Videolar Linkler RSS Site Haritası
 
 
 
 
Untitled Document
» Konular / Asya/ "ASEAN Bölgesel Forumu Toplantısı ve Güneydoğu Asya'da Yeniden "Pax-Americana Sendromu"

Yazarlar
  Mehmet Seyfettin EROL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Alaeddin YALÇINKAYA
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Elşan İZZETGİL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Ceren GÜRSELER
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Musa KARADEMİR
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  İsmail CİNGÖZ
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
Diger yazarlar »
  Eklenme Tarihi: 2012-03-20
"ASEAN Bölgesel Forumu Toplantısı ve Güneydoğu Asya'da Yeniden "Pax-Americana Sendromu"
22 Temmuz tarihinde Endonezya’nın Bali adasında gerçekleştirilen ASEAN Bölgesel Forumu toplantısı ABD’nin ağırlığını ciddi şekilde hissettirdiği bir toplantı olmuştur. Son dönemde yaşanan pek çok sorunun gündeme geldiği bu toplantı, özet olarak ABD’nin Clinton aracılığı ile bu coğrafyada yaşanan krizlere karşı ortaya koyduğu tepkiyle şekillenmiştir. 

Çok sayıda konunun tartışıldığı bu toplantının iki temel gündemi bulunmaktaydı. Bunlardan birincisi tıpkı diğer toplantılarda olduğu gibi Kuzey Kore’nin nükleer faaliyetleri, diğeri ise son bir kaç ay içinde Güney Çin Denizi’nde yükselen tansiyondur. Kuzey Kore’nin nükleer faaliyetlerinin bölgeye yönelik oluşturduğu tehdidin önelenebilmesi için oluşturulan “6’lı görüşme”nin faaliyetleri askıya alınmış ve Kuzey Kore bu konuda çözümden uzak bir görüntü vermitşir. Ancak, Bali’deki toplantının bu konuda yeni bir başlangıç olma ihtimali oldukça yüksektir. Çünkü, 2008 yılından bu yana Kuzey ve Güney Kore temsilcileri ilk defa bir toplantıda bir araya gelmişlerdir. Aynı zamanda Kuzey Kore “6’lı görüşmelerin” yeniden başlaması noktasında Güney Kore’ye yeşil ışık yakmıştır. Kuzey Kore’nin bu tavrı 6’lı görüşmelerin tarafları olan ABD ve Japonya’yı oldukça memnun etmiştir. Japonya’nın Kuzey Kore konusundaki tedirginliği daha çok ön plana çıkarken çözüm noktasında ABD ile farklılaştığını söylememiz mümkündür. Japonya “6’lı görüşmelerin” bir an önce yeniden başlamasını ve gerçekten bir çözüme ulaşmasını beklerken ABD’nin 6’lı görüşmelerden önce Kuzey ve Güney Kore ile “3’lü görüşme” planının olduğu belirtilmektedir. ABD’nin bu tavrı Kuzey Kore’nin nükleer faaliyetleri konusunda taraf olan devletlerin bu konudaki fikirlerini ciddiye alma noktasında soru işaretleri taşımaktadır. “3’lü görüşme” planı ABD’nin bu konudaki asıl hedefi olarak görülebilir. 3’lü görüşmeden istediğini alacak olan ABD için 6’lı görüşmelerden çıkacak sonuçlar deyim yerindeyse “prodesür icabı” olarak kalacaktır. 3’lü görüşmeler ile iki Kore üzerinde doğrudan denetim kurmak isteyen ABD, 6’lı görüşmeler sürecinde olası muhalefetin önüne geçmek ve iki Kore’nin Japonya, Çin ve Rusya gibi devletler ile farklı  devletlerin desteğini arkasına olarak sürecin tıkanmasını engellemek istemektedir. Tabi bu noktada Çin-Kuzey Kore denkleminin daha çok ön plana çıktığını söylememiz mümkündür.

İkinci önemli konu ise Güney Çin Denizi’nde son dönemde yaşanan gelişmelerdir. Bilindiği gibi Çin’in önce Filipinler ardından da Vietnam ile ilişkilerinin gerilmesi, ABD donanmasının Vietnam donanması ile yaptığı ortak tatbikat, Spartly ve Paracel Adaları üzerinde hemen hemen tüm bölge devletlerinin hak iddia etmesi bölgede tansiyonun giderek yükselmesine sebep olmuştur. Bu noktada ABD gerek Vietnam donanmasına destek vererek gerekse Filipinlere olası herhangi bir problemde tam destek vereceğini söyleyerek Güneydoğu Asya’da resmen bir taraf olmuştur. Önceki yazımızda da belirtildiği gibi ABD’nin bu tavrı Çin’in uluslararası politikada yükselen grafiği ile doğrudan ilgilidir. Çin, ABD’nin Güney Çin Denizi’nde yaşanan gelişmelerden büyük ölçüde rahatsızlık duymakta ve bunu resmi yollarla dile getirmektedir. Fakat bu tepki Çin açısından herhangi bir olumlu geridönüş ile sonuçlanmamış aksine ABD bölgede oldukça aktif bir dış politika takip ederek deyim yerindeyse Çin’in bölgedeki kalelerini teker teker ele geçirmeye başlamıştır.

Filipinler ve Vietnam’ın ardından ABD, Myanmar ve Endonezya ile de bu toplantı bağlamında ikili ilişkilerini daha ileri seviyeye taşıma kararı almıştır. Öncelikle Myanmar konusunda ABD açık ve net bir şekilde ülkede “sivil bir yönetimin” iş başına gelmesini arzu ettiğini belirtmiştir. Myanmar’ın son dönemde yaşanan gelişmelerle brilikte bir dönüm noktasına geldiğini ve bu ülkeden “demokrasi”den yana bir tavır ortaya koymasını beklediğini belirterek hayatının büyük bir kısmını ev hapsinde geçiren ve ülkenin “demokrasi” timsali olan Aung San Suu Kyi’ye verdiği desteğe üstü örtülü olarak göndermede bulunmuştur. Aung San Suu Kyi yaklaşık 20 yıl önce yapılan seçimleri kazanmasına rağmen seçim sonuçları askeri yönetim tarafından tanınmamış ve Kyi Myanmar’da demokrasi mücadelesinin sembolü haline gelmiştir. Nobel Barış Ödülü’nü kazandığında ev hapsinde olan Kyi için ABD’nin çeşitli üniversitelerinde kürsüler kurulmuştur. Myanmar’daki gelişmelere bağlı olarak ABD’nin olası bir rejim değişikliği sürecinde Kyi’ye verdiği desteğin de artacağını, Myanmar’da Kyi öncülüğünde yeni bir “renkli devrim” yaşanacağını da söylememiz mümkündür.

Endonezya konusunda ise yine Çin’in bu ülke ile son dönemde geliştirdiği ticari ilişkilere karşı ABD’nin bir tavır aldığından bahsetmek mümkündür. Bali’deki toplantıda Endonezyalı yetkililere seslenen Clinton, bölgenin en büyük nüfusuna sahip Endonezya ile hala istenen ticaret hacmine ulaşılamadığı ve bu konuda iki ülke arasındaki ilişkilerin en kısa zamanda geliştirilmesi konusunda ABD’nin oldukça istekli olduğunu belirtmiştir. 

ABD görüldüğü üzere Güneydoğu Asya’da hem aktif hem de çok boyutlu bir dış politika izlemektedir. Bölgedeki hemen hemen her sorunun içinde yer alarak kendisini bölgede “barışçıl çözüm konusunda tek yetkili” olarak görmektedir. Amerikan dış politikasının belki de en karakteristik özelliği olan bu tavır Asya-Pasifik coğrafyasında yaşanan gelişmelerle bir kez daha ortaya çıkmaktadır. Bölge ülkeleri de ABD’nin bu tavrından oldukça etkilenmekte ve Asya-Pasifik coğrafyasında da tek yanlı bir güç dengesizliğinin ortaya çıkmasında rol üstlenmektedir. ABD, hemen heme tüm sorunlara el atarak Çin başta olmak üzere tüm rakiplerini seçeneksiz bırakmakta ve rakiplerinin ürettikleri seçenekleri de “gayri meşru” ilan ederek uluslararası politikada “imaj” üzerinden bir dış politika yürütmek istemektedir. 

Sonuç olarak ASEAN Bölgesel Forumu toplantısı, Çin’e karşı bir uyarı niteliği taşımaktadır. Çünkü, bu toplantıda ele alınan hemen hemen her konu Çin’in doğrudan taraf olduğu krizlerle ilgilidir. Çin, her ne kadar etkisi giderek artan ve agresif bir büyüme ile adından sıkça söz ettiren bir ülke olsa da ABD, Çin’i bölgede tek hakim güç olmadığı konusunda bir hatırlatma yapmak istemiştir. Bölge ülkelerinin ibrelerini ABD’ye doğru biraz daha çevirmesi Çin’in bölgesel hesaplarını yeniden gözden geçirmesine sebep olacaktır. ABD, dünyanın pek çok coğrafyasında olduğu gibi yeteri kadar göz önünde bulunmadığını düşündüğümüz bu coğrafya da “liderlik” konusundaki şüpheleri ortadan kaldırırcasına bir güç gösterisinde bulunmuş ve bu toplantı bağlamında resmen bölge ülkelerinin desteğini arkasına almıştır. Çinli yetkililer ise ASEAN gibi kendisinin merkez olduğu bir örgütü kurabilme konusunda gerekli mesafeyi kat edemediği için bundan sonraki dönemde ASEAN’a ağırlık vermesi konusunda görüş birliğine varmışlardır. ABD’nin bölgedeki bu ağırlığı Çin’i yakın coğrafyasında daha uyumlu ve ılımlı politikalar uygulamaya yönelendirebilir. Her ne kadar dünya genelinde ciddi bir söz sahibi olsa yakın coğrafyasında yaşanan bu gelişmeler Çin dış politikasında ikili bir yaklaşım geliştirmesini de beraberinde getirebilir.

Ömer ATAGENÇ

 
  "İran'ın Nükleer Amacı ve Amerikan Kimliği"   2012-03-01
  "Apocalyptic (kıyametçi) Terörizm ve Aum Shinrinkyo"   2012-04-16
  "KRİZLER ve 'ÇEVRELEME'"   2012-03-07
  "Asya-Pasifik Bölgesinde Deniz Yollarının Artan Önemi ve Güney Çin Denizinde Vietnam - Çin Gerginliği"   20.03.2012
  "Güney Çin Denizinde Yükselen Kriz Bağlamında Asya Pasifik Bölgesinin Güvenliği"   2012-03-20
  "Çin - Pakistan İlişkilerinde Gwadar Limanı ve Bölgesel Gelişmelere Etkileri"   2012-03-20
  "Hindistan Donanması Doğu Komutanlığı'nın Etkinliğini Artırıyor"   2012-03-20
  "ÇHC XXI Yüzyılın Süper Gücü Olacak"   2012-04-04
  "Avrupa'da Sağ Popülizm Tehlikesi..."   2012-03-20
  'Oyun Sahası' veya Kanlı Oyunların Oynandığı Yer Fergana (3)   08.10.2011
 
Ana Sayfa Hakkımızda Haberler Analizler Röportajlar Projeler Duyurular Raporlar Makaleler Yasal Uyarı İletişim
  Soft&Design N.ROGLU