye yakını Provoslav, 20’ye yakını Protestan temelli, diğerleri ise diğer Hıristiyan kiliseleridir. Provoslav kilisesi dışındaki kiliseler başta Amerika, Avrupa (Özellikle Almanya), K.Kore ve Hindistan gibi dış destekli faaliyet gösteren guruplarıdır. En yaygın faaliyette bulunan guruplardan birini Alman destekli Babtistler oluşturmaktadır. Baptistler daha çok fakir kesimi hedef almaktadır. Dul kadınlar, düşkünler, işsiz gençler, öğrenciler v.b. büyük paralar karşılığında Baptist yapılmaktadırlar. Babtistleri ABD menşeli Evangelistler takip etmektedirler. Gördüğümüz kadarıyla geçim sıkıntısı çeken insanlar için bu misyoner cemaatler bir geçim kaynağı olarak algılanmaktadır. Para karşılığında din değiştirmekte ve bu dinleri yaymaya çalışmaktadırlar.

Bu misyoner cemaatler, din yaymak için hayatın her sahasına el attıklarını söyleyebiliriz. Kültür, spor, sosyal faaliyetler, sponsorluk girişimleri, üniversiteler, gençlere yönelik faaliyetler v.b.  Yazılı ve görsel basını da çok etkin kullandıkları ve kendilerine ait kitle iletişim araçlarına sahip olduklarını söyleyebiliriz. Bu misyoner faaliyetler hükümetler üzerinde de önemli etkilerinin olduğunu söylemek gerekmektedir. Bu guruplarının Kırgızistan’da buldukları rahat faaliyet serbestisini kaybetmemek için birlikte örgütlenme yeteneği de geliştirmişlerdir. Şöyle ki, 27 Ekim 2001 tarihinde Bişkek’te bir konsey düzenlemişler ve bu konseyde Kırgızistan'daki bütün Protestan kökenli guruplar ve yeni dini hareketler birleşerek  “Bütün Hıristiyan Menşeli Gurupların Kırgızistan'daki Birliği" adı altında bir konfederasyon oluşturmuşlardır. Bu gruplaşmalara Açık Toplum Vakfı gibi dini olmayan diğer misyoner kuruluşların da etkisiyle politik isteklerde bulunan baskı guruplarına dönüşmeleri sağlanabilmiştir. Kırgız-Rus Slavyan Üniversitesi Stratejik Analiz ve Tahmin Merkezi uzmanı, siyaset bilimci Dr. Kadır Malikov  İA REGNUM’a verdiği röportajında,“…Kırgızistan’da politik İslam’ın olduğu doğru ama diğer taraftan politik emelleri olan Hıristiyan gruplar da var, onlar Kırgızistan’ın iç politikasını etkilemekte istekliler ve bu guruplar kendi topluluklarını oluşturuyorlar. Ayrıca bunlar fakir olmadıkları gibi bağlantısızda değiller…” diyerek misyoner faaliyetlerin Kırgızistan’da gelmiş olduğu noktayı bize çok güzel açıklamaktadır.

Kırgızistan devlet organları dini konularda aşırı serbesti tanıyan politikalarını 2000’lerde ülkede bazı köylerin, yerleşim yerlerinin toplu şekilde bir gecede din değiştirmeleri ve ardından çıkan huzursuzluklar üzerinde, 2006 yılından itibaren misyoner faaliyetleri sınırlamak için çalışma başlattığı görülmektedir. 2008 yılının Aralık ayında Kırgızistan parlamentosu ülkede faaliyette bulunan bütün dini cemaatler, kişiler ve yabancı dini oluşumların kayda alınması konusunda karar almıştır. Bu kararla bir dini okul, merkez açılması için 200 öğrencinin kaydının yapılması şartının getirilmesi 2009 yılında büyük tartışmalara sebep olmuştur. 2010 Yılında yapılan darbe ile devletin kafasının fazlasıyla meşgul olması misyoner faaliyetleri sınırlamada fazla bir ilerleme kaydedemediği sonucunu doğurmuştur. Hatta darbelerle halkın daha da fakirleşmesi insanları parayla mürit toplayan misyoner gurupların tuzağına itmeye devam etmiştir.

Geçtiğimiz aylarda Kiiv’de toplanan Ortodoks Kiliseleri Meclisinde, Orta Asya Metropolitliği oluşturulmasını kararlaştırmış ve Orta Asya’daki tüm Ortodoks kiliseler tek merkeze bağlanmıştır. Bu şekilde kendi kilisesine bağlı bulunan kişilere daha iyi hizmet verebilecekler ve daha fazla Orta Asya insanını Hıristiyanlığa çekebileceklerdir. Eylülün sonunda bu Metropolit Kırgızistan’ı bir haftalığına ziyaret etmiştir. Aslında bunu Rusya’nın diğer batı ülkelerinin misyoner faaliyetlerine karşı bir tepki olarak yaptığını veya bahane ettiğini algılamak mümkündür. Burada amaç sadece Hıristiyanlaştırmak değil, mezhep farklılıklarında dolayı ülke çıkarlarını korumakta vardır.

Tabii ki Kırgızistan’da insanlar sadece Hıristiyan olmuyor, güçlü bir İslami uyanış ve arayışın olduğunu da söylememiz gerekmektedir. Ama insanların İslami kimden öğrendikleri burada çok önemlidir. Ülkede 2000’e yakın camii vardır ve bu camilerde birçoğunda din dersi de verilmektedir. Fakat camilerin büyük çoğunluğu özel olup, kontrolsüzdür. Buradaki imamların geneli de güneyden gelen, Farsça bilen, Tacik aksanlı Kırgızlardır. Bölgede Hizb –üt Tahrir, El Kaide, Vahabi, Akrami gibi tarikatlar olumsuz imaj yayıkları için onlar gibi giyinen güneyli imamlar da pek sempatik bulunmamaktadırlar.

Sonuç olarak insanların dini inançlarını seçme ve yaşamada özgürdürler. Kırgızistan’da yaşayan insanlarında bu haklarını kullanmaları doğaldır. Fakat bugün Kırgızistan’da insanlar inanma ihtiyaçlarına çözüm ararken saf duygularının çalınması büyük sorun oluşturmaktadır. Kaynak ve muhatap sıkıntısı yaşanmaktadır. Dış güçler ülke üzerinde nüfus oluşturmak için ülkenin bu açığını kötü şekilde yakalamış durumdalar. Bu gidişat hayra alamet değil. Kırgızistan’daki Müslüman kesimin dini arayışında güvenilir kaynağa ve öğreticiye ihtiyaç vardır. Bundan dolayı burada Türkiye’ye büyük iş düşmektedir. Her ne kadar Diyanetin bölgede görevlendirdiği görevlileri medreselerde eğitim vermeye çalışsalar da bu çok yetersiz kalmaktadır. Rusya’nın kendi Ortodoks Hıristiyanlarını korumak için bölgede Metropolitlik açıyorsa Hanefi Müslüman olan Kırgızlara dini arayışlarında yardımcı olmak da Türkiye ve Türkiye gibi Hanefi Müslüman olan diğer İslam ülkelerine düştüğünü söylemek yanlış olmasa gerek.

14.10.2011

Elşan İZZETGİL

 
  "İran'ın Nükleer Amacı ve Amerikan Kimliği"   2012-03-01
  "Apocalyptic (kıyametçi) Terörizm ve Aum Shinrinkyo"   2012-04-16
  "KRİZLER ve 'ÇEVRELEME'"   2012-03-07
  "Asya-Pasifik Bölgesinde Deniz Yollarının Artan Önemi ve Güney Çin Denizinde Vietnam - Çin Gerginliği"   20.03.2012
  "ASEAN Bölgesel Forumu Toplantısı ve Güneydoğu Asya'da Yeniden "Pax-Americana Sendromu"   2012-03-20
  "Güney Çin Denizinde Yükselen Kriz Bağlamında Asya Pasifik Bölgesinin Güvenliği"   2012-03-20
  "Çin - Pakistan İlişkilerinde Gwadar Limanı ve Bölgesel Gelişmelere Etkileri"   2012-03-20
  "Hindistan Donanması Doğu Komutanlığı'nın Etkinliğini Artırıyor"   2012-03-20
  "ÇHC XXI Yüzyılın Süper Gücü Olacak"   2012-04-04
  "Avrupa'da Sağ Popülizm Tehlikesi..."   2012-03-20
 
Ana Sayfa Hakkımızda Haberler Analizler Röportajlar Projeler Duyurular Raporlar Makaleler Yasal Uyarı İletişim
  Soft&Design N.ROGLU