Videolar Linkler RSS Site Haritası
 
 
 
 
Untitled Document
» Konular / Asya/ "Obama -Dalay Lama Görüşmesinin ABD - Çin - Hindistan İlişkilerine Olası Etkisi"

Yazarlar
  Mehmet Seyfettin EROL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Alaeddin YALÇINKAYA
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Elşan İZZETGİL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Ceren GÜRSELER
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Musa KARADEMİR
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  İsmail CİNGÖZ
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
Diger yazarlar »
  Eklenme Tarihi: 22.03.2012
"Obama -Dalay Lama Görüşmesinin ABD - Çin - Hindistan İlişkilerine Olası Etkisi"
Soğuk Savaş sonrası tek kutuplu dönemin “süper gücü” ABD, geçmişte Sovyetler Birliği örneğinde olduğu gibi net bir rakip ile karşı karşıya kalmamıştır. Ancak, son yıllarda Çin Halk Cumhuriyeti’nin yükselen profili dikkate alındığında ABD’nin çok önemli bir rakip ile karşı karşıya kaldığını söylememiz mümkün olacaktır. 

 

 

Güncel kriz bölgelerinde yaşanan gelişmelere genel hatlarıyla bakacak olursak ABD ve Çin’in büyük oranda krizin birbirine zıt taraflarında yer aldığını görmemiz mümkündür. İran, Pakistan, Kuzey Kore, Sudan gibi ülkelerin yanısıra Hint Okyanusu ve son dönemde Güney Çin Denizi gibi deniz yollarında yaşanan gelişmelerde bu iki ülke birbirlerine karşı bir tavır almaktadırlar. Hatta kısaca özetleyecek olursak ABD’nin “Şer Ekseni” ilan ettiği ülkelerle Çin Halk Cumhuriyeti doğrudan ilişki kurmaktadır. Buna ek olarak ABD-Çin ilişkilerinin gerilmesine neden olan en önemli konuların başında ise Çin Halk Cumhuriyeti’nin ülke içi sorunlarına ABD’nin açık bir şekilde taraf olması gelmektedir. Gerek Doğu Türkistan gerekse Tibet ve Tayvan meselelerinde ABD, Pekin’e karşı tavrını net bir şekilde ortaya koymakta ve Pekin’i baskı altına almaya çalışmaktadır.

 

 

Budistlerin ruhani lideri Dalay Lama’nın geçtiğimiz günlerde ABD Başkanı Obama ile yaptığı görüşme bu durumun en güncel örneğidir. Çin’in bu görüşmeyi şiddetli bir şekilde reddetmesine rağmen Obama, Dalay Lama ile bir görüşme yapmış ve Tibet’te yaşayanların insan haklarının korunmasına sonuna kadar destek olacağını belirtmiştir. Bu görüşme Çin tarafından büyük bir tepkiyle karşılanmıştır. Obama- Dalay Lama görüşmesi ABD-Çin ilişkilerinde son dönemde yaşanan gerginliklere bir yenisini daha eklemiştir. Önceki haftalarda Güney Çin Denizi’nde yaşanan gelişmeler bağlamında ABD’nin dolaylı olarak Çin’in bölgede etkisinin azaltılabilmesine yönelik bir takım hamleler yaptığından bahsetmiştik. Bu hamlelerin en önemlisi ise ABD donanmasının Vietnam donanması ile öngörülen tatbikatın yapılmış olmasıdır. ABD, Vietnam ve Filipinlere verdiği desteğin bir karşılığı olarak deniz kuvvetleriyle Güney Çin Denizi’nde deyim yerindeyse bir “gövde gösterisi” yapmıştır. Bu tatbikat Çin’in ulusal güvenliği açısından olumsuz bir gelişme olmuştur.  

 

 

 

Dalay Lama ile yapılan görüşmenin ise Tibet konusunda ABD’nin tansiyonu düşürmek istemediğine ve Çin’e karşı Dalay Lama’yı elinde bir koz olarak kullanmaya devam edeceğine yönelik bir mesaj içerdiğini söylememiz mümkündür. Daha önce de bahsedildiği gibi Çin, sınırları dışında özellikle de Afrika ve Orta Asya’da ciddi bir güç elde ediyorken yakın çevresinde ve ülke içinde birçok “yumuşak karnı” bulunmaktadır. Çin’in ülke içi zayıf noktaları ise rakip ülkeler açısından bir fırsata dönüştürülmek istenmektedir. Tibet meselesi ve buna bağlı olarak Dalay Lama’nın sürgün edilmesi, Pekin yönetiminin faaliyetlerini tasvip etmeyen devletler açısından önemli bir seçenektir. 

 

 

Uluslararası politikada “karşılıklılık” ilkesinin bir sonucu olarak ABD ve Çin’in birbirlerine karşı bu tarz yöntemleri kullandığını söylememiz mümkündür. Nasıl ki Çin Halk Cumhuriyeti, ABD’nin “Şer Ekseni” ilan ettiği ve uluslararası arenada desteksiz bırakmaya çalıştığı ülkeler ile doğrudan ilişki kuruyor ve ABD’nin bölgesel hedeflerinin aleyhinde bir tavır sergiliyor ise aynı şeklide ABD’de de Pekin yönetiminin sıkı bir baskı ile desteksiz bırakmak istediği sorun alanlarında yaşayan insanlara destek olmak suretiyle bu tavra karşı bir tepki oluşturmaktadır. 

 

 

Tibet meselesi bağlamında ABD-Çin ilişkilerini değerlendirirken Hindistan boyutunu göz ardı ederek bir analiz yapmak mümkün görünmemektedir. Her ne kadar Tibet meselesi güncel politikada ABD-Çin arasında daha çok cereyan ediyor gibi görünse de bu gelişmelerden en çok etkilenen ülkelerin başında Hindistan gelmektedir. Gerek ülkesindeki Budist nüfusun yoğunluğu gerekse Hindistan’ın Tibet’ten sürgün edilen Dalay Lama’ya kapılarını açarak desteğini açık bir şekilde ortaya koyması iki ülke arasındaki en önemli sorunlardan birisidir. Bilindiği gibi Çin, Hindistan’ın Dalay Lama’ya verdiği desteğe bir karşılık olarak Nepal konsunda Delhi’yi önemli ölçüde rahatsız etmektedir. Halkı her ne kadar Delhi’ye yakın olsa da ülkede Maocu gerillaların iktidarı elde etmeye varan etkinliği Hindistan’ın elini oldukça zayıflatmaktadır. Buna ek olarak Hindistan’ın sorunlu Arunachal Pradesh bölgesi üzerinde Çin’in hak iddia etmesi ve Nepal’de olduğu gibi bu bölgede de  Maocuların etkinliğinin Pekin tarafından kullanılması Hindistan’ı büyük ölçüde rahatsız etmektedir. Daha önce de bahsedildiği gibi Çin’in Hindistan’ın kuzeydoğu topraklarında varlığını hissettirmesi yalnızca Hindistan’ın toprak bütünlüğü açısından değil aynı zamanda enerji politikaları bağlamında da Hindistan açısından olumsuz bir gelişmedir. Hindistan’ın bu gelişmelerden daha fazla etkilenmesi sebebiyle Tibet vb. konularda ABD’ye nazaran daha sessiz kaldığını söylememiz mümkündür. 

 

 

ABD’nin özellikle de Çin ile ilgili konularda her ne kadar barışçıl çözümler istediğine yönelik açıklamalar yaptığı iddia edilse de ABD’nin bu konudaki sert tutumundan taviz verdiğini ya da vereceğini söylemek mümkün görünmemektedir. İki ülke de varolan sorunların çözümünden ziyade çatışmayı körükleyici bir tavır içerisindedir. ABD ve Çin son dönemde uluslararası politikada oldukça agresif bir tavır içerisindedir. Rekabetin giderek artması gerginliğin de giderek tırmanmasını beraberinde getirmektedir. İki ülke arasındaki rakebet artmaya devam ettikçe Tibet vb. sorunların daha çok ön plana çıkmasına da beklenmelidir. Tüm etkenler ortadan kaldırıldığı zaman çeşitli sorunların kendi içlerindeki haklılık payları bir tarafa bırakıldığında bu soruların rakip ülke tarafından manipüle edilmesi bir taraftan gündemi yapaylaştırırken bir taraftan da sorunların barışçıl bir ortamda çözülmesinin önünde de engel teşkil etmektedir. ABD ve Çin gibi ülkeler arasında yaşanan rekabetin boyutu ve giderek artan çıkar çatışması ise bu sorunların çözümünden oldukça uzak bir görüntü vermektedir. 

 

 

“İnsan hakları”, “demokrasi” vb. birtakım gerekçeler ile gündeme taşınmak istenen problemler, bölgenin ve ülkelerarası ilişkilerin gündemini meşgul etmeye devam edecek gibi görünmektedir. ABD, Çin ve Hindistan gibi devletler ise kendi aleyhlerine olduğunu düşündükleri bir takım faaliyetlere karşılık olarak başka sorunları gündeme getirmek suretiyle suların daha da ısınmasına yol açacaklardır. Tibet sorununun Obama-Dalay Lama görüşmesi bağlamında gündeme gelmesi başlı başına bir kriz olmayabilir. ABD her ne kadar çeşitli krizler üzerinden Çin’i sıkıştırmak istese de Çin de buna karşılık olarak Hindistan ile yaşadığı sorunları gündeme getirip elini kuvvetlendirmek isteyebilir. Yani Tibet’in gündeme gelmesine karşılık, Nepal ya da Arunachal Pradesh bölgesindeki sorunlar da gündeme gelebilir. Bu kriz bölgede yalnızca siyasi sorunları değil enerji ve su ile ilgili yaşanan sorunları da tetikleyebilir. ABD’nin tansiyonu yükseltmesi kendisinden çok bölgedeki müttefiki Hindistan’ın başını önümüzdeki dönemde daha da artıracak niteliktedir.

 

Ömer ATAGENÇ

 
  ‘Arap Baharımsı’lığı Döneminde Türkiye-İran İlişkisi   2012-03-19
  "Ortadoğu Bağlamında Türkiye-ABD İlişkileri"   2012-03-12
  "Amerika'nın Büyük Stratejisi Olarak Demokrasi "   2012-03-19
  "Bangladeş'de Anayasa Tartışmalarının Gölgesinde Siyasi Kriz   2012-03-20
  "Çin Pakistan İlişkilerinde Doğu Türkistan"   2012-03-22 00:13:23
  "Avrupa Treni Dönüyor Mu?"   2012-03-20
  "Özbekistan: 20 Yıllık Yeni Tarih"   22.03.2012
  "ÇATIRDAYAN AVRUPA"   2012-03-20
  "Cem Özdemir'e "Yeşil" Iışık (Mı?)"   2012-03-20
  "Hür Demokratlarda Bir Vietnamlı"   2012-03-20
 
Ana Sayfa Hakkımızda Haberler Analizler Röportajlar Projeler Duyurular Raporlar Makaleler Yasal Uyarı İletişim
  Soft&Design N.ROGLU