Videolar Linkler RSS Site Haritası
 
 
 
 
Untitled Document
» Konular / Türkistan/ "Özbekistan: 20 Yıllık Yeni Tarih"

Yazarlar
  Mehmet Seyfettin EROL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Alaeddin YALÇINKAYA
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Elşan İZZETGİL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Ceren GÜRSELER
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Musa KARADEMİR
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  İsmail CİNGÖZ
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
Diger yazarlar »
  Eklenme Tarihi: 22.03.2012
"Özbekistan: 20 Yıllık Yeni Tarih"
Özbekistan bu sene 20. yılını kutlamaya hazırlanıyor. Bu yıl içinde Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) da 20. yılını kutlayacaktır. BDT, kurulduğu ilk yıllarda çok ciddi sıkıntılar ve zorluklar yaşamıştır. Üye devletlerin her biri zor şartlar altında bağımsızlıklarının temellerini hazırlamaya çalışmıştır. Özbekistan da bu devletlerden bir tanesidir. Çünkü, Sovyetler Birliği’nin dağıldığı dönemde Özbekistan, yalnızca ham madde üretimine dayalı ve Sovyetlere bağımlı bir ekonomik sisteme sahipti. Sovyetler Birliği’nin pamuk üretiminde tek söz sahibi olması sebebiyle Özbekistan ekonomisi gerekli ivmeyi yakalayamamıştır. Özbekistan o dönemde Sovyet devletleri içinde  kişi başına düşen milli gelir sıralamasında son sırada yer almaktaydı. Ancak Özbekistan, günümüzde değişen vizyonu ile birlikte uluslararası toplumda konumunu değiştirmiş ve birçok yönü ile tüm dünyanın ilgisini ve saygınlığını kazanmıştır. 

 

 

Bağımsızlığının 20. yıldönümünde Özbekistan’a baktığımız zaman, çağdaş dünyanın evrensel normlarına uygun olarak uygulamaya koyduğu reformlar ile kendine özgü geliştirdiği ekonomi modelinin ne denli doğru ve tutarlı olduğunu görmemiz mümkündür. Hazırlanan ve uygulanmakta olan modelin özü ve içeriği (hem kamu kurumlarında hem de anayasal kurumlardaki radikal değişiklikler ve yenilenme, hukukun üstünlüğü, ekonominin siyaset üzerinde artan etkisi, güçlü bir sosyal politika anlayışı) planlı ve aşamalı bir süreç temelinde siyasi, ekonomik ve sosyal reformların gerçekleştirilmesidir. Sürdürülebilir ve yüksek büyüme oranları, istikrarlı ve güçlü bir finans ve bankacılık sistemi oluşturulması ile ilgili Özbekistan’ın attığı emin adımlar, Özbekistan’ın uygulamaya koyduğu yeni modelin kararlılıkla takip edildiğinin kanıtıdır. 2010 yılı itibariyle Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİH)’daki  büyüme %8.5 seviyesine yükselmiştir. Bu rakam uluslararası finans kuruluşlarınca 2010 yılı içindeki en yüksek büyüme rakamı olarak belirlenmiştir. 

 

 

2000-2010 yılları arasında GSYİH 2 kat artmış, bu artış kişi başına düşen milli gelirde de 1.7 kat bir artış sağlamıştır. Ekonomideki bu büyüme Özbekistan’da hem istikrarın hem de ülkedeki büyük değişimin göstergesidir. İstikrarlı bir ekonomik büyüme ve artan nüfusa bağlı olarak 2009 yılında %7.4 olan enflasyon oranı 2010 yılında %7.3 seviyesine gerilemiştir. Enflasyon oranının düşük bir seviyede tutulabilmesi, dengeli ve katı bir para politikası ile ekonomik krizlere karşı alınacak tedbirlerin doğru bir biçimde uygulanmasıyla gerçekleştirilmiştir. 

 

 

Sovyetler Birliği’nin dağılma döneminde Özbekistan ekonomisine yeniden bir göz atacak olursak herşeye sıfırdan başlayan bir ekonominin varlığından söz etmemiz mümkündür. 1991 yılı itibariyle yalnızca eski Sovyet ülkeleri ile ticari ilişkilere sahip olan Özbekistan bugün 180 ülke ile ticari ilişkilerini geliştirmekte, 170 ülkeye ürünlerini ihraç etmektedir. Özbekistan, bugün otuzdan fazla uluslararası ünvana sahip ekonomi ve finans kuruluşunun tam üyesidir. 50 ülke ile “Yatırımların Teşviki ve Karşılıklı Korunması Hakkında” anlaşma imzalanmış, Özbekistan bu 50 ülkenin 45’i tarafından en çok tercih edilen ülke haline gelmiştir. 

 

 

Bu 20 yıl içerisinde Özbekistan dış ticaret rakamlarında çarpıcı değişiklikler meydana gelmiştir. 1990 yılında dış ticaret hacmi 805.6 milyon Amerikan doları iken bu rakam 2010 yılında 21.8 milyar dolara yükselmiştir. 20 yıl içinde dış ticaret hacmi 27.1 kat, ihracat 29.5 kat artmıştır. Aynı zamanda ülkenin altın rezervlerindeki yükselme ve ulusal paradaki istikrarın sağlanmasıyla dış ticaret fazlası 53 kat artmıştır. Bağımsızlık öncesi dönemde ham madde ihraç edip hazır ürün temin eden Özbekistan, bugün kendi hazır ürününü üretip bu ürünleri ihraç etmekte ve ileri teknoloji sistemlerini ithal etmektedir. 

 

 

İhracatta çeşitlendirmenin gerçekleştirilmesi ülkenin pamuk ihracatına bağlı ekonomik yapısının değişmesini de beraberinde getirmiştir. 1990-2010 arası dönemde pamuk ihracatının ekonomideki payı %59.7 oranında azalarak %11.3 seviyesine gerilemiştir. Ülkenin toplam ihracatında ham madde dışındaki ürünlerin payı geçmiş dönemde %30 civarında iken bugün bu oran %70’e yükselmiştir. Son 10 yıl içinde binek otomobillerin ihracatı 7.6, pamuk ipliği 4.7, örme kumaş 15.6, gübre mamülleri 11.7, petrol ürünleri 6.5, sebze ve meyve 14.1 ve küçük işletme ürünleri 10 kat büyümüştür. Bununla birlikte gıda ithalatı 4.5 kat azalmıştır. Son 15 yılda Özbekistan buğday ithal eden bir ülke konumundan kendi buğdayını üreten, un ve buğday ihraç eden bir noktaya gelmiştir. Aynı zamanda et ve et ürünleri ithalatında  5, süt ve süt ürünlerinde 2.6, işlenmiş tarım ürünlerinde 3.5, alkollü ve alkolsüz içeceklerde 16 ve diğer gıda ürünlerinde 7 kat düşüş gerçekleşmiştir. Bunun yanısıra halı ve yer kaplamalı tekstil ürünleri ithalatı 10, tekstil ürünleri 11 kat azalmıştır. Ülkenin toplam ihracatına göz atıldığı zaman çeşitli elektronik cihazların, gıda mamüllerinin, tekstil ürünlerinin, hizmet ve otomotiv sektörü ürünlerinin büyük payı olduğu görülecektir. Ayrıca katma değeri yüksek ürünlerin ihracattaki payında belirgin bir artış yaşanmıştır. Katma değeri yüksek olan ürünlerin 1998 yılı itibariyle ihracattaki payı %25 iken bu oran 2010 yılında %50 seviyesini aşmıştır. 

 

 

Bağımsızlığın ilk yıllarında devlet yöneticileri yabancı yatırımların teşvik edilebilmesi için en uygun ortamın ve şartların hazırlanabilmesi için büyük özen göstermişlerdir. Zengin yeraltı kaynaklarına ve ulaşım alt yapısına sahip Özbekistan yabancı yatırımcılara verdiği öncelik ve sağladığı olanaklar ile ekonomik ilişkilerde güvenilir bir partner olduğunu ispatlamıştır. 

 

 

Özbekistan’ın Nevai bölgesinde oluşturlan Serbest Endüstriyel Ekonomik Bölge (SEEB) “Nevai”, önümüzdeki 20-30 yıl içinde enerji tasarrufu sağlayan, modern teknolojik donanıma sahip, çevre dostu bir sanayi üssünün oluşmasına zemin hazırlamaktadır. Nevai SEEB’e kayıtlı işletmeler, her türlü vergi, zorunlu prim ve ödemeler ile yurtdışından temin edilmek istenen teknoloji ve hammadde ürünleri ile ilgili gümrük vergisinden de muaf tutulacaktır. Bugün itibariyle Nevai SEEB kapsamında hali hazırda 21 proje bulunmaktadır. 

 

 

Yatırım ortamının iyileştirilmesi ile ilgili hükümetin aldığı tedbirler sonucu doğrudan yabancı yatırım hacminde gözle görülür bir artış gözlenmiştir. Ülke ekonomisinin bağımsız gelişme dönemi sürecinde 35 milyar doları yabancı yatırım olmak üzere toplam 100 milyar dolarlık yatırım teşvik edilmiştir. 90’lı yılların başında yabancı yatırım oranı %10-15 civarında iken bu oran günümüzde %83-85 seviyesine yükselmiştir. Bu dönemde 4200 civarında yabancı sermaye ortaklı işletmeler oluşturulmuştur. Katma değeri yüksek olan ürünleri üretimi ile ilgili Amerikan General Motors ve Texaco, Alman MAN, Daimler Benz ve Class, Japon İsuzu Motors, Sumitomo ve ITOCHU, Güney Koreli Korean Air, Korea National Oil Corporaitonve Korea Telekom, Rus Gazprom ve Lukoil, Malezyalı Petronas ve Çinli China National Petroleum Corporaiton şirketleri ana ortaklardır.  

 

 

Yabancı yatırımın teşvik edilmesinin bir sonucu olarak yeni otomobil fabrikaları, önde gelen yanabı firmalerın ortaklığı ile Buhara Petrol Rafineri Fabrikası, Şurtan Gazkimya Kompleksi, Kongrad Sodyumhidroksit Fabrikası ve çok sayıda tekstil kompleksi oluşturuldu. 

 

 

Özbekistan ekonomisinin modernizasyonu ile ilgili projelerin uygulamaya konulmasında 2007’de Devlet Başkanı’nın girişimi ile Özbekistan Cumhuriyeti Kalkınma ve Gelişme Fonu’nun oluşturulması büyük öneme sahiptir. Günümüzde bu fonun ana sermayesi 7 milyar Amerikan dolarıdır. Fonun yatırım portföyü, 4.5 milyar dolarlık bölümü fon tarafından finanse edilen toplam 18.5 milyar doların üzerindeki 55 yatırım projesinden oluşmaktadır. 

 

 

İthalatın yerini alacak sanayinin ve yerel üretimin geliştirilmesi ülkenin dış ekonomik faaliyetlerinin en önemli öğelerinden birisidir. Ülkede bu konu ile başlayan faaliyetler kapsamında 2000 yılında 1450’den fazla çeşitli hazır ürün, parça ve malzeme yerel üretim ile gerçekleştirilmiştir. İthalat yerine yerel üretimde katedilen mesafenin Özbekistan ekonomisine katkısı 2000-2010 yılları arasında 14 milyar dolardan fazla olmuştur. 

 

 

Özbek ekonomisinin 20 yılını değerlendirirken sosyal yönü olan Pazar ekonomisine geçiş sürecindeki kararlılığının altını tekrar çizmek gerekir. Reel sektörde yatırımcıların geniş çaplı teşviki, ürün ihracat kapasitesindeki kayda değer artış ve buna bağlı olarak elde edilen dış ticaret fazlası Özbekistan ekonomisinin farklı bir yönde şekillenmesini ve çeşitlenmesini de beraberinde getirmiştir. 

 

 

Özbekistan’ın ekonomik büyümesini değerlendirirken dış politikasındaki değişimi ve gelişimi de gözardı etmemek gerekir. Özbekistan’ın 20 yıllık dış politikasına bakıldığı zaman diğer eski Sovyet ülkelerinde olduğu gibi “bağımsız” bir dış politika takip edebilmek için yoğun bir çaba sarfedildiği görülecektir. Bu bağlamda Özbekistan, Batı’nın Avrasya coğrafyasındaki politikaları ile uyumlu bir biçimde ve Rusya merkezli BDT’ye bir alternatif olarak geliştirdiği Gürcistan, Azerbaycan, Ukrayna ve Moldova’dan meydana gelen GUAM’a üye olmuş ve böylece örgütün adı GUUAM olarak değişmiştir. Özbekistan attığı bu adımla dış politikasında kendisine ait bir yol çizmeye başlamıştır. Özbekistan’ın GUUAM üyeliği sürecinde meydana gelen 11 Eylül olayları tüm dünyada dengeleri değiiştirdiği gibi Özbekistan dış politikasında da bir takım değişimleri beraberide getirmiştir. 11 Eylül sonrası süreçte “radikal İslami” tehdidin Özbekistan tarafından da bir tehdit olarak algılanması Özbekistan Batı ile ilişkilerini geliştirmesini de beraberinde getirmiş ve Hanabad Askeri Üssü’nün kurulmasına karar vermiştir. Yine 2001 yılı içinde Özbekistan bir taraftan Batı ile ilişkilerini geliştirirken bir taraftan da Şangay Beşlisi olarak kendini gösteren, Rusya ve Çin’in liderliğinde Batı’nın Avrasya coğrafyasındaki faaliyetlerine alternatif bir yapıya da dahil olarak Şangay İşbirliği Örgütü’nün kuruluşundaki yerini  de almıştır. Özbekistan’ın bu tavrı, ülkesinin menfaatleri doğrultusunda “çok taraflı” bir dış politika takip edebilme konusundaki niyetini ortaya koyma açısından oldukça önemlidir. 

 

 

2005 yılı Özbekistan dış politikası açısından ciddi bir kırılmayı beraberinde getirmiştir. Andican’da yaşanan olayların ardından Özbekistan, Batı ile arasına ciddi bir mesafe koymuş, Hanabad Üssü’nü kapatmış, ülkesinde bazı eski Sovyet ülkelerindeki gibi bir “renkli devrim” faaliyeti yürütmek isteyen uluslararası finansörlerden George Soros’un vakfının kapatılmasını sağlamıştır. Andican olaylarının ardından GUUAM’dan da ayrılan Özbekistan ibresini Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü’ne çevirmiş ve komşu coğrafyası ile daha sıkı bir işbirliğine gidebilmek için oldukça önemli bir karar almıştır. Batı ile arasına koyduğu mesafe Batı’yı dışlaycı bir dış politikadan ziyade Özbekistan’ın bir devlet olarak hassasiyetlerini ortaya koyabilmesi açısından oldukça önemlidir. Bunu bağımsızlığının ilk yıllarında Rusya’ya karşı aldığı tavırla gösteren Özbekistan bugün Batı’ya karşı da aynı şekilde tavır alabilmektedir. Ekonomik büyümesi ile paralel olarak dış politikasında da kendine özgü bir dik duruş sergilemesi Özbekistan’ın uluslararası politikada kazandığı saygınlığın en önemli öğelerinden birisidir. 

 

 

Özbekistan, yalnızca hammadde kaynakları ile değil yeraltı kaynakları ile de adından söz ettiren bir ekonomi olma yolunda ilerlemektedir. Özellikle de doğalgaz rezervleri ile Hazar Havzası enerji politikalarında Türkmenistan ve Kazakistan ile birlikte belirleyici bir rol oynamaya başlamıştır. Özbekistan’da bugün 171 adet petrol ve doğalgaz rezervi bulunmaktadır. Petrol ve doğalgaz endüstrisi Özbekistan ekonomisinin lokomotifi olmaktadır. Sahip olduğu doğalgazı ekonomik kazanıma dönüştürmeye başlayan Özbekistan, Tacikistan, Kazakistan, Kırgızistan, Polonya ve Rusya’ya doğalgaz ihraç etmektedir. Aynı zamanda Türkmenistan’dan Çin’e doğalgaz taşınmasını sağlayan hattın büyük bir kısmı Özbekistan topraklarından geçmekte ve bu durum Özbekistan’ın transit bir ülke olarak da enerji sektöründe yer almasını sağlamaktadır.  Enerji sektörü Özbekistan’da giderek daha da büyümekte ve Özbek ekonomisinin yakaladığı büyüme ivmesine olumlu katkılar yapmaktadır. 

 

 

Gerek ekonomik alanda yakaladığı büyüme gerekse dış politikasında geliştirdiği tavır Özbekistan’ın uluslararası politikada giderek ön plana çıkmasını sağlamaktadır. Yürürlüğe koyduğu reformlar ve bu reformları uygulama konusundaki kararlı tutumu Özbekistan’da istikrarın temelini oluşturmaktadır. Ulusal menfaatleri konusundaki hassasiyetleri ise bağımsız ve çok taraflı bir ekonomik ve dış politika takip etmesini de beraberinde getirmiştir. Önümüzdeki dönemde de Özbekistan’ın yakaladığı bu ivme ile gerek bölgesinde gerekse yakın coğrafyasında söz sahibi bir devlet olacağını söylemek yanlış olmayacaktır.

Ömer ATAGENÇ

 
  ‘Arap Baharımsı’lığı Döneminde Türkiye-İran İlişkisi   2012-03-19
  "Ortadoğu Bağlamında Türkiye-ABD İlişkileri"   2012-03-12
  "Amerika'nın Büyük Stratejisi Olarak Demokrasi "   2012-03-19
  "Bangladeş'de Anayasa Tartışmalarının Gölgesinde Siyasi Kriz   2012-03-20
  "Çin Pakistan İlişkilerinde Doğu Türkistan"   2012-03-22 00:13:23
  "Avrupa Treni Dönüyor Mu?"   2012-03-20
  "Obama -Dalay Lama Görüşmesinin ABD - Çin - Hindistan İlişkilerine Olası Etkisi"   22.03.2012
  "ÇATIRDAYAN AVRUPA"   2012-03-20
  "Cem Özdemir'e "Yeşil" Iışık (Mı?)"   2012-03-20
  "Hür Demokratlarda Bir Vietnamlı"   2012-03-20
 
Ana Sayfa Hakkımızda Haberler Analizler Röportajlar Projeler Duyurular Raporlar Makaleler Yasal Uyarı İletişim
  Soft&Design N.ROGLU