Videolar Linkler RSS Site Haritası
 
 
 
 
Untitled Document
» Konular / Avrupa/ "Rüzgar Gibi Geçti"

Yazarlar
  Mehmet Seyfettin EROL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Alaeddin YALÇINKAYA
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Elşan İZZETGİL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Ceren GÜRSELER
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Musa KARADEMİR
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  İsmail CİNGÖZ
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
Diger yazarlar »
  Eklenme Tarihi: 2012-03-20
"Rüzgar Gibi Geçti"

1 Ocak 2011 tarihi itibariyle Avrupa Birliği Dönem Başkanlığı’nı Belçika’dan devralan Macaristan’ın Türkiye ile ilişkiler bağlamında çok verimli bir dönem geçirdiği söylenemez. Zira Macaristan, Belçika Dönem Başkanlığı’nda açılma ihtimali yüksek olan “Rekabet Politikası” faslını müzakerelere açamayarak Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin iyice durgunlaşmasına neden olmuştur. Hatta Macaristan Dönem Başkanlığı’nda Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri açısından bir rekor kırılmış ve 3 Ekim 2005 tarihinde resmen başlayan müzakere sürecinde ilk defa 12 ay boyunca hiçbir fasıl başlığı müzakerelere açılamamış oldu.

 

                Aslında bu durum Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri açısından olumsuz bir hava yaratsa da bir yandan ilişkilerin tıkanma noktasına gelmesini de dolaylı olarak geciktirmiş oldu. Çünkü Avrupa Birliği ile üyelik müzakerelerinde zaten 3 fasıl başlığı açıldıktan sonra ilişkiler donacak. Bunun nedenlerinden biri Türkiye’nin havaalanını ve limanlarını Rumlara açması konusunda Ek Protokolü uygulamamasından dolayı Avrupa Konseyi’nin 8 başlığı askıya alması, diğer neden de Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne karşı çıkan Fransa’nın doğrudan üyelikle alakası olduğu gerekçesiyle tek taraflı bloke ettiği başlıklardır. 11 Aralık 2006 tarihli Avrupa Birliği Genel İşler ve Dış İlişkiler Konseyi’nde alınan karar doğrultusunda Kıbrıs konusundaki Ek Protokol; Malların Serbest Dolaşımı, İş Kurma Hakkı ve Hizmet Sunumu Serbestisi, Mali Hizmetler, Tarım ve Kırsal Kalkınma, Gümrük Birliği, Balıkçılık, Taşımacılık, Dış İlişkiler fasılları için açılış kriteri, diğer tüm fasıllar içinse kapanış kriteri olarak belirlenmiştir. Bu durum Türkiye’nin Ek Protokolü uygulayana kadar bu fasılların açılamayacağı anlamına gelmektedir. Diğer yandan Fransa; Tarım ve Kırsal Kalkınma, Ekonomik ve Parasal Politika, Bölgesel Politika ve Yapısal Araçların Koordinasyonu, Mali ve Bütçesel Hükümler ile Kurumlar başlıklarını bloke etmiştir. Bu durumda Türkiye ile Avrupa Birliği arasında müzakere edilecek topu topu 3 fasıl kalmış bulunuyor. Bunlar; Rekabet Politikası, Kamu Alımları ile Sosyal Politika ve İstihdam başlıklarıdır. Macaristan Dönem Başkanlığı’nın Belçika Dönem Başkanlığı’na oranla daha olumlu geçeceği düşünülmüştü. Ancak beklenen olmadı ve son bir yıldır hiçbir başlık müzakere edilmedi. Bu konuda Türkiye ile Avrupa Birliği suçu birbirlerine atarken sonuç itibariyle ilişkiler donma noktasına geldi. Hal böyleyken bir de üstüne Avrupa Birliği’nin 2014-2020 bütçesinde Türkiye’ye yer vermemesi Avrupa Birliği konusunda Türkiye’de umutları iyice söndürdü diyebiliriz. Türk hükümeti tarafından Avrupa Birliği Genel Sekreterliği’nin kaldırılıp, yerine Avrupa Birliği Bakanlığı kurulmasına karar verilmesi tıkanan bu süreçte etkili olacak mı onu da ileriki dönemde göreceğiz.

                Şu an itibariyle Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin bir çıkmaza doğru sürüklendiğini söylemek yanlış olmayacaktır. Türkiye, Avrupa Birliği’ne üyelik için en uzun süre bekleyen aday ülke olmasının yanında bir yıl içinde hiçbir fasıl başlığının müzakereye açılamamış olması dolayısıyla yeni bir rekorun(!) sahibi olmuştur. Türkiye ile aynı andan müzakerelere başlayan Hırvatistan ise  bu sürecin sonuna gelmiş durumdadır. Hatta Macaristan Dönem Başkanlığı’nı Polonya’ya devrederken Macaristan Dışişleri Bakanı Janos Martony, Hırvatistan üyeliğinin Sırbistan da dahil diğer Balkan ülkelerinin üyeliği için de bir örnek oluşturacağını belirterek üyelik konusunda Türkiye’ye fark atması muhtemel diğer adayları da açıklamış oldu diyebiliriz. Tabi İzlanda’yı da unutmamak lazım.  Martony, Avrupa Birliği için 2009 yılında resmen başvuran İzlanda’nın üyelik müzakerelerine bir an önce başlanmasını umduklarını da eklemiştir. Yani Türkiye’ye üyelik konusunda tabiri caizse tur bindirecek adaylar yola çıkmaya başladı bile.  Avrupa Birliği’nin Türkiye söz konusu olduğu zaman ön plana çıkardığı “Hazmetme Kapasitesi”ni diğer ülkeler için aklına bile getirmemesi Türkiye ile üyelik müzakereleri sürecinde bir çifte standart durumunun söz konusu olduğu izlenimini vermektedir.

 

                Sonuç olarak Türk kamuoyunda yaşanan bu gelişmeler ışığında Avrupa Birliği’ne verilen desteğin ciddi anlamda düştüğünü söylemek yanlış olmayacaktır. Rüzgar gibi geçen Macaristan Dönem Başkanlığı’ndan sonra umutlar 1 Temmuz 2011 tarihi itibariyle Avrupa Birliği Dönem Başkanlığı’nı üstlenen Polonya’ya taşınmıştır. Ancak Polonya Dönem Başkanlığı öncelikleri arasında daha çok ekonomi ağırlıklı konulara yer verilmesi hatta açıklanan çalışma planında Türkiye hakkında sadece bir cümle bulunması yeni başlayan bu sürecin de Türkiye açısından çok parlak geçmeyeceği sinyallerini veriyor gibi. Hatta üçlü başkanlık sisteminde Polonya ile birlikte yer alan Danimarka ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin ileriki dönemde dönem başkanlıklarını devralacak olması Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri açısından daha karamsar bir senaryonun iki tarafı beklediğine işaret etmektedir. Rekabet Faslı’nın Polonya Dönem Başkanlığı’nda açılma ihtimalinin yüksek olması ilişkilerde canlanma yaratması açısından olumlu bir hareket olacaksa da  geriye müzakere edilecek  sadece iki başlığın kalması ve sonrasında ilişkilerin nereye sürükleneceği halen belirsizliğini koruyor. 

 

Doç. Dr. M. Nail ALKAN

Gazi Üniversitesi

 
  ‘Arap Baharımsı’lığı Döneminde Türkiye-İran İlişkisi   2012-03-19
  "Ortadoğu Bağlamında Türkiye-ABD İlişkileri"   2012-03-12
  "Amerika'nın Büyük Stratejisi Olarak Demokrasi "   2012-03-19
  "Bangladeş'de Anayasa Tartışmalarının Gölgesinde Siyasi Kriz   2012-03-20
  "Çin Pakistan İlişkilerinde Doğu Türkistan"   2012-03-22 00:13:23
  "Avrupa Treni Dönüyor Mu?"   2012-03-20
  "Obama -Dalay Lama Görüşmesinin ABD - Çin - Hindistan İlişkilerine Olası Etkisi"   22.03.2012
  "Özbekistan: 20 Yıllık Yeni Tarih"   22.03.2012
  "ÇATIRDAYAN AVRUPA"   2012-03-20
  "Cem Özdemir'e "Yeşil" Iışık (Mı?)"   2012-03-20
 
Ana Sayfa Hakkımızda Haberler Analizler Röportajlar Projeler Duyurular Raporlar Makaleler Yasal Uyarı İletişim
  Soft&Design N.ROGLU