Videolar Linkler RSS Site Haritası
 
 
 
 
Untitled Document
» Konular / Asya/ "Hindistan Donanması Doğu Komutanlığı'nın Etkinliğini Artırıyor"

Yazarlar
  Mehmet Seyfettin EROL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Alaeddin YALÇINKAYA
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Elşan İZZETGİL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Ceren GÜRSELER
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Musa KARADEMİR
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  İsmail CİNGÖZ
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
Diger yazarlar »
  Eklenme Tarihi: 2012-03-20
"Hindistan Donanması Doğu Komutanlığı'nın Etkinliğini Artırıyor"
Asya-Pasifik coğrafyası Hint Okyanusu’na, Pasifik Okyanusu’na ve Güney Çin Denizi’ne kıyısı olan ülkelerin bulunduğu bir coğrafya olmasına rağmen son yıllara kadar bu ülkelerin denizlerdeki etkinliği ticari faaliyetlerin çok fazla ötesine geçememiştir. Hemen hemen tamamı deniz kıyısında olan bu ülkelerin donanma kuvvetlerinden bahsetmek ise uzun süre mümkün olmamıştır. 

Soğuk Savaş sonrası bölgede değişen dengeler, bölge ülkelerinin güvenlik parametrelerinnde ciddi bir değişikliği de beraberinde getirmiş ve buna bağlı olarak da Asya ülkeleri deniz kuvvetleriyle giderek ön plana çıkmaya başlamıştır. Bu durumun ortaya çıkmasındaki en önemli etkenlerden birisi hiç şüphesiz bölgenin dış ticaretinde enerji kaynaklarının payının giderek artmasıdır. Enerji kaynaklarına olan ihtiyacın giderek artması bu kaynakların fiziksel güvenliğinin sağlanması ile ilgili kaygının artmasını da beraberinde getirmiştir. Özellikle de Çin, Güney Kore ve Japonya gibi enerji alıcılarının kaynakları temin ettiği güzergahın tek bir boğaza bağlı olması bu kaygıları daha da artırmaktadır. 

Enerji kaynaklarının temin edilmesi Soğuk Savaş sonrası dönemde bir güvenlik problemi olmaya başlamıştır. Enerjinin “güvenlik” kavramı ile birlikte kullanılmaya başlanması ve “güvenlik” kavramının “boru hatları ve tankerlerin fiziksel güvenliği” boyutunun ön plana çıkması, “enerji güvenliği” kavramının militarize bir hal almasına neden olmuştur. Bu durumun bir sonucu olarak bölge devletlerinin deniz kuvvetlerine daha farklı bir önem atfetmeye başladığını söylememiz mümkündür. 2000’li yıllarla birlikte savunma ve güvenlik politikalarından ziyade dünyaya ihraç ettiği teknoloji ve bilim adamları ile adından daha çok söz ettiren Hindistan ve Japonya gibi devletlerin silahlı kuvvetlerinin ciddi bir yeniden yapılanma içine girdiklerini görmekteyiz. Yeniden yapılanma sürecinin en önemli kısmı ise hiç şüphesiz deniz kuvvetlerinde gerçekleşmiştir. Bu sürecin bir sonucu olarak son 10 yıl içinde Çin, Hindistan, Japonya, Avustralya hatta son dönemde Vietnam gibi bölge devletlerinin içinde yer aldığı çok sayıda tatbikat yapılmış ve bu tatbikatlar deyim yerindeyse bir gövde gösterisine dönüşmüştür. 

Hindistan, jeopolitik konumu itibariyle deniz yollarında daha çok ön plana çıkan bir devlettir. Hem Hint Okyanusu’nu doğrudan etki altına alabilme kapasitesi hem de Hürmüz ve Malakka Boğazlarını eş zamanlı olarak kontrol edebilme yeteneği sebebiyle Hindistan, bölgenin deniz yollarının güvenliğindeki en kilit devletlerden birisi olarak ortaya çıkmaktadır. Hindistan’ın bu jeopolitik avantajı Hindistan donanmasının bölgesel güvenlik politikaları açısından ne denli önemli olduğunu da ortaya koymaktadır. Son yıllarda Hindistan’ın deniz gücü ile yapılan pekçok çalışma benzer noktalara değinmekte ve Hindistan’ın geleceğinde Hint donanmasının rolünden bahsedilmektedir. Hatta bazı Hint akademisyen ve stratejistler konuyu daha ileri bir noktaya taşıyarak Hint Okyanusu’nu Hindistan’ın doğal yaşam alanı olarak kabul etmekte ve Hindistan’ın “Mahanyan” bir vizyona ihtiyacı olduğunu belirtmektedirler. Pek çok çalışmada bahsedilen ortak görüşe göre Hint Okyanusu, Hindistan’ın geleceği için kilit önemdedir. Hint Okyanusu’nda sağlanacak bir denetim Hindistan’ın bölgesinde daha etkin olmasını sağlayacak ve Hindistan’ın deniz yolları üzerinden bölgesinde kuracağı denetim Hindistan’ın önce Asya’da sonra da dünya genelinde küresel bir aktör olmasını sağlayacaktır. Özetleyecek olursak Hindistan’ın önce bölgesel sonra da küresel aktör olabilmesinin yolu Hint Okyanusu’nda kuracağı denetimden geçmektedir.  

Bu anlayış Hindistan dış politikasında “Doğuya Bakış” politikası olarak somutlaşmaktadır. Bölgenin stratejik dengeleri yeniden şekillenirken pro-Amerikan bir tavır alan Hindistan’ın, Amerikan’ın bölgesel politikaları ile de uyumlu olarak Hint Okyanusu’nun doğusuna ve Bengal Körfezi’ne daha çok önem verdiğini söylemek yanlış olmayacaktır. Hindistan’ın “Doğuya Bakış” politikası Çin’in bölgedeki etkinliği ile de doğrudan alakalıdır. Çin’in 2000’li yıllar ile birlikte yükselen profiline karşılık olarak Hindistan, Çin’e rakip bir güç olarak ortaya çıkmıştır. 

İki ülke arasındaki rekabetin en kapsamlı boyutunu da deniz yollarındaki rekabet oluşturmaktadır. Çin dış politikasında deniz yollarının ulusal güvenlik açısından önemini ortaya koyan “İnci Dizisi” stratejisi, Güney Çin Denizi’nden Hürmüz Boğazı’na kadar olan bölgede bir etkinliği ifade etmektedir. Bu strateji bağlamında çizilen güzergah bir nevi Hindistan’ı çevreleme gibi bir amacı da barındırmaktadır. Buna karşılık olarak Hindistan pek çok karşı-strateji geliştirmekte ve bu bağlamda  doğudaki deniz alanlarına öncelik vermektedir. Bunun en önemli sebebi doğusunda daha çok kıyıdaş devlet ile muhatap olmasıdır. Çok uzun bir süredir Batı Komutanlığı’na verilen öncelik yukarıda sayılan gerekçelerle Doğu Komutanlığı’na kaydırılmıştır. Yine Sovyet-Rus yapımı çok sayıda savaş gemisi ve denizaltı Batı Komutanlığı’ndan alınıp Doğu Komutanlığı’nın emrine verilmiştir. Son yıllarda hemen hemen tamamı ABD’den satın alınan amfibiler, devriye uçakları, fırkateynler ve tankerler ile de Doğu Komutanlığı’nın kapasitesi büyük ölçüde artırılmıştır. Ayrıca yine Doğu Komutanlığı’na ait nükleer denizaltıların da yapım aşamasında olduğu belirtilmektedir. Doğu Komutanlığı’nın iki ana üssü olan Visakhapatnam ve Kolkata üslerine ek olarak Tuticorin ve Paradeep üsleri de inşa edilmektedir.  

Hindistan çok önemli bir kıyı devleti olmasına rağmen bugüne kadar hep nükleer silahları ve nükleer faaliyetleri ile daha çok ön plana çıkmış bir devlettir. Ancak son dönemde Asya-Pasifik bölgesinde suların ısınması ile birlikte Hindistan nükleer bir güç olmasının yanı sıra bir “deniz gücü” olmaya başladığı yönünde de bir mesaj vermektedir. Hindistan’ın deniz kuvvetlerine yaptığı yatırım tüm Asya-Pasifik ülkelerinin yaptığı yatırımın yaklaşık %28’ini oluşturmaktadır. Önümüzdeki 20 yıl için Hindistan’ın deniz kuvvetlerine ayırmayı planladığı pay ise 50 milyar dolardır. Bu rakam ise Çin’in deniz kuvvetlerine ayırdığı payın yaklaşık iki katıdır. Hindistan’ın deniz kuvvetlerinde böylesine agresif bir büyümeye yönelmesi oldukça anlamlıdır. Hindistan bu tavrı ile başta Hint Okyanusu olmak üzere bölgedeki deniz yollarında bir hakimiyet kurma çabası içinde olduğunu göstermektedir. Hindistan kendisine biçilen “Mahanyan” vizyonun gereklerini yerine getirmektedir. Pek çok akademisyen ve araştırmacı tarafından dile getirilen bu anlayış çeşitli tahmin veya temennilerin ötesine geçmiş, Hint hükümetinin faaliyetleri ile resmi bir devlet politikası haline gelmiştir. 

Hindistan son dönemdeki atılımları ile de bu konuda ne kadar tutarlı ve kararlı olduğunun da altını çizmektedir. Hindistan devleti bölgenin en önemli deniz güçlerinden biri olmaya aday bir devlettir. Keşmir gibi çeşitli sınır sorunları bir yana bırakılacak olursa Hindistan açısından asıl mücadele deniz yolları üzerinde gerçekleşmektedir. Gerek bölgesel güvenlik gerekse enerji nakil hatlarının güvenliği Hindistan’ın geleceği açısından oldukça belirleyici olacaktır. Hindistan’ın ulusal güvenliğinde deniz yollarına kayan ilginin önümüzdeki dönemde de varlığını sürdüreceğini söylememiz yanlış olmayacaktır.

Ömer ATAGENÇ

 
  "İran'ın Nükleer Amacı ve Amerikan Kimliği"   2012-03-01
  "Apocalyptic (kıyametçi) Terörizm ve Aum Shinrinkyo"   2012-04-16
  "KRİZLER ve 'ÇEVRELEME'"   2012-03-07
  "Asya-Pasifik Bölgesinde Deniz Yollarının Artan Önemi ve Güney Çin Denizinde Vietnam - Çin Gerginliği"   20.03.2012
  "ASEAN Bölgesel Forumu Toplantısı ve Güneydoğu Asya'da Yeniden "Pax-Americana Sendromu"   2012-03-20
  "Güney Çin Denizinde Yükselen Kriz Bağlamında Asya Pasifik Bölgesinin Güvenliği"   2012-03-20
  "Çin - Pakistan İlişkilerinde Gwadar Limanı ve Bölgesel Gelişmelere Etkileri"   2012-03-20
  "ÇHC XXI Yüzyılın Süper Gücü Olacak"   2012-04-04
  "Avrupa'da Sağ Popülizm Tehlikesi..."   2012-03-20
  'Oyun Sahası' veya Kanlı Oyunların Oynandığı Yer Fergana (3)   08.10.2011
 
Ana Sayfa Hakkımızda Haberler Analizler Röportajlar Projeler Duyurular Raporlar Makaleler Yasal Uyarı İletişim
  Soft&Design N.ROGLU