Videolar Linkler RSS Site Haritası
 
 
 
 
Untitled Document
» Konular / Avrupa/ "ÇATIRDAYAN AVRUPA"

Yazarlar
  Mehmet Seyfettin EROL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Alaeddin YALÇINKAYA
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Elşan İZZETGİL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Ceren GÜRSELER
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Musa KARADEMİR
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  İsmail CİNGÖZ
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
Diger yazarlar »
  Eklenme Tarihi: 2012-03-20
"ÇATIRDAYAN AVRUPA"

Uluslararası sistemde yaşanan değişim ve gelişmeler başta devletler olmak üzere bu devletlerin oluşturduğu örgütlenmelerin de kendilerini yaşanan değişimlere ayak uydurmaya zorlamaktadır. Bu kapsamda her bir örgütlenme kendi iç dinamiğini sağlamanın yanında uluslararası arenadaki etkinliğini koruma adına gerek karar alma mekanizmalarında gerekse kurumsal yapısında değişikliklere gitmektedir. Dünya üzerinde her alanda yaşanan gelişmeler uluslararası örgütlerin bu konjonktür içerisindeki rollerinin tanımlanması açısından oldukça önem taşımaktadır.

            Son dönemde dünya genelinde ekonomi alanında yaşanan sıkıntılar ve özellikle Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde yaşanan siyasi krizler sadece bir iki ülkeyi etkilemekle kalmayıp global bir etki yaratarak tüm dünya açısından tedbir alınmasını gerektiren koşulların doğmasına yol açmıştır. Bu gelişmelerden belki de en çok etkilenen uluslararası örgütlerin başında Avrupa Birliği gelmektedir. Avrupa Birliği hem ekonomik krizler dolayısıyla hem de sorunlu bölgelerden kendisine yapılan göçler neticesinde önceden yapmış olduğu kimi anlaşmalara değişiklikler getirilmesi yoluna gitmiştir. Bu durum üye ülkeler arasında birtakım anlaşmazlıkların oluşmasına yol açsa da Avrupa Birliği uluslararası alanda etkili bir aktör olarak bu gelişmelere cevap vermek durumunda kalmıştır.

            Avrupa Birliği kuruluşundan itibaren yaşadığı genişleme ve derinleşme süreçleriyle kendisini uluslararası arenaya entegre etmek zorunluluğu hissetmiştir. Özellikle genişleme süreciyle üye sayısının artması Avrupa Birliği’nin sistematik yapısında birtakım değişikliklere gidilmesini zorunlu hale getirmiştir. Bu bağlamda yapılacak değişimlerin temel bir hukuki zemine oturtulması için Avrupa Birliği bir anayasa oluşturma sürecine girmiştir. Avrupa Birliği’nin geleceği ve anayasallaşma konusunda yapılan çalışmalarda ilk resmi adımı 7-11 Aralık 2000’de devlet ve hükümet başkanlarının katıldığı Nice Zirvesi oluşturmaktadır. Nice Zirvesi’nin ardından 14-15 Aralık 2001 tarihinde gerçekleştirilen Laeken Zirvesi’nde bir Konvansiyon (Avrupa Birliği’nin Geleceğine İlişkin Kurultay) oluşturulması kararının alınması anayasal süreçteki bir diğer önemli gelişmedir. Konvansiyon’un hazırladığı Avrupa İçin Anayasa Oluşturmaya Yönelik Antlaşma Taslağı’nın üye ülkelerce onaylanması her ülkenin kendi Anayasasına göre yapılırken birtakım sorunlar ortaya çıkmıştır. İşin en ilginç yanı Avrupa Birliği’nin iki kurucu üyesi olan Hollanda ve Fransa’nın Avrupa Anayasa Taslağı’nı reddetmesidir. Avrupa Birliği yaşanan bu hayal kırıklığından sonra Taslak Antlaşmada birtakım yeniliklere giderek 13 Aralık 2007’de yeni adı ile Lizbon Antlaşması’nı imzalamıştır. Ancak onay sürecinde yine birtakım sorunlarla karşı karşıya kalınmıştır. Almanya, Çek Cumhuriyeti ve İrlanda’nın çekincelerinin giderilmesi sonucu 1 Aralık 2009 tarihinde Lizbon Antlaşması yürürlüğe girmiştir.

            Lizbon Antlaşması’nın getirdiği yeniliklerin başında Konsey Başkanlığı gelmektedir. Avrupa Birliği kurumları arasına görev süresi 2,5 yıl olan ve bir daha seçilemeyen bir Konsey Başkanlığı dahil edilmiştir. Eski Belçika Başbakanı Herman Van Rompuy ilk Avrupa Birliği Konsey Başkanı olarak atanmıştır. Dış politikada etkinliğin arttırılması amacıyla Avrupa Birliği Dışişleri Ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilciliği getirilmiştir. Bu göreve de daha önce Avrupa Birliği Komisyonu’nda ticaret komisyoneri Catherina Ashton atanmıştır. Ayrıca Lizbon Antlaşması ile dönem başkanlıklarının üçlü dönem başkanlıkları sisteminde gerçekleştirilmesi öngörülmüştür. Yani dönem başkanlığı yapacak sıradaki üç ülke ortak bir program üzerinde anlaşarak 18 ay boyunca aynı konular üzerine ağırlık vereceklerdir. Avrupa Parlamentosu sandalye sayısının 785’ten 750’ye indirilmesi kararı alınmıştır. Bir ülkeden en fazla 96 en az 6 parlamenter bulunması öngörülmüştür. Avrupa Komisyonu’nun 27 olan üye sayısının 2014 yılından itibaren 18’e indirilmesine (üye devlet sayısının üçte ikisine) karar verilmiştir. Ancak özellikle küçük ülkeler buna karşı çıkmaktadır. Çünkü komisyoner sayısının 18’e düşmesiyle artık her ülkenin bir komisyoneri bulunmayacaktır. Daha önce oy birliği ile karar alınan 40 alanda nitelikli oy sistemi ile karar alınması öngörülmüştür. Uygulanmakta olan nitelikli çoğunluk sistemine de değişiklikler getirilmiştir. Aksi takdirde Avrupa Birliği’nin karar alması konusunda çok sıkıntılar yaşanacaktır. 2014 yılından itibaren kararlar Avrupa Birliği nüfusunun %65’inin ve üye ülkelerin %55’inin desteği ile alınan ikili sisteme dönüşecektir. Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı İngiltere ve Polonya dışındaki devletler için hukuki bağlayıcılık kazanmıştır. Gelecekte Avrupa Birliği’nden ayrılmak isteyen üyelere ilk defa böyle bir hak verilmiştir. Lizbon Antlaşması ile getirilen bu yeniliklerin kimileri 2014 yılından itibaren uygulamaya başlanacaktır. Ancak Avrupa Birliği hem anayasanın üye ülkelerce onaylanması sürecinde hem de son dönemde ekonomik kriz yaşayan üye ülkelerin durumu ve Schengen Anlaşması’nda gidilecek değişiklikler kapsamında artık atacağı adımların pek kolay olmayacağını da anlamıştır. Avrupa Birliği’nin belki de en önemli siyasi adımı olan Lizbon Antlaşması’nın onaylanmasında bile üye ülkeler arasında birtakım anlaşmazlıkların çıkması Avrupa Birliği’nin bu aralar yapmayı planladığı Schengen Anlaşması’ndaki değişiklikler konusunda da canını sıkacağa benzemektedir. Atılan büyük adımların sorumluluğu da büyük olmaktadır. Avrupa Birliği uluslararası konjonktürde yaşanan gelişmeler dolayısı ile kendi bünyesinde yapacağı değişimler konusunda üye ülkeler açısından orta yolu bulup ona göre hareket etmelidir. Aksi takdirde anayasalaşma sürecinde yaşadığı sıkıntılar ve hayal kırıklıklarını tekrar yaşamak durumunda kalacaktır.

 

Doç. Dr. M. Nail ALKAN

Gazi Üniversitesi

 
  ‘Arap Baharımsı’lığı Döneminde Türkiye-İran İlişkisi   2012-03-19
  "Ortadoğu Bağlamında Türkiye-ABD İlişkileri"   2012-03-12
  "Amerika'nın Büyük Stratejisi Olarak Demokrasi "   2012-03-19
  "Bangladeş'de Anayasa Tartışmalarının Gölgesinde Siyasi Kriz   2012-03-20
  "Çin Pakistan İlişkilerinde Doğu Türkistan"   2012-03-22 00:13:23
  "Avrupa Treni Dönüyor Mu?"   2012-03-20
  "Obama -Dalay Lama Görüşmesinin ABD - Çin - Hindistan İlişkilerine Olası Etkisi"   22.03.2012
  "Özbekistan: 20 Yıllık Yeni Tarih"   22.03.2012
  "Cem Özdemir'e "Yeşil" Iışık (Mı?)"   2012-03-20
  "Hür Demokratlarda Bir Vietnamlı"   2012-03-20
 
Ana Sayfa Hakkımızda Haberler Analizler Röportajlar Projeler Duyurular Raporlar Makaleler Yasal Uyarı İletişim
  Soft&Design N.ROGLU