Videolar Linkler RSS Site Haritası
 
 
 
 
Untitled Document
» Konular / Asya/ "Japonya Nükleer Enerjiden Vazgeçmiyor"

Yazarlar
  Mehmet Seyfettin EROL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Alaeddin YALÇINKAYA
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Elşan İZZETGİL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Ceren GÜRSELER
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Musa KARADEMİR
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  İsmail CİNGÖZ
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
Diger yazarlar »
  Eklenme Tarihi: 2012-03-20
"Japonya Nükleer Enerjiden Vazgeçmiyor"
Japonya, tsunami ile birlikte Fukushima nükleer santralinde yaşadığı felaketten sonra dünyanın nükleer enerjiyi yeniden ciddi şekilde tartışmaya başladığı bir sürecin merkezi haline gelmiştir. Bugüne kadar nükleer santrallerinin varlığı konusunda bir tehlike arzetmeyen ya da diğerlerine nazaran gündemin daha arka planında olan Japonya bir anda nükleer enerji konusunda ilk sırayı almıştır. Yaşanan tsunami felaketinin ardından nükleer reaktörlerde patlamalar meydana gelmiş ve bunun sonucunda ortaya çıkan nükleer sızıntının suya karışması, bu suyun da denizle buluşması endişesi ve buna bağlı olarak muhtemel bir çevresel felaket, tüm dünyada ciddi bir panik yaşanmasına sebep olmuştur. Japonya, bu felaketin yaralarını sarabilme konusunda büyük ölçüde çaba sarfetmekte ve diğer ülkelere göre oldukça olumlu sonuçlar elde etmektedir. Elde ettiği olumlu sonuçlar bu felaketin zararlarını tamir etme başarısından öte anlamlar taşımaktadır. Japonya, nükleer enerji meselesinde diğer ülkelere göre daha fazla mesafe kaydeden bir ülke olarak gelecekte de nükleer enerjiyi kullanma konusunda kararlı bir görüntü vermektedir. Japonya’nın nükleer faaliyetleri konusundaki çabasını anlayabilmek için Japonya’nın genel olarak enerji güvenliği politikalarına göz atmak gerekir. 

 

 

Japonya’nın enerji kaynakları konusunda dünyadaki en şansız ülkelerden biri olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Gerek topraklarında gerekse münhasır ekonomik bölgesinde petrol ve doğalgaz bulunmamaktadır. Fakat aynı zamanda Japonya dünyanın en önde gelen sanayi devlerinden birisidir. Japonya’nın sanayi ve teknolojide katettiği mesafenin sürdürülebilmesi için ise büyük oranda enerjiye ihtiyacı bulunmaktadır. BP verilerine göre Japonya, birincil enerji kaynakların tüketiminde ABD, Çin, Rusya ve Hindistan’ın ardından beşinci sırada bulunmaktadır. Enerjiye olan ihtiyacon günden güne artıyor olması tüm ülkelerde olduğu gibi Japonya’da da ciddi sıkıntılar yaratmaktadır. Bunun yanısıra Japonya’nın coğrafi konumu enerji güvenliği politikalarının belirlenmesindeki sıkıntılardan birisidir. Enerji kaynaklarına olan uzaklığı, tüm ticaretin deniz yoluyla gerçekletirilmesi, Ortadoğu gibi kendisine oldukça uzak bir merkeze %90’ların üzerinde bağımlılığı Japonya’yı bu konuda oldukça zorlamaktadır. Yakın çevresinde ise Rusya’nın Sibirya ve Kamçatka bölgesindeki zengin hidrokarbon kaynaklarının buzul katmanları altında bulunduğu için henüz yeteri ticari değeri kazanmamış olması hem bugün hem de yakın gelecek için Japonya’nın ihtiyaçlarını karşılamaktan oldukça uzaktır. Bu durum nükleer enerjiyi bu ülke açısından oldukça cazip hale getirmektedir. Japonya’nın hali hazırda 52 nükleer reaktörü bulunmaktadır. Bu reaktörlerin 34 tanesi çalışmasa dahi faaliyette olan reaktörler ülkenin enerji ihtiyacının yaklaşık %20’sini karşılamaktadır. Japonya nükleer enerjinin tüketiminde ise ABD ve Fransa’dan sonra üçüncü sırada bulunmaktadır. Görüldüğü gibi enerji kaynakları konusunda nükleer enerji oldukça ön plana çıkmaktadır. Japonya ve Fransa gibi ülkeler açısından nükleer enerjinin önemi daha yüksek olduğu için bu ülkelerdeki nükleer faaliyetlerin diğer ülkelerdeki faaliyetlerden farklı olduğunu da belirtmek gerekmektedir. 

 

 

Fukushima nükleer santralinde yaşanan felaketin ardından tüm dünya nükleer santrallere sahip olan ülkelere gözünü çevirse de ve Almanya gibi birkaç ülke nükleer enerji konusunda geri adım attığını açıklasa da Japon enerji şirketi Tepco, nükleer faaliyetlere son verme yönündeki öneriyi reddetmiştir. Ülke içinde her ne kadar olumsuz tepkiyle karşılansa ve ciddi bir krizin eşiğine gelse dahi geri adım atmama konusunda kararlı bir tutum sergilemektedir. Japonya hükümeti yaşanan felaketin ardından konu ile iligili iki yeni bakanlık kurma kararı almıştır. Bu iki yeni bakanlık yalnızca Tepco’nun değil Japon devletinin de nükleer enerji konusundaki tavrı ile ilgili ipuçları vermektedir. Japonya’nın enerji kaynaklarına olan ihtiyacına yönelik yapılan tahminlere bakıldığı zaman ise nükleer enerjinin bugünkü %11-13 arası payının 2030 yılında %20 seviyesine ulaşacağı beklenmektedir. Bu tahminler de Japonya’nın nükleer enerjiden kolay kolay vazgeçmeyeceğinin göstergesidir. 

 

 

Fukushima felaketi, tüm dünyanın yeniden nükleer reaktörlerin varlığını sorgulamaya başlamasına sebep olmuştur. Dünya kamuoyunda nükleer karşıtı eylemlerin giderek yükselmesine karşılık Japonya’nın son yaşanan felakete karşı aldığı önlemler, yöneticilerin sorumluluk sahibi tutumları ve nükleer reaktörlerin soğutulması için tedarik edilen suya radyoaktif madde sızıntısının önüne geçilebilmesi gibi gelişmeler Japonya’nın nükleer enerji konusunda elini kuvvetlendirmektedir. Nükleer santraller konusu biraz daha detaylı incelendiğinde ise kabaca ikili bir ayrıma gidildiği görülecektir. Bunlardan birincisi, daha çok Sovyetler döneminde inşa edilen ve maliyetleri düşük olduğu için tercih edilen eski tip nükleer reaktörlerdir. Bu reaktörler özellikle de Türkiye’nin etrafında bulunmaktadır. Bulgaristan, Ukrayna ve Ermenistan’daki nükleer santraller, Çernobil faciasının ardından Türkiye’nin tehdit algılamaları içinde yer almaktadır. İkincisi ise gelişen teknoloji ile uyumlu olarak, riskleri maksimum seviyede azaltan modern reaktör tipleridir. Japonya’nın ise eski Sovyet tipi, güvenlik riski üst seviyede olan santrallerin yanında uzun zamandır bir nükleer tehdit olaral algılanmamasının en önemli sebeplerinden birisi de yeni tip reaktörlere sahip olmasıdır. Tsunami felaketine kadar Japonya, dünya ölçeğinde nükleer tehdit arzeden bir ülke olmaktan oldukça uzak bir profil çizmekteydi. Yaşadığı felaketi sıkı ve başarılı bir kriz yönetimi politikasıyla atlatma noktasına gelen Japonya, yukarıda da belirtildiği gibi tüm dünyaya bir mesaj da vermektedir.

 

 

Dünyada nükleer santrallerle ilgili yaşanan krizlerin en güncel örneği olan Fukushima’nın Japonya açısından bir sorun değil tam aksine bu krizin bir fırsat olabileceği ihtimali göz önünde bulundurulmalıdır. Japonya bu krizi tam anlamıyla bir başarıyla atlatabilirse nükleer santrallerin insan sağlığı ve çevresel güvenlik açısından gerekli önlemler alındığı sürece bir tehdit oluşturmayacağını ispatlama kapasitesine sahiptir. Japonya’nın yaşadığı bu deneyim ise nükleer santraller üzerindeki tartışmaların yönünü değiştirebilir. Eğer bu kriz atlatılır ve kimse zarar görmez ise nükleer enerji konusunda yaşanan tartışmalar nükleer santrallerin varlığının sorgulanmasından çıkarak, güvenlik sorunu yaşayan santrallerin kapatılması ya da iyileştirilmesine doğru kayabilir. 

 

 

Nükleer enerji Japonya ve Fransa gibi ülkeler açısından kaçınılmaz bir ihtiyaçtır. Sahip olduğu nükleer santrallerin kapatılmasına yönelik tavır alan devletlerin alternatif kaynaklar konusunda üretici ülkelerden aldıkları garantilerle de doğrudan ilgilidir. Japonya’nın içinde bulunduğu durum ise nükleer enerjiden kolay kolay vazgeçemeyeceği yönünde sinyaller vermektedir. Bu ihtiyacın bir sonucu olarak nükleer enerji alanında Japonya ciddi bir yatırım ve teknoloji geliştirme çabası içindedir. Önümüzdeki dönemde de Japonya tüm olumsuz tepkilere rağmen nükleer enerji konusunda mesafe almaya aday bir ülke olma ihtimali çok kuvvetlidir.  

Ömer ATAGENÇ

 
  "Güney Kore- Hindistan Nükleer İşbirliği ve Nükleer Enerji İkilemi"   2012-03-20
  "Yeni Cazibe Kıtası: Afrika"   2012-03-20
  'Merkez-Köprü Bağlamında Türkiye Enerji Politikası'   2012-03-24
  "Bölgesel Politikada Rogun Projesi"   14.12.2011
  "Avrupa Birliği ve Türkmenistan: Boru hatlarına dayalı işbirliği (2)"   28.08.2011
  "Avrupa Birliği ve Türkmenistan: Boru hatlarına dayalı işbirliği (1)"   04.08.2011
  'Kaya Gazı(Shale Gas), Türkiye'ye Ne Katar?'   2012-04-20
  'Türkiye'nin, Avrupa'ya Enerji Mesajı'   2012-04-23
  'Türkiye ve Yenilenebilir Enerji Kaynakları'   2012-04-28
  Türkiye-İran Enerji Hattının Yeni Denklemleri   2012-05-08
 
Ana Sayfa Hakkımızda Haberler Analizler Röportajlar Projeler Duyurular Raporlar Makaleler Yasal Uyarı İletişim
  Soft&Design N.ROGLU