Videolar Linkler RSS Site Haritası
 
 
 
 
Untitled Document
» Konular / Asya/ "Güney Çin Denizinde Yükselen Kriz Bağlamında Asya Pasifik Bölgesinin Güvenliği"

Yazarlar
  Mehmet Seyfettin EROL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Alaeddin YALÇINKAYA
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Elşan İZZETGİL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Ceren GÜRSELER
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Musa KARADEMİR
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  İsmail CİNGÖZ
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
Diger yazarlar »
  Eklenme Tarihi: 2012-03-20
"Güney Çin Denizinde Yükselen Kriz Bağlamında Asya Pasifik Bölgesinin Güvenliği"
Geçen hafta Çin ve Vietnam arasında yaşanan gerginliğin bölgeye yansımalarından söz etmiştik. Yaşanan bu gelişmelere paralel olarak Filipinlerin de Güney Çin Denizi’nde yaşanan gerginliğin resmen bir tarafı haline geldiğini söylememiz mümkünüdür. Tıpkı Vietnam gibi Filipinler de Çin’in bölgede kendi ulusal ve ekonomik güvenliğini tehdit ettiği gerekçesiyle bir nevi Çin’i uluslararası kamuoyuna şikayet etmiştir. Vietnam, Çin’e karşı geliştirdiği bu tavrın bir sonucu olarak donanmasını Güney Çin Denizi’ne çıkarmış ve yaklaşık 9 saat süren bir tatbikat gerçekleştirmiştir. Çin, Vietnam’ın bu tatbikatından duyduğu rahatsızlığı dile getirmesinin arından bir hamle de Filipinlerden gelmiştir.

Hafta içinde ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton yaptığı açıklamada bölgede yaşanan gelişmeleri yakından takip ettiğini ve yaşanan gerginlikte Filipinlerin arkasında olduğunu ve gerekli askeri yardımı yapmaya hazır olduğunu söylemiştir. Bunun yanı sıra ABD ve Filipinler deniz kuvvetleri ay sonunda başlayıp 11 gün sürecek olan bir tatbikat konusunda da anlaşmaya varmışlardır. Vietnam gibi Filipinler de ABD desteğini arkasına alarak Çin’e karşı bir tavır almışlardır. ABD’nin de bu gerginliğe bir taraf olmasıyla beraber yaşanan gelişmelerin kriz boyutunu aşması ihtimali oldukça yüksektir. Güney Çin Denizi bir “ticaret yolu” olmaktan ziyade son dönemde askeri tatbikatlara sahne olan bir bölge haline gelmiştir. 

Geçtiğimiz yazıda Asya-Pasifik bölgesinde deniz yollarının artan öneminden bahsetmiştik. ABD, Filipinler üzerinden geliştirdiği bu tavır ile Çin’e yönelik bir “çevreleme” politikasını hayata geçirmesinin sinyallerini vermektedir. Bahsedilen “çevreleme” politikası Çin’in deniz yollarında etkinlik kurabilme ile doğru orantılıdır. Hem bölgesinde hem de yavaş yavaş dünya genelinde etkinliğini giderek artıran bir devlet olarak Çin’in faaliyetlerinden ABD önemli ölçüde rahatsızlık duymaya başlamıştır.  Bilindiği gibi Soğuk Savaş döneminde Avrupa’da Sovyetlere karşı NATO kurulduğu gibi Asya-Pasifik bölgesinde de büyük oranda Çin’e karşı SEATO kurulmuştur. Ancak SEATO, NATO gibi varlığını 90 sonrasında da sürdürebilen bir yapı olamamıştır. Bugün ise bölgedeki örgütlenme modellerine bakıldığı zaman güvenlik merkezli olmaktan çok ekonomik emtegrasyona yönelik olduğu görülecektir. 

Asya-Pasifik bölgesi, 90 sonrasında da çok ciddi krizlere sahne olsa dahi dünya genelinde yaşanan daha büyük krizler ve sıcak savaş noktasına gelen gerinlikler, Asya-Pasifik bölgesinde yaşanan pekçok krizin geri planda kalmasına sebep olmuştur. Dünya kamuoyu Asya-Pasifik bölgesindeki gelişmeleri dünyanın diğer bölgelerinde yaşanan gelişmeler kadar sıcak takip edememektedir. Ancak, gerek dünya ticaretindeki yeri gerekse enerji ihtiyacının giderek yükselmesiyle birlikte enerji nakil hatlarının güvenliği probleminin ortaya çıkması Asya-Pasifik bölgesinin de güncel bir kriz bölgesi olmasını beraberinde getirmiştir. Bunun yanısıra bölgede yaşanan deniz haydutluğu ve korsanlık faaliyetleri de bölgenin diğer bir sorun alanı olarak karşımızda durmaktadır. Asya-Pasifik bölgesinin değişen niteliği ve yeni sorun alanlarının merkezi olması bölgesel dengelerin yenidden şekillenmesini de beraberinde getirmektedir. Pekçok değişim yaşanmasına rağmen temel çatışma noktası Çin ve ABD’nin bölgede kurmak istediği denetim ile ilgilidir. Çin’in son yıllarda yükselen profili ABD’yi önemli ölçüde rahatsız etmektedir. Bir önceki yazıda da belirtildiği üzere Çin, dünya genelinde özellikle de Afrika ve Orta Asya da çok ciddi mesafe kaydetmiş olmasına rağmen kendi yakın coğrafyasında gerekli denetimi kurma noktasında pekçok sıkıntı ile karşı karşıya kalmaktadır. Bölgesel ve küresel aktörler her ne kadar dünya kamoyounda bir “güç” sembolü olsa dahi hepsinin bir “yumuşak karnı” vardır. Güney Çin Denizi bu bağlamda Çin’in Doğu Türkistan ve Tibet gibi yeni bir “yumuşak karnı” olmaya aday bir bölgedir.  

Güney Çin Denizi ve Hindiçini adı verilen Çin’in güneyinde kalan coğrafya, Çin’in daha çok askeri gücü ile denetim altında tuttuğu bir bölgedir. Buradaki ülkeler Soğuk Savaş döneminden bu yana Çin’in ciddi baskısı altında bulunmaktadır. Ancak, son yıllarda yaşanan gelişmeler Çin’in elini zayıflatırken, ABD’nin elini giderek kuvvetlendirmektedir. Çin’in deniz yollarına bağımlılığı Çin’in en zayıf noktalarından bir tanesidir. Çin, her ne kadar bunun önüne geçmeye çalışsa dahi halihazırda deniz yolları üzerinden yapılan ticarete bağımlı bir ekonomisi bulunmaktadır. Çin’in bu zaafı Çin ile rekabet etmek isteyen bölge ülkeleri açısından da aynı zamanda bir fırsat niteliği taşımaktadır. Çin’in Pakistan ile kurduğu ilişkiye misilleme olarak yükselen Hindistan-Japonya ilişkilerinin “stratejik işbirliği” boyutuna gelmesi bu fırsatın değerlendirilmesindeki en önemli adımlardan birisidir. Hindiçini coğrafyasına baktığımız zaman ise Myanmar ve Vietnam’ın son dönemde giderek daha çok ön plana çıktığını söylememiz mümkündür. Myanmar’da Çin destekli askeri cuntaya karşı Myanmar’ın özgürlüğünü sembolize eden Aung San Suu Kyi’nin özgürlüğüne kavuşması ve yeniden siyasi arenada Batının desteğini de arkasına alarak ülke içi dengede söz sahibi olmaya başlaması Çin açısından olumsuz bir gelişmedir. Yine Tayland’da yaşanan siyasi kriz ve Vietnam donanmasının yaptığı tatbikat ile Güney Çin Denizi’nde suların ısınması da Çin açısından olumsuz sinyaller vermektedir. Vietnam krizine Filipinlerin de eklenmesi ve ABD’nin açık desteği bu gerginliği tırmandıracak niteliktedir. Çin’in ise buna karşı, etnik olarak çoğunluğu Çinlilerden oluşan Singapur ve Malakka Boğazı konusunda söz sahibi Endonezya devleti geliştirdiği ticari ilişkiler de dikkate değer niteliktedir. 

Görüldüğü üzere Asya-Pasifik bölgesinin güvenliğinin sağlanabilmesi deniz yolları ve Spartly ve Paracel Adaları gibi hem ticaret yolları üzerinde olan hem de zengin hidrokarbonlara sahip bölgeler üzerinde kurulacak denetimden geçmektedir. Bölgenin tansiyonunun giderek artması ve kısa vadede çözüm imkanının mümkün görünmemesi bölgede yeni güvenlik yapılanmalarına ihtiyaç duyulmasına sebep olabilir. ASEAN ya da APEC’in mevcut konumu bu ihtiyaca cevap vermekten uzak görünmektedir. Bölge ülkelerinin “Asyalı bir NATO” talebi ve/veya NATO’nun “Alandışılık” konusu yeniden tartışmaya açılabilir ve bu konuda daha somut adımlar atılabilir. Asyalı donanmaların gövde gösterisine dönüşen faaliyetleri, krize neden olan konularının çözümü noktasında “barışçıl” seçenekleri etkisiz kılabilir. Bu noktada da askeri temelli yeni bir örgütlenme modeline bölgede ihtiyaç duyulmasından söz edilebilir. Gerek ABD gerekse Çin açısından ekonomik önlemlerin yanısıra, askeri önlemlerin de alınabileceği yeni gelişmelere tanık olmak mümkün görünmektedir. 

Ömer ATAGENÇ

 
  "İran'ın Nükleer Amacı ve Amerikan Kimliği"   2012-03-01
  "Apocalyptic (kıyametçi) Terörizm ve Aum Shinrinkyo"   2012-04-16
  "KRİZLER ve 'ÇEVRELEME'"   2012-03-07
  "Asya-Pasifik Bölgesinde Deniz Yollarının Artan Önemi ve Güney Çin Denizinde Vietnam - Çin Gerginliği"   20.03.2012
  "ASEAN Bölgesel Forumu Toplantısı ve Güneydoğu Asya'da Yeniden "Pax-Americana Sendromu"   2012-03-20
  "Çin - Pakistan İlişkilerinde Gwadar Limanı ve Bölgesel Gelişmelere Etkileri"   2012-03-20
  "Hindistan Donanması Doğu Komutanlığı'nın Etkinliğini Artırıyor"   2012-03-20
  "ÇHC XXI Yüzyılın Süper Gücü Olacak"   2012-04-04
  "Avrupa'da Sağ Popülizm Tehlikesi..."   2012-03-20
  'Oyun Sahası' veya Kanlı Oyunların Oynandığı Yer Fergana (3)   08.10.2011
 
Ana Sayfa Hakkımızda Haberler Analizler Röportajlar Projeler Duyurular Raporlar Makaleler Yasal Uyarı İletişim
  Soft&Design N.ROGLU