Videolar Linkler RSS Site Haritası
 
 
 
 
Untitled Document
» Konular / Türkiye/ BM Güvenlik Konseyi'nin 541 ve 550 Sayılı Kararlarının Hukuken Geçersizliği

Yazarlar
  Mehmet Seyfettin EROL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Alaeddin YALÇINKAYA
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Elşan İZZETGİL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Ceren GÜRSELER
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Musa KARADEMİR
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  İsmail CİNGÖZ
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
Diger yazarlar »
  Eklenme Tarihi: 2012-03-01
BM Güvenlik Konseyi'nin 541 ve 550 Sayılı Kararlarının Hukuken Geçersizliği

 

09 Haziran 2009 tarihinde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde S/2009/296 dağıtım numarası ile yayımlanan Kıbrıs Cumhuriyeti ismini kullanan Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nin mektubu Birleşmiş Milletler hukuku içerisinde incelendiğinde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 186, 541 ve 550 sayılı kararlarının hukuken geçerliliğinin kalmadığı tekrar ortaya çıkmıştır. Kıbrıs Cumhuriyeti ismini kullanan Güney Kıbrıs Rum Toplumu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyine göndermiş olduğu bu mektup ile resmi olarak 16 Ağustos 1960 tarihinde kurulan Kıbrıs Cumhuriyetini lağvettiğini 1963 yılından itibaren bir kez daha beyan ettiği Birleşmiş Milletler hukuku içerisinde kabul edilmesi gerekmektedir.
S/2009/296 sayılı Kıbrıs Cumhuriyeti ismini kullanan Güney Kıbrıs Rum Kesiminin mektubunun 3 numaralı paragrafında, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin "Ortak Bir Devlet" (The Republic of Cyprus which
gained its independence in 1960 after centuries of colonization, was not a " partnership state", nor did it comprise more than one people. The two communities, along with the other religious groups, constitute the Cypriot people and are equal citizens of the Republic of Cyprus whose rights are guaranteed by the Constitution, regardless of ethnic background or religious persuasion) yazılmaktadır. Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nin Kıbrıs Cumhuriyeti'nin bir ortak devlet olmadığını ifade
etmesi, Birleşmiş Milletler Antlaşması 73. maddesinde belirtilen sömürgelerin "Kendi Kaderlerini Tayin Hakkı" hukuku içerisinde Kıbrıs Adası'nda yaşayan Kıbrıs Türk toplumunun 16 Ağustos 1960 Lefkoşa Antlaşması ile Kendi Kaderini Tayin Hakkı'nın, Kıbrıs Rum Toplumu ile beraber, Kıbrıs Cumhuriyeti için kullanıldığının inkar edildiğinin ifadesidir aynı zamanda ise Birleşmiş Milletler Antlaşması'nın 4. Maddesine göre Birleşmiş Milletler'e üye olan Kıbrıs Cumhuriyeti'nin, 4. maddesinden kaynaklanan üyelik sorumluluklarını kabul etmediğinin de resmi belgesidir.
Kıbrıs Cumhuriyeti 16 Ağustos 1960 tarihinde Kıbrıs Cumhurbaşkanı Makarios'un 16 Ağustos 1960 tarihli, Kıbrıs Cumhurbaşkanı Yardımcısı Dr. Fazıl Küçük'ün onaylaması ile göndermiş olduğu telgraf ile (BM Evrak Kayıt Numarası S/4435 ) Birleşmiş Milletler örgütüne üyelik başvurusunda bulunmuştur. Kıbrıs Cumhuriyeti'nin üyelik başvurusundan sonra normal prosedür işletilerek Kıbrıs Cumhuriyeti'nin başvurusu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 24 Ağustos 1960 tarihinde 892 sayılı oturumunda görüşülerek onaylanmış ve Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 15. sezonunda 20 Eylül 1960 tarihli 864 numaralı toplantısında Birleşmiş Milletler Antlaşması'nın 73. maddesine göre başvurusunda bulunan Kamerun, Togo, Madagaskar, Somali, Kongo, Benin, Nijer, Burkina Faso, Fildisi Sahilleri, Cad, Kongo, Gabon, Orta Afrika Cumhuriyeti ile birlikte üye olmuştur. Birleşmiş Milletler Güvenlik  konseyi'nin 892 sayılı oturumunda aldığı karar, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin sınırlı bir cumhuriyet olduğu konusunda aldığı ilk karardır. Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası'nın değişmez maddeleri, Garanti ve İttifak Antlaşmaları 16 Ağustos 1960 Lefkoşa Antlaşmaları'nın imzalanması sonrasında Birleşmiş Milletlere başvuruda bulunmuş ve 16 Ağustos 1960 Lefkoşa Antlaşmaları ve anayasasının değişmez maddeleri ile Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nce başvurusu onaylanmıştır.
Kıbrıs Cumhuriyeti diğer devletler gibi Birleşmiş MilletlerAntlaşması'nın 4. maddesine göre sorumluluklarını kabul ederek  Birleşmiş Milletler örgütüne üye olmuştur.
Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Birleşmiş Milletler Antlaşmasının 73. maddesine göre Kendi Kaderini Tayin Hakkı'nın ne şekilde kabul edildiği, Kıbrıs adasının kendi tarihsel gerçeklerine göre nasıl bir
seyir izlediği, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Birleşmiş Milletler hukuku içerisinde kabul edilmiş tarifinin ne olduğunun tekrar hatırlanması zorunluluğu bulunmaktadır.
Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Birleşmiş Milletler'e üyeliğinin kabul edildiği 24 Ağustos 1960 tarih 892 sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi oturum tutanaklarının tekrar hatırlanması Birleşmiş Milletler
hukuku içerisindeki Kıbrıs Cumhuriyeti'nin hukuki statüsünün ortaya çıkarmaktadır. 
892 Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi oturum tutanaklarının 8 numaralı paragrafında İngiliz Büyükelçisi Bay Beeley, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne Kıbrıs'taki anayasal gelişmelerin çetrefilli halinin, birbiri ile ters düşen özlemleri olan iki ana toplumun, çoğunlukta bulunan Kıbrıs Rum toplumu ve azınlıkta bulunan Kıbrıs Türk toplumu arasında yaşandığını hatırlatarak, 1958 yılında Genel Konseyin 13. sezonunda yaşanan ateşli tartışmalara gönderme yapmış, nihai olarak oybirliğiyle alınan Genel Kurulun 1287 sayılı kararını okumuştur. Genel Kurulun ilgili kararında tarafların Kıbrıs konusunda barışçıl, demokratik ve adil bir sonuca Birleşmiş Milletler Antlaşması çerçevesinde ulaşacaklarına dair çalışma yapacaklarına dair güveni belirtilmektedir". 
Bay Beeley, 9 numaralı paragrafta, Genel Kurul'un bu güvenin boşa çıkarılmadığını, 11 Şubat 1959 tarihinde Yunanistan Krallığı Başbakanı ile Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'nın bugüne kadar 2 halkı ve
Kıbrıs'ta yaşayan 2 ilgili toplumu bölen ana konular üzerinde antlaşmaya vardıklarını, ilerlemenin önündeki engelin aşıldığını ve sadece 8 gün sonra İngiltere, Londra'da imzalanan deklarasyon
konusunda bilgi vermiştir. Kıbrıs sorununa nihai çözümü açıklayan deklarasyona ayrıca Kıbrıs Rum toplumu lideri ve Kıbrıs Türk toplumu lideri de kabul ettiklerini beyan ederek imzalamıştır" açıklamasında bulunmuştur. 
Bay Beeley 12 numaralı paragrafla ise Kıbrıs Anayasası'nda Kıbrıs Rum Toplumu ve Kıbrıs Türk Toplumu dışında yer alan ufak dinsel grupların temel insan hakları ve çıkarlarının koruma altına alındığını belirtmiştir. 892 Sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tutanaklarının 31 numaralı paragrafında Yunanistan Krallığı Büyükelçisi Bay Economou-Gouras, 16 Ağustos 1960 tarihinde bağımsızlığını kazanan Kıbrıs'ın Birleşmiş Milletler Antlaşması'ndan kaynaklanan sorumluluklarını kabul ettiğine dair güvenini belirtmiştir.
892 Sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tutanaklarının 55 numaralı paragrafında Amerika
Birleşik Devletleri adına konuşan Bay Lodge, bilinen tarihi bir gerçek olarak, Kıbrıs'ın bağımsızlığının
Kıbrıs'ta yaşayan birçokları için ilk tercih olmadığını veya belki de Kıbrıs'ın çoğunluluğunun birinci tercihi olmadığını belirterek, " Enosis ( Birleşme )" ve Partition ( Taksim) birbiriyle çelişen Kıbrıs toplumundaki isteklerden yaşanan acı deneyimlerden dolayı tüm dünyanın derin üzüntüler yaşadığını
belirtmiş, ne zaman ki İngiltere, Yunanistan ve Türkiye, Kıbrıs'taki toplum temsilcileriyle Kıbrıs'ın bağımsızlığı için antlaştıklarızaman, bunun Amerika Birleşik Devletlerin de mutlulukla karşılandığını
ifade etmiştir.
892 Sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tutanaklarında Arjantin adına konuşan Bay Amedo'nun konuşmasının önemli noktalara Birleşmiş Milletler hukuku içerisinde vurgulamaktadır. Mr Amedo
tutanakların 45 numaralı paragrafında, meşhur "Question of Cyprus (Kıbrıs Sorusu)" konusunun Genel Kurulun birçok sezonunda ateşli tartışmalara sahne olduğunu 46 numaralı paragrafta ise Zürih
metinlerinin, Londra ve Lefkoşa antlaşmaları ile onaylandığını, her ne kadar tarafları tam olarak tatmin etmese bile, tarafların asli istekleri ile uyum gösterdiğini belirtmiştir.
(Question of Cyprus - Kıbrıs Sorusu sadece Kıbrıs adasına yönelik kurulmuş bir Birleşmiş Milletler cümlesi değildir, Birleşmiş Milletler Antlaşmasının 73 Maddesi içerisinde yer alan tüm sömürge ülkeleri bu cümle ile Birleşmiş Milletlerde anılmaktadır, " Question of Togo,(Togo Sorusu" gibi) .
Arjantin ve İngiliz temsilcilerinin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ndeki konuşmaları Kıbrıs Cumhuriyeti'nin hukuki statüsünü ortaya çıkarmaktadır. Her iki konuşma da 1287 sayılı Birleşmiş
Milletler Genel Konseyi'nin kararı çerçevesinde tarafların Zürih'te bir araya geldikleri, 8 gün sonra 19 Şubat 1959 tarihinde tarafların Londra'da bir araya geldikleri nihai Kıbrıs çözümü konusunda karara
vardıklarını dile getirmişlerdir. 5 Kasım 1958 tarihli, 782 sayılı toplantısında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 1287 sayılı karar ile 16 Ağustos 1960 tarihinde Kıbrıs Cumhurbaşkanı Makarios tarafından
yapılan Kıbrıs Cumhuriyeti'nin üyelik başvurusu arasında taraflar arasında yapılan antlaşmalar 1287 tarihli Genel Kurul kararı çerçevesinde yapılmıştır denmesi doğru yaklaşımdır. Bu çerçevede Kıbrıs konusunda yapılan 11 Şubat 1959 Zürih ve 19 Şubat 1959 Londra Antlaşmaları hukuki kaynağını Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 1287 sayılı kararından almaktadır. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 1287 sayılı kararının hukuku ise, Birleşmiş Milletler Antlaşması'nın 73. Maddesi'nden kaynaklanmaktadır. 
Nüfus olarak çoğunlukta olan Kıbrıs Rum toplumuna göre azınlıkta olan Kıbrıs Türk Toplumu'nun "Kendi Kaderini Tayin Hakkı" çerçevesinde ortak Cumhuriyetin kurucu unsuru olarak Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun aldığı karar ile gerçekleştirilen 11 Şubat 1959 Zürih ve 19 Şubat 1959 Londra Antlaşmaları çerçevesinde kabul edilmiş, Kıbrıs Adası'nda yaşayan diğer azınlıkların statüsü ise İngiltere temsilcisi Bay Beeley'in Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 892 sayılı oturumun 12 paragrafında açıklandığı üzere ayrıca belirlenmiştir. Birleşmiş Milletler, Kıbrıs'ın üyeliğini bu hukuk içerisinde kabul etmiştir.
Kıbrıs konusunda Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 73. Madde çerçevesindeki nihai 1287 sayılı
kararında geçen "Taraflar" kelimesinin incelenmesi Kıbrıs adasında Birleşmiş Milletler Antlaşması 73. madde çerçevesinde Kıbrıs'ta nüfus olarak çok olan Rum toplumu ve nüfus olarak az olan Türk toplumunun beraber Kendi "Kaderini Tayin Hakkı" bulunduğunu ve bunun ortak cumhuriyet içerisinde kullanıldığını ortaya çıkaracaktır.
Bunun için 1954 yılından,16 Ağustos 1960 tarihinde kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti'ne kadar geçen süre içerisindeki Birleşmiş Milletler belgelerinin net olarak ortaya konması gerekmektedir. Bu sayede nüfus olarak az olan Kıbrıs Türk Toplumu'nun Kıbrıs Cumhuriyeti'nde azınlık olmadığı, cumhuriyetin asli kurucu unsuru olduğu net olarak ortaya çıkacaktır
1954 Yılı
Yunanistan Krallığı 16 Ağustos 1954 tarihinde Birleşmiş Milletler'e başvurarak, Genel Kurulun 9. sezonunda "Kıbrıs nüfusu için Birleşmiş Milletler'in kendi kaderini tayin hakkı ve insanların eşitliği ilkesi çerçevesinde başvuruda bulunmuştur, açıklayıcı notta 1950 tarihinde Rum Ortodoks Kilisesi tarafından bir plebisit yapıldığını ve oy verenlerin % 95'inin Kıbrıs Adası'nın Yunanistan ile birleşmesi
noktasında oy verdiğini belirtmiştir. Yunanistan Krallığı'nın başvurusunda Birleşmiş Milletler Antlaşması'nın 1. Maddesinin 2 paragrafına,10. Madde ve 14. Maddeye gönderme yapmıştır.
14 Kasım tarihinde toplanan Birleşmiş Milletler 1 no'lu Politik Komite Yunanistan Krallığı'nın başvurusunu gündeme almıştır. Yunanistan Krallığı taslak bir karar sunmuştur, Kıbrıs Adası'ndaki
nüfus üzerine Kendi Kaderini Tayin Hakkının Genel Kurulca uygulanmasını istemiştir. 1 no'lu Politik Komite Toplantısı'nda Yeni Zelanda ayrı bir taslak metin sunmuş ve Genel Kurulun daha fazla
konusu incelememesini istemiştir. Politik Komite de yapılan oylama ile Yeni Zelanda'nın taslak kararının görüşülmesine öncelik verilmesi kararlaştırılmıştır. (28 evet, 15 hayır, 16 eksik ). 
Yeni Zelanda'nın taslak kararına Kolombiya ve El Salvador'un eklentisi ile taslak karar metni 1 no'lu Politik Komite'de onaylanmıştır. ( 49 evet, 0 hayır, 11 eksik ) 17 Kasım1950 tarihinde Genel Kurul, Politik Komite'nin kararını 814 numaralı Genel Kurul kararı olarak oylayarak kabul etmiştir. ( 50 evet, 0 Hayır, 8 Eksik ) Genel Kurul aldığı karar ile Kıbrıs sorusu için Kıbrıs Adası'nı nüfusundaki halkların kendi kaderini tayin hakkını gündeme almamıştır.
 
1955 Yılı 
21 Eylül 1955 tarihinde Yunanistan Krallığı, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 10 sezonunda " Question of Cyprus, Kıbrıs Sorusu"nun gündeme alınması için Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'na başvurusu üzerine toplanmış, toplantıya Türkiye Cumhuriyeti ve Yunanistan Krallığı da davet edilmiştir. İngiltere temsilcisi, her ne kadar Kıbrıs Sorunu İngiltere'nin sorumluluğunda olsa bile, Londra'da Yunanistan Krallığı ve Türkiye Cumhuriyeti'ni davet ettiklerini, Kıbrıs Sorusu konusunda Birleşmiş Milletler'in dahil olmadığını belirterek 1923 yılında Yunanistan'ın da yer aldığı Lozan
Antlaşması'nda Kıbrıs'ın İngiltere'ye geçişinin onaylandığını, Ege Adaları noktasında Yunanistan'ın koyduğu şehri Kıbrıs için koymadığını belirtmiş, Kıbrıs'ı kendi hakimiyetine almak istediğini belirtmiştir.
Yunanistan Krallığı Birleşmiş Milletler Antlaşması'ndan kaynaklanan kendi kaderini tayin hakkı çerçevesinde Kıbrıs'ta yer alan belirgin bir ulusal kimliğin dilekçesine destek verdiklerini belirtmiş, Londra Konferansı sırasında İngiltere'nin ne yapıcı ne de demokratik olduğunu belirterek, Birleşmiş Milletler Antlaşması'nın uygulanmasını talep etmiştir. 
Türkiye Cumhuriyeti Genel Kurulu'n konuyu gündeme alınmasına 2 noktada karşı çıkmıştır, Kendi Kaderini Tayin Hakkı noktasında değil Kıbrıs Adası'nın Yunanistan ile birleşmesi noktasında Yunanistan
Krallığı'nın başvuruda bulunduğunu, konunun İngiltere'nin iç meselesi olduğunu belirtmiştir yapılan oylama sonrasında, Genel Kurulun Kıbrıs Sorusu'nu gündeme almaması kararı 7'e karşı 4 ve 4 eksikle, Birleşmiş Milletler Genel Komitesi tarafından kararlaştırılmıştır. 2 gün sonra ise Genel Kurul 28'e 22 ve 10 eksik ile Genel Komite'nin aldığı kararı onaylamış ve Kıbrıs Sorusu, 1955 yılında Genel Kurul'da
görüşülmemiştir.
 
1956 Yılı 
13 Mart 1956 tarihinde Yunanistan Krallığı, Kıbrıs Sorusu'nun Birleşmiş Miletler Genel Kurulu'nun 11. sezonunda gündeme alınmasını istemiştir. 12 Ekim 1956 tarihinde ise İngiltere Kıbrıs'taki terörizme
Yunanistan tarafından destek konusunun Genel Kurulun gündeme alınmasını istemiştir, açıklayıcı notta ise, terörist organizasyon tarafından bugün kadar öldürülmüş olan 196 kişinin 114'unun Kıbrıslı
olduğu belirtmiştir. 
14 Kasım1956 tarihinde Genel Kurul, Yunanistan ve İngiltere'nin gündem isteklerinin ortak tek bir gündem maddesi olarak birleştirilmesi için Genel Komite'ye tavsiye kararını iletmiştir. İngiltere her ne kadar Birleşmiş Milletler Antlaşması'nın 2.maddesinin 7. paragrafına göre Kıbrıs İngiltere'nin iç meselesi olmuş olduğu halde, Genel Kurul'un tavsiye kararına karşı oy kullanmayacaklarını
belirtmiştir. Yunanistan Krallığı, Kıbrıs'ın İngiltere'nin iç meselesi beyan etmenin, koloni sorununun olmadığı manasına geldiğini, geçmiş dönemlerde de Genel Kurul'un Kıbrıs konusunda kararlar aldığını
hatırlatarak, İngiltere'nin gündem önerisi ile birleştirilmesine karşı çıkmayacaklarını belirtmiştir. Genel Kurul "Kıbrıs Sorusu"nu 2 maddelik gündem ( a- İngiltere'nin Kıbrıs'ta Yunanistan Krallığı'nın
terörizme destek olması, b- Kıbrıs nüfusunu oluşturan Halkların Kendi Kaderini Tayin Hakki ) ile Birleşmiş Milletler Politik Komitesi'ne göndermiştir. 
Birinci Komite 18 -22 Şubat 1956 tarihinde 10 oturumda " Kıbrıs Sorusu"nu görüşmüştür. Politik Komite'deki görüşmeler sırasında ilk olarak 3 taslak karar metin oya sunulmuştur. Yunanistan Krallığı
tarafından sunulan ilk taslak metin "Kıbrıs Halkı'nın Kendi Kaderini Tayin Hakkı " konusundaki metnidir. İngiltere tarafından Yunanistan Krallığı'nın Kıbrıs'taki teröre destek ve cesaretlendirmesine karşı bir taslak metin sunmuştur. Yunanistan Krallığı 3. bir taslak karar metni sunarak gerek İngiltere'nin gerekse de Yunanistan'ın gündem maddesi önerileri üzerine "Gerçekleri Bulacak, Fact Finding", Birleşmiş Milletlere üye 7 ülkeden oluşan bir komitenin kurulmasını önermiştir, bu komiteye Yunanistan Krallığı ve İngiltere'nin her türlü desteği vermesi önermiştir. Yunanistan Krallığı'nın önerisinde Türkiye, Kıbrıs Türk toplumu adına yer almamaktadır. 21 Şubat 1956 tarihinde Panama Cumhuriyeti 4. bir taslak karar metnini Politik Komiteye sunmuştur. Panama Cumhuriyeti, Birleşmiş Milletlere üye 5 ülkeden oluşan bir komitenin kurulmasını, aynı zamanda Genel Kurul'un,
İngiltere, Yunanistan ve Türkiye'den her türlü yardım ve desteği istemesini istemiştir. 
4 taslak karar metni Politik Komite'de oylanmadan, Hindistan 22 Şubat tarihinde bir taslak karar metnini Politik Komiteye sunmuştur ve Politik Komite, Hindistan'ın taslak karar metninin oylanmasına öncelik vermeyi karar almıştır. Yapılan oylama ile 76'a karşı 0 oy ve 2 eksik ile Hindistan'ın taslak metni Politik Komite'de kabul edilmiştir. Politik Komite'de Hindistan'ın önerisi kabul edilmesinden sonra Panama, İngiltere ve Yunanistan kendi taslak karar metinlerini oylamadan çekmişlerdir. 26 Şubat tarihinde Politik Komite'nin kararı Genel Kurul'da 57 kabul, 0 red ve 1 eksik ile kabul edilmiştir. Karar metninde Kıbrıs Sorusuna Birleşmiş Milletler Antlaşması'nın ilkeleri ve amaçları ile uyum içerisinde barışçıl, demokratik ve adil çözümün bulunması için istek belirtilmiş ve görüşmelerin yeniden başlaması ve sonuna kadar devam etmesine dair ümit belirtilmiştir. Alınan karar ile " Kıbrıs Sorusu"nda görüşmeler de taraflar ismen belirtilmemiştir, Yunanistan'ın taslak karar metnin de Kıbrıs'ın Kendi Kaderini Tayin Hakki için oluşturulacak 7 üye ülkeden olusun komite ve İngiltere, Yunanistan'ın bu komiteye yardımcı olması oylanmadan Yunanistan tarafından geri çekilmiştir, Panama Türkiye'yi Kıbrıs Türk Toplumu adına taraf olarak taslak karar metnine yazmıştır. Genel
Kurul'un kararı'nda ise görüşmelerin yeniden başlaması ve sonuna kadar devam etmesine dair ümit belirtilmiştir.
 
1957 Yılı
12 Temmuz'da Yunanistan Genel Kurul'un 12. sezonunda Kıbrıs'ın gündeme alınması için başvuruda bulunmuştur, Genel Kurul'un 20 Eylül kararı ile Kıbrıs Sorusu, Politik Komiteye gönderilmiştir. Politik
Komite'de Amerika Birleşik Devletleri ilgili olan her kesimi kabul edeceği bir çözüme ihtiyacı olduğunu belirtmiştir. İngiltere Yunanistan, Türkiye ve Kıbrıs nüfusunun temsilcileri ile görüşmeler yolu ile çözümün bulunmasını istediklerini ama bunun Yunanistan tarafından kabul edilmediğini dile getirmiştir. Yunanistan, İngiltere'nin Yunanistan, Türkiye ve İngiltere arasında ki görüşmelerle sorunun çözülme önerisinin Kıbrıs halkını by-pass etmek manasına geldiğini, Kıbrıslılık diye bir etnik kimliğin olmadığını ve Birleşmiş Milletler gözetiminde yapılacak bir plebisit ile 80 % olarak Kıbrıs'ın dil, ırk, kültür ve duygu olarak Yunan olduğunu ortaya çıkaracağını, Kıbrıslıların Birleşmiş Milletler'de kendilerini ifade etme imkanları olmadığı için onlar adına Yunanistan'ın konuştuğunu
dile getirmiştir. Yunanistan tarafından sunulan taslak karar metni Politik Komite'de oylanmış, 33 evet, 20 hayır ve 25 eksikle karar alınmıştır. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda ise taslak karar
metni 31 evet, 23 hayır ve 24 eksik ile karar için gerekli olan 3/2 çoğunluğu sağlayamadığı için kabul edilmemiştir.
1958 Yılı 
15 Ağustos tarihinde Yunanistan, Genel Kurul'un 13. Sezon toplantısında " Kıbrıs Sorusu'nun "gündeme alınması için başvuruda bulunmuştur. Genel Kurul 28 Eylül tarihinde "Kıbrıs Sorusu'nu" gündeme almış ve görüşülmesi için 1 numaralı Politik ve Güvenlik Komitesi'ne göndermiştir.
12 Eylül tarihinde Yunanistan bir bilgi notu yayımlamıştır. İngiltere'nin Kıbrıslılar ile direkt görüşmelere girmekten kaçındığını, Yunanistan devletinin Kıbrıs nüfusunun % 80'ninin
görüşlerini yansıttığını, Kıbrıs için Kendi Kaderini Tayin Hakkının kabul edilebilir tek çözüm olduğunu ve Birleşmiş Milletler Antlaşması'nın 73. Maddesinin b paragrafına göre gerçek ve demokratik
bir kendi yönetiminin kurulması olduğunu belirtmiştir. Yunanistan'ın bilgi notunda İngiltere'nin Kıbrıs'ın yönetiminin % 80 Kıbrıs Rum Toplumu ile % 17 Kıbrıs Türk Toplumu arasında ayrıştırdığı bir plan sunduğunu, bunun Kıbrıslılar tarafından anti demokratik bulunduğunu belirtmiştir.
26 Kasım tarihinde Yunanistan Profesör Alejandro Alvarez ve Maurice Bourquin tarafından hazırlanan Kıbrıs için Togo Cumhuriyeti örneğinde olduğu gibi çoğunluğun kararının alınması gerektiğine dair bir raporu Politik Komite'ye iletmiştir.
Politik Komite'deki görüşmeler sırasında Yunanistan, Türkiye ve İngiltere tarafından taslak karar metinleri sunulmuştur.
Yunanistan, Genel Kurul'un (1) İngiltere'nin Kıbrıslılara kendi bağımsızlıklarını oluşturacakları demokratik bir sürede kendi yönetimlerini oluşturmaları için yardım edeceği, Türk azınlığa yeterli
korunma garantilerinin sağlanmasını ve yönetimde yer almaları sağlanacağı ( 2) 5 üye ülkeden oluşan iyi niyet komitesinin ilgili her kesim ile görüşerek bir raporu hazırlayarak Genel Kurul'a sunmasını
istemiştir.
Türkiye'nin önerisinde Kıbrıs'ta yer alan her iki halkın birbirini yönetiminin altına alınmayacağı bir sistem üzerine Genel Kurul'un ilgili direkt 3 ülkenin Kıbrıs'ın özel koşulları çerçevesinde Kendi
Kaderini Tayin Hakkı çerçevesinde görüşmeleri noktasında taslak karar metnini sunmuştur. 
İngiltere tarafından sunulan taslak karar metninde İngiltere'nin ilgili tüm taraflar tarafından Birleşmiş Milletler Antlaşması ilke ve amaçları çerçevesinde kabul edilebilecek bir çözümü bulana kadar uluslararası görüşmelerin çerçevesinde çaba göstermesi ve ilgili tüm tarafların sonuna kadar işbirliği yapması yazılmıştır.
Yunanistan 1958 yılı Politik Komite'ye sunmuş olduğu taslak karar metninde Kıbrıs Türk Toplumu'na azınlık haklarının verileceği açıkça belirtilmiş bir metin hazırlamıştır, Birleşmiş Milletler Antlaşması
çerçevesinde çoğunluk Kıbrıs Rum Toplumu için Kendi Kaderini Tayin Hakkı'nın varlığı belirtilmiştir.
Türkiye'nin önerisinde, Kıbrıs için Kendi Kaderini Tayin Hakkı kararının ilgili 3 ülke tarafından sürdürülmesi istenmiştir.
İngiltere Kıbrıs için Kendi Kaderini Tayin Hakkı çözümü için ilgili TARAFLAR kelimesini kullanmıştır.
28 Kasım'da Kolombiya bir taslak karar metnini Politik Komite'ye sunmuştur, Kolombiya ilgili her Taraf'ın görüşmeleri sürdürmesini ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin oluşturacağı bir gözlem
grubunun görüşmeleri teşvik etmesi ve kabul edilir ise arabuluculuk da bulunabilmesini istemiştir.
İran daha sonra revize edilen bir taslak karar metnini sunmuştur, ilgili 3 ülkenin ve Kıbrıs'ın temsilcilerinin bulunacağı bir konferansının düzenlenmesini istemiştir.
Seylan, Haiti, İzlanda, Hindistan İrlanda, Nepal, Panama, Sudan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Etiyopya tarafından hazırlanan ortak taslak metninde ise önemle belirtilmesi gereken husus ise Kıbrıs için
azınlıklara meşru haklarının koruma altına alınmasını istemiştir. Belçika iyi niyetli çözüm içeren bir taslak metin hazırlamıştır. 4 Kasım'da yapılan oylama ile İngiltere ve Türkiye'nin destek
verdiği İran metni, 31 evet,2 hayır 28 eksik ile kabul edilmiştir. Yunanistan`in destek verdiği Kolombiya metni ise 17 evet, 17 hayır 47 eksik ile kabul edilmemiştir. Belçika'nın önerisi ise 11 evet, 22 hayır ve 48 eksik ile red edilmiştir.
4 Kasım1958 tarihinde yapılan oylama sonucunda İran taslak karar metni kabul edilmiş, Kıbrıs'ın Kendi Kaderini Tayin Hakkı için İngiltere, Yunanistan, Türkiye ve Kıbrıs halkının temsilcilerinin
katılacağı uluslararası bir konferansın düzenlenmesi kararı alınmıştır. Birleşmiş Milletler Politik Komitesi aldığı bu karar ile Kıbrıs'ta yaşayan çoğunluk Kıbrıs Rum Toplumu ile azınlık Kıbrıs Türk
Toplumu'nun beraber her ikisinin de Birleşmiş Milletler Antlaşması çerçevesinde Kendi
Kaderini Tayin Hakkı'nın olduğunu kabul etmiş ve konunun ortak bir konferans da konuşulması kararını almıştır.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda 73. Madde çerçevesinde bir kararın onaylanması için 2/3 çoğunluğun sağlanması gerekmektedir. 5 Kasım günü Amerika Birleşik Devletleri'nin arabuluculuğu ile
sabah saat 10.30'da New York Birleşmiş Milletler binasında İngiltere, Yunanistan, Türkiye, İran, Meksika ve Amerika Birleşik Devletleri toplanmıştır. Yunanistan'ın da kabul edeceği ve Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda 2/3 çoğunluğun oyunu alacak bir taslak karar metni müzakereleri 6 ülke arasında yapılmış ve öğleden sonraki Genel Kurul oturumunda 4 Kasım günü Politik Komite kabul edilen karar oylamaya sunulmamış, 5 Kasım sabahı 6 ülke arasında yapılan toplantı sonrasında
kabul edilen taslak metin Genel Kurul`da da oybirliği ile kabul edilmiştir. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 5 Kasım günü 1287 sayılı kararı ile Kıbrıs için TARAFLAR'a barışçıl, demokratik ve adil
bir sonuç için çağrıda bulunulmuştur.
1287 sayılı 1958 tarihli Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kararı, 1954 tarihinde Yunanistan`in Kıbrıs Sorusu için, Kıbrıs`in Kendi Kaderini Tayin Hakkı için yapmış olduğu başvuru sonrasında, almış
olduğu son karardır. Bu karar sadece Yunanistan tarafından kabul edilmemiş, aynı zamanda Genel Kurul`da üye tüm ülkeler tarafından da oy birliği ile kabul edilmiştir.
Birleşmiş Milletler`de 1954 yılında başlayan Kıbrıs Sorusu için kabul edilen karar kadar, kabul edilmeyen öneriler de konunun anlaşılması acısından son derece önemlidir. 
1- Yunanistan'ın Kıbrıs'ta çoğunluk tarafından Togo Cumhuriyeti örneğindeki gibi Kendi Kaderini Tayin Hakkı'nın kullanılması talebi kabul edilmemiştir. Kıbrıs için BM Antlaşmasının 73. maddenin b
bendine göre özgün bir yaklaşım kabul edilmiştir. Kıbrıs için Kendi Kaderini Tayin Hakkı, TARAFLAR arasındaki görüşmelerle çözümlenmesi noktasında karar alınmıştır. 
2- Kıbrıs Türk Toplumu'na, Yunanistan'ın önerisi ile AZINLIK hakları verilmesi kabul edilmemiştir.
Yunanistan Devleti'nin 1957 yılında Birleşmiş Milletlerde Kıbrıs Rum Toplumu'nun görüşlerini, onların Birleşmiş Milletler'de kendilerini temsil etme imkanı olmadığını için dile getirdiği cümlesi ile taraf
olmasının, diğer yansıması da Kıbrıs Türk Toplumu'nun kendisini Birleşmiş Milletler'de temsil etme imkanı olmadığı için Türkiye taraf olmuştur. 1287 sayılı kararda nüfus olarak çoğunlukta olan Kıbrıs Rum Toplumu ile nüfus olarak az olan Kıbrıs Türk Toplumu, Kendi Kaderini Tayin Hakkı noktasında aynı hukuki tanım içerisinde nihai Birleşmiş Milletler kararında yer almıştır. 
Kıbrıs Cumhuriyet`inin 16 Ağustos 1960 tarihinde kuruluşuna giden süreç Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun Halkların Kendi Kaderlerini Tayin Hakkı başvurusu sonrasında aldığı 1287 sayılı karar çerçevesinde gerçekleşmiştir. 
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 1287 sayılı kararının verdiği hukuk ile Türkiye ve Yunanistan ancak Zürih`te antlaşma imzalayabilmişlerdir ve akabindeki hukuki Kıbrıs Cumhuriyeti'nin
kuruluşuna giden antlaşmalar gerçekleşebilmiştir.
SINIRLI KIBRIS CUMHURIYETİ
19 Şubat 1964 tarih ve 1096 sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi oturumunda eski Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği adına Bay Fedorenko 1960 Lefkoşe Antlaşmaları'nın Birleşmiş Milletler
Antlaşması'nın 103.Maddesi ile çeliştiğini, Birleşmiş Milletler Antlaşması'nın 103 . Maddesinin Garanti Antlaşması'ndan üstün gelmesi gerektiğini, bir ülkenin ( Kıbrıs'ın ) içişlerine başka bir ülkenin
karışamayacağını belirtmiştir.
25 Şubat 1964 tarih ve 1097 sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi toplantısında eski Çekoslovakya temsilcisi Bay Hajek, Zurih ve Londra Antlaşmaları ile oluşturulan Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Birleşmiş Milletler Antlaşması'nın 103. Maddesi ve 2. Maddesinin özellikle 1, 3, 4 ve 7. paragrafı ile ters düştüğünü ifade etmiştir.
Aynı oturumda Kıbrıs Rum Toplumu adına Bay Kipriyanu, Birleşmiş Milletler Antlaşması'nın 2. Maddesinin 1. paragrafı ile 4. Paragrafına ve 103 Maddesi ile Garanti Antlaşması'nın ters düştüğünü belirterek geçersizliğini dile getirmiştir.
Garanti Antlaşması konusunda 19 Şubat 1964 tarihli Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde Amerika Birleşik Devletleri adına Bay Stevenson, Kıbrıs Cumhuriyeti'ni oluşturan süreç içerisinde Garanti
Antlaşması'nın ve anayasanın oluşturulduğundan bahisle, bu antlaşmanın değiştirilmesi veya revize edilmesinin ancak imzacı tüm taraflarca mümkün olabileceğini, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin de bu konuda yetkisiz olduğunu belirtmiştir.
16 Ağustos 1960 tarihinde kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti, Anayasasının değişmez maddeleri konusunda ve Birleşmiş Milletler Antlaşması'nın 73. Maddesine giren sorumlulukları noktasında, Birleşmiş Milletler`in ve 16 Ağustos 1960 Antlaşması'nda yer alan Garantör Devletler`in denetimine dahildir, Birleşmiş Milletler Antlaşması'nın 2. Maddesi'nin 7. paragrafı bu çerçevede Kıbrıs Cumhuriyeti için geçerli değildir. Kıbrıs Cumhuriyeti bir Yunanistan Cumhuriyeti, bir Türkiye Cumhuriyeti veya 27 Nisan 1960 tarihinde Birleşmiş Milletler Antlaşması'nın Kendi Kaderini Tayin Hakkını kullanarak bağımsızlığına kavuşan Togo Cumhuriyeti değildir, sınırlı bir cumhuriyettir ve bu Birleşmiş Milletler Antlaşması'nın 103. Maddesi ile çelişmemektedir. 1964 yılında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nce Güney Kıbrıs Rum kesimi, eski Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ve eski Çekoslovakya'nın BMGK`da yapmış olduğu öneriler BMGK'ce kabul edilmemiş, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin sınırlı hukuki statüsü Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nce de ikinci kez onaylanmıştır.
BM Raporu'nda Sınırlı Kıbrıs Cumhuriyeti Kavramı ve Kıbrıs Rum Toplumu ile Yasadışı Kıbrıs Rum Yönetimi'nin 1965 Yılında Kıbrıs Türk Toplumu'nun Kendi Kaderini Tayin Hakkının Kıbrıs Cumhuriyeti İçin Kullandığını Kabul Etmesi, 4 Mart 1964 tarih 186 numaralı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararının 7 no'lu paragrafında belirtilen arabuluculuk mekanizmasında görev alan Ekvotor'lu Bay Galo Plaza'nın hazırladığı 26 Mart 1965 tarih ve S/6253 numaralı raporunda Kıbrıs Rum Toplumu detaylı şekilde, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin "Sınırlı Cumhuriyet" olmasını Bay Galo Plaza'ya şikayet etmişlerdir. Bay Galo Plaza'nın raporunun Kıbrıs Rum Toplumu'nun bakış acısını yazdığı 67 no'lu paragrafta, Kıbrıs Rum Toplumu "antlaşmalarla sınırlanmamış" bir Kıbrıs dileğini dile getirdiklerini (unfettered by any treaties).
Raporun 91 no'lu paragrafında Kıbrıs Rum Toplumu'nun liderinin aynı zamanda Kıbrıs Devleti'nin başında olduğunu, bu sebeple Kıbrıs Rum Toplumu ile Kıbrıs Devleti'nin görüşlerinin değişmediğini, 1960 Antlaşmaları'ndan kaynaklanan sınırlardan kurtulmak istediklerini ve Kıbrıs Adası'nın
geleceğinin "uluslararası kabul edilmiş Kendi Kaderini tayin hakkı ilkeleri çerçevesinde" yeniden 1960 Antlaşmalarından kurtulduktan sonra kullanmak istediklerini yazmıştır. Açıkça Birleşmiş Milletler
Genel Kurulu'nun 1287 sayılı kararına karşı çıktıklarını, Kıbrıs Adası için Kıbrıs Rum Toplumu'nun "İkinci Kendi Kaderini Tayin Hakkı" isteminde bulunduklarını yazmışlardır. 
Kıbrıs Rum Toplumu'nun raporun 94 no'lu paragrafında "Kendi Kaderini Tayin Hakkı" isteklerinin açıklığa kavuşturulması gerektiğini yazmaktadır. Buradaki kasıt ise Enosis olduğu belirtilmektedir.
Yunanistan Devleti'nin 102 no'lu paragrafta Kıbrıs Rum Toplumu'nun "sınırlı cumhuriyet" e karşı çıkışlarını ve Kıbrıs Rum Toplumu'nun " Kendi Kaderini Tayin Hakkı" isteklerini desteklediklerini
yazmışlardır. Yunanistan Başbakanı'nın Kıbrıs'ın politik geleceğinin Kıbrıs'ta çoğunluk tarafından belirlenmesi gerektiğini, bunun Enosis veya bağımsızlık kararı olsun kabul edeceklerini. Kıbrıs'ın özgür
kararına saygı duyacaklarını ama başkalarının Kıbrıs'ın Kendi Kaderini Tayin Hakkı kararına mani olmasını da kabul etmeyeceklerini yazılmıştır. Yunanistan Devleti`de Birleşmiş Milletler Genel
Kurulu'nun 1287 sayılı kararının Kıbrıs adası için " Kendi Kaderini Tayin Hakkı" olduğunu red ettikleri manasına gelen ve Yunanistan'ın Kıbrıs Adası için Kıbrıs Rum Toplumu adına "İkinci" Kendi Kaderini
Tayin Hakkı istemini desteklediklerini yazmıştır.
Bay Galo Plaza raporunun 126.paragrafında 16 Ağustos 1960 Lefkoşa Antlaşmalarının Kıbrıs'ın politik yapısını oluşturduğunu 4 Devlet'in ve 2 Toplum'un yasal olarak birbirlerine eşit statüde olduğunu, Zurih ve Londra Antlaşmaları'nın 16 Ağustos 1960 Lefkoşe Antlaşmalarının temeli olduğunu belirtmiştir.
"Bağımsızlık, Kendi Kaderini Tayin Hakkı ve Uluslararası Barış" başlığında 133. no'lu paragrafında, Bay Galo Plaza, Kıbrıs Rum Toplumu ile Kıbrıs Türk Toplumu'nun 1960 Antlaşmaları ile BM Antlaşması'nın
73. Maddesi çerçevesinde Kendi Kaderini Tayin Hakkı'nı kullandığını kabul ettiğini farklı bir şekilde yazmıştır. Kıbrıs Rum Toplumu'nun, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin bağımsızlık ve egemenlik haklarının ve diğer Birleşmiş Milletler üyesi devletlerle" egemen eşitlik" ilkesinin 16 Ağustos 1960 Lefkoşe Antlaşmaları ile zayıflatıldığını, bu Antlaşmaların Kıbrıs'ın kendi anayasasını değiştirmeyi yasakladığını,
Kıbrıs Rum Toplumu'nun bu sınırlamaları Antlaşmalar imzalandığı zamanki koşullarda ülkenin bölünme tehlikesine karşı imzaladıklarını, bugün için Kıbrıs Rum Toplumu'nun isteklerinin, Kıbrıs için "sınırsız bağımsızlık" olduğunu, bu sayede Kıbrıs'ın geleceğinin çoğunluk yönetiminin ve azınlık korunması temel ilkesine bağlı olması gerektiğini ve Kıbrıs'ın gerek iç gerekse de dış ilişkilerinde ki tüm sınırların bir kenara konması isteminde bulunduklarını yazmıştır.
91. no'lu paragrafta belirtildiği şekilde, Kıbrıs Rum Toplumu ve Kıbrıs Hükümeti raporda Kıbrıs Türk Toplumu'nun 1965 tarihinde azınlık olmadığını açıkça ifade etmişleridir. Sınırlı Cumhuriyet'in sınırları kaldırıldıktan sonra nüfus olarak çoğunluk ve nüfus olarak azınlık kavramının hayata geçmesi isteminde bulunmuşlardır, bu Kıbrıs Türk Toplumu'nun ne olmadığının beyanı olarak kabul edilmelidir, bu da nüfus olarak az olan Kıbrıs Türk Toplumu Kıbrıs Cumhuriyeti'nde azınlık olmadığının ve asli kurucu unsur olduğunun tekrar teyit edilmesi manasındadır. Kıbrıs Cumhuriyeti için Kıbrıs Rum Toplumu, cumhuriyetin sınırları kaldırıldıktan sonra referandum yolu ile Kıbrıs Türk Toplumu'nu azınlık yapmak istemektedir. 
Raporun İngiltere başlığında 112. no'lu paragrafında, İngiltere'nin ülkedeki üslerinin, Kıbrıs Cumhuriyeti sınırları dışında olduğu belirtildikleri yazılmıştır. Bu cümle raportör Bay Galo Plaza'nın
raporunun hukuken Birleşmiş Milletler Hukuku'nu üzerine, ne yazık ki yeterli bilgisi olmadan yazdığının ispatıdır. Eğer bir yorum gerekiyor ise İngiltere'nin üslerinin Kıbrıs Cumhuriyeti'nin sınırları dışında olduğuna karşı, bu üslerin Koloni toprağı olmadığını İngiltere belirtmiştir, eski kolonisinde yer alan topraklar koloni toprağı değilse ve Kıbrıs Cumhuriyeti'nin sınırlarının da dışında ise, Bay Galo Plaza 16 Ağustos 1960 Antlaşmalarının, Kıbrıs Adası için "Kendi Kaderini Tayin Hakkı Antlaşmaları" olduğunu yazması gerekmekteydi.
KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ'NİN İLANI SONRASINDA BİRLEŞMİŞ MİLLETLER
GÜVENLİK KONSEYİ'NİN 541 VE 550 SAYILI KARARLARI
 
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 541 Sayılı Kararı Görüşmeleri
 
BMGK 541 Sayılı Kararı'nın alınmasından önce 4 oturum düzenlenmiştir. 2497 - 2500 sayılı oturumlar Kıbrıs'a ayrılmıştır. 17 Kasım 1983 tarihinde 2497 sayılı BMGK toplantı tutanakları 21 no'lu paragrafında Güney Kıbrıs Rum Kesimi temsilcisi Bay Iacovou, Kıbrıs Türklerinin "Kendi Kaderini Tayin Hakkı" için, bu hakkın bir ülkede yaşayanların tamamı tarafından bir bütün olarak kullanılması
gerektiğini, ülkede yaşayan her toplumun ayrı ayrı "Kendi Kaderini Tayin Hakkı"nın bulunmadığını, 23 no'lu paragrafta, Birleşmiş Milletler'de Kendi Kaderini Tayin Hakkı'nın çok iyi düzenlendiğini ve
bir ülkenin bütünlüğü içerisinde kullanılamayacağını belirtmiş, 81 no'lu paragrafta ise Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası'nın 185.Maddesine, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilanının aykırı olduğunu belirtmiştir. Yunanistan Devleti adına Bay Haralambopoulos 9 no'lu paragrafta Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin ilanının 1960 Antlaşmalarına aykırılığını ve Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası'nın 185. Maddesine aykırılığını ifade etmiştir.
17 Kasım 1983 2498 sayılı BMGK öğleden sonra oturumunda Kıbrıs Türk Toplumu lideri Sayın Rauf Denktaş yaptığı konuşmada, egemen ve bağımsız Kıbrıs'ta Türk Toplumu'nun eşit statüsü ve ortaklık
haklarının elinden alınması ile 1963 yılında başlayan Kıbrıs Rum Toplumu tarafından başlatılan silahlı saldırılar ile başlayan süreçte Kıbrıs Türk Toplumu'nun 20 yıldan fazla yaşadığı acıları, maruz
kalınan soykırımları ve toplu mezarları, silah zoru ile Kıbrıs Cumhuriyeti'ndeki yerlerinden atılan Kıbrıs Türklerini, silah zoru ile Kıbrıs Devleti`ne egemen olan Kıbrıs Rumlarını ve süreci detayları ile
dile getirmiş ve süreçte illegal işgal edilmiş Kıbrıs Cumhuriyeti`ne karşı Kıbrıs Türk Toplumu'nun karşı durduğunu, şu an Kıbrıs Cumhuriyeti'nin A'dan Z'ye illegal olduğunu, Türk tarafının azınlık
olarak ortaya konmak istendiğini aynı zamanda Türk kimliğinin öldürülmeye çalışıldığını, Kıbrıs Türk Toplumu'nun varlığının öldürülmeye çalışıldığını, aslı kurucu unsur olan Kıbrıs Türk
Toplumu'nun tüm haklarının elinden alınmaya çalışıldığını, Kıbrıs'ın bir Yunan adası olduğu iddialarının 15 Kasım tarihinde Kıbrıs Türk Toplumu'nun Kendi Kaderini Tayin Hakkı'nı kullanılması kararını aldırttığını belirtmiştir.
 2498 sayılı oturumda Türkiye Cumhuriyeti temsilcisi bay Coşkun Kırca , Kıbrıs adasında dekolonizasyon surecinde " Kendi Kaderini Tayin Hakkının ortak olarak 2 toplum tarafından 1960 tarihinde kullanıldığını bunun da BMGK tarafından sorunların ancak 2 toplumun ortak mutabakatı
ile çözümlenebileceği kararı ile tanındığını, Kıbrıs Türk Toplumunun adada etnik bir azınlık olmadığını,1960 Kıbrıs Anayasasının karar alici mekanizmalarda eşitlik sağladığını, Kıbrıs Adasında BM Kendi Kaderini Tayin Hakkının bu şekilde kullanıldığını, Kıbrıs Adası için bu modelin seçildiğini, Kıbrıs Rum tarafının tek taraflı Kıbrıs Türk varlığını tanımayan hareketleri çerçevesinde Kıbrıs Türk Toplumunun Kendi Kaderini Tayin Hakkını kullandıkları ifade etmiştir. Bay Coşkun Kırca Temmuz 1974 tarihinde Cenevre Deklerasyonu ile 3 Garantör ülkenin Kıbrıs Cumhuriyetinde 2 Toplum idaresinin olduğunu kabul ettiklerini de sözlerine eklemiştir.
 
18 Kasım 1983 tarih ve 2500 sayılı BMGK oturumun tutanaklarının 40 no lu paragrafında Togo Cumhuriyeti temsilcisi bay Amega, 1958 yılında Yunanistan `in Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Politik Komite`sine Kıbrıs için Kendi Kaderini Tayin Hakkının örnek alınması gerektiğini
söylediği ülkenin temsilcisi olarak, Kıbrıs sorununun çözümünün Kıbrıs Anayasasına ve bağımsızlığı kazandığı zaman yapılmış antlaşmalara siki sıkıya bağlı kalacak şekilde çözülebileceğini, tarafların
hiçbirinin " de facto" durumdan yararlanmaması gerektiğini belirmiştir. Togo Cumhuriyeti Kıbrıs Rum Toplumunun " de facto" olarak ustu kapalı olarak Kıbrıs Cumhuriyetini ele geçirdiklerini ima
etmişdir.Togo Cumhuriyeti, 1960 Antlaşmalarına gönderme yaparak,Yunanistan`in Kendi Kaderini Tayin Hakki kullanılması için örnek ülke gösterdiği ülke olarak, Kıbrıs için Kendi Kaderini Tayin Hakkının farklılığını net olarak ifade etmiştir.
 
Ayni oturumda Demokratik Yemen adına konuşan bay Al-Ashtal , tutanakların 48 nolu paragrafında , Kuzey Kıbrıs Türk Toplumunun bağımsızlık ilanının Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun , Kendi Kaderini Tayin Hakkını düzenleyen 1514 sayılı kararına aykırı olduğunu, Kendi Kaderini Tayin Hakkının ancak toprak bütünlüğü çerçevesinde kullanabileceğini dile getirmiştir.
 
Türkiye Cumhuriyeti temsilcisi bay Coşkun Kırca tutanakların 63 nolu paragrafında Kıbrıs Türk Toplumunun bağımsızlık isteminin 1960 tarihli Antlaşmalarına aykırı olmadığını, bu ilamın bir bütün olarak görülmesi gerektiğini, 16 Ağustos 1960 Antlaşmaları ile oluşturulmuş ortak cumhuriyeti, 2 toplumun kendi kaderini tayin hakkinin ifadesi olduğunu, 64 nolu paragraf da bay Coşkun Kırca , ortak cumhuriyetin Kıbrıs Rum tarafınca 1963 yılında yok edilmesinden sonra , Kendi Kaderini Tayin Hakkının Kıbrıs Türk Toplumu açısından tekrar kullanılma hakkinin doğduğunu ifade etmiştir.
 
Yapılan görüşmelerden sonra BMGK 541 sayılı kararını, 18 Kasım 1983 tarihinde, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin ilanından 3 gün sonra 2500 sayılı toplantısında almıştır.
 
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 550 Sayılı Kararı Görüşmeleri
 
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 550 sayılı kararı almadan önce 9 oturum düzenlenmiştir, 2531 - 2539 sayılı oturumlar Kıbrıs`a ayrılmıştır.
 
Sayın Kıbrıs Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş , 4 Mayıs 1984 ,2534 sayılı oturum tutanaklarının 21 nolu paragrafında, Kıbrıs Cumhuriyetinin egemenlik ve bağımsızlığının Kıbrıs Rum Toplumu tarafından
kazanılmadığını, Kıbrıs`da yasayan 2 toplumun arasında ki antlaşmazlık - (Kıbrıs Rum Toplumunun bağımsızlıktan anladığı Yunanistan ile birleşmeyi ( ENOSIS ) özgürlük ve kendi kaderini tayin hakki olarak algılaması )- ve Kıbrıs Türk Toplumunun buna direnmesi ve bunun Kıbrıs Türk Toplumunca YENIKOLONIZM olarak algılanması sonucunda Kıbrıs Cumhuriyetinin kurulduğunu, 22 no lu paragraf da olası bir Türk-Yunan savaşına engel olabilmek ve Kıbrıs`da yaşanan iç savaşı bitirmek üzere bir SUI GENERIS, ortak bir devlet olarak Kıbrıs Cumhuriyetinin kurulduğunu,1963 yılında Kıbrıs Rum Toplumu tarafından yıkılanın bu ortak devlet olduğunu, 27 nolu paragraf da 19 Temmuz 1974, 1780 sayılı BMGK oturumu 46 nolu paragrafın da yer alan Yunanistan BM temsilcisinin sözlerinden alıntı yaparak
 
" Yunanistan Dışişleri Bakanı Averof`un sürekli ikazlarına göz ardı ederek Makarios `un, Zürih Antlaşmasını değiştirmek için 13 Maddelik önerisinde ısrar ettiğini, bunun Aeolus`un çantalarını
açtığını Aralık 1963 tarihinde yaşanan trajik olayları başlattığını ve de yeşil hat ile de facto adanın bölünmesine sebep olmuştur "
 
2534 sayılı oturum tutanaklarının 124 nolu paragrafında Pakistan adına Bay Shah Nawaz, Kıbrıs Türk Toplumunun Kıbrıs Cumhuriyetinde eşit statüsü ve ortaklığının SUI GENERIS olduğunu, bunun 1960 Anayasasının özünde yer aldığını, Kıbrıs`da Rum ve Türk Toplumları arasında hiç bir şekilde bir çoğunluk ve azınlık ayırımının yapılamayacağını belirtmiştir.
 
2535 sayılı oturum tutanaklarında Jamaika temsilcisi bay Carr 5 nolu paragraf da 16 Ağustos 1960 tarihinde Kıbrıs`in bicommunal, iki ulustan oluşan bir cumhuriyet olarak şubat 1959 Zürih ve Londra
antlaşmaları sonrasında taraflar arasında - Kıbrıs Rum`ları, Kıbrıs Türkleri, Yunanistan, Türkiye ve İngiltere – kurulduğunu belirtmiştir. Güney Kıbrıs Rum Temsilcisi bay Iacovou , Jamaika temsilcisinin bu cümlelerine hiçbir itiraz da bulunmamıştır.
 
2537 sayılı oturum tutanaklarının 34 nolu paragrafın da Güney Kıbrıs Rum Kesimi temsilcisi bay Iacovou, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin 1960 Antlaşmalarına, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 2625 sayılı kararına, Helsinki Sözleşmesine, Birleşmiş Genel Kurulu 3314 sayılı kararlarına aykırı olduğunu belirtmiştir.
 
11 Mayıs 1084 tarihinde ,2539 sayılı BMGK oturumunda 550 sayılı karar kabul edilmiştir.
 
BIRLESMIS MILLETLER HUKUKU ACISINDAN KUZEY KIBRIS TURK CUMHURIYETI
 
Birleşmiş Milletler hukuku içerisinde Kıbrıs Türk Toplumunun kurmuş olduğu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin varlığının yasal olup olmadığının çok basit bir cevabi bulunmaktadır. Birleşmiş Milletler Antlaşmasında "Devlet Kurma" hakki , " Kendi Kaderini Tayin Hakki" ilkesi çerçevesinde BM Antlaşması 73.Maddesine göre veya Çekoslovakya örneğinde olduğu gibi antlaşarak veya geçmiş den gelen bir hukukun kaynağı üzerinde vardır. Kıbrıs Türk Toplumunun Kendi Kaderini Tayin Hakkinin var olup olmadığının cevabi, Kuzey Kıbrıs Türk Toplumunun Birleşmiş Milletler Hukuku içerisinde yasal olup olmadığını, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 541 ve 550 sayılı kararlarının doğru
olup olmadığının da cevabini verecektir.
 
BMGK`nın 541 ve 550 sayılı oturumlarında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin tanınmaması noktasında öne sürülen BM hukuku kaynağı 1960 tarihli BM Genel Kurulu 1514 sayılı kararının 6 nolu paragrafı,
2625 sayılı BM Genel Kurulu kararında yer alan metnin Kendi Kaderini Tayin Hakki baslığı ve 16 Ağustos 1960 Lefkoşe Antlaşmalarına olan aykırılığı iddiasıdır. BM Genel Kurulunun 1514 ve 2625 sayılı kararları bir ülke içerisinde ayrılıkçı hareketlere karşıdır ve ayrı bir devlet oluşumunu engellemektedir. Bu çerçevede Kendi Kaderini Tayin Hakki , Birleşmiş Milletler Hukuku içerisinde ayrı bir devlet kurma noktasında yer almamaktadır, bu hak dekolonizasyon sureci içerisinde yer alan ülkeler için geçerli olmaktadır.
 
09/06/2009 tarihinde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde S/2009/296 dağıtım numarası ile yayımlanan Kıbrıs Cumhuriyeti ismini kullanan Güney Kıbrıs Rum Kesiminin mektubunu temel alındığında eğer Kıbrıs Cumhuriyeti , Güney Kıbrıs Rum Kesiminin iddia ettiği gibi " Ortak Bir Devlet" değil ise BM Güvenlik Konseyinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin tanınmaması noktasında aldığı kararlar doğru kararlardır. Bu metnin yazarı olarak şahsim da Birleşmiş Milletler` Genel Kurulunun 1514 ve 2625 sayılı kararlarının destekleyicisi olduğumu özellikle belirtmek isterim.
 
Ama 1958 yılında Birleşmiş Milletler Politik Komitesinde Kıbrıs için hangi kararların kabul edilmediği ve Genel Kurulunda alınan 1287 karara tekrar döndüğümüzde BM 1958 yılında Kıbrıs Türk Toplumunu
azınlık olarak kabul etmediğini ve Kıbrıs için Kendi Kaderini Tayin Hakki için almış olduğu 1287 numaralı kararda, tarafların kendi arasında yapacağı görüşmeler yolu ile Kıbrıs`in " Kendi Kaderini
Tayin Hakkının " belirlenmesi yolu benimsendiği, 2 yıl sonra 1960 yılında imzalanan 16 Ağustos 1960 Lefkoşe Antlaşmaları sonrasında Kıbrıs Cumhuriyetinin bu hukuk üzerine BM`e üye olduğu hatırlanırsa , bu noktada Kıbrıs Rum Kesiminin ve Yunanistanın öne sürmüş olduğu
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin tanınmaması noktasında BM Genel Kurulu 1514 ve 2625 sayılı kararlarının hukuken geçerliliğinin olmadığı ortaya çıkmaktadır. Her iki BM Genel Kurulu kararı , BM
hukukunda Kendi Kaderini Tayin Hakkının tek bir ülke, bölge için genel kullanımı üzerine yer almaktadır. Kıbrıs adası için alınmış BM Genel Kurulunun işlevsel 1287 sayılı kararı BM`lerin 73 madde
çerçevesinde almış olduğu benzeri olmayan bir karardır ve sayın Rauf Denktaş `in Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 2534 sayılı oturumunun 22 nolu paragrafında belirttiği gibi SUI GENERIS bir ortak
devlettir. İki toplum beraber BM Antlaşmasının 73. Maddesine göre " Kendi Kaderini Tayin Hakkını " ortak cumhuriyet içerisinde kullanmışlardır. Ortak Cumhuriyet söz konusu olduğunda nüfus yapısında
ki az ve çok kavramının yerini eşitlik almaktadır ve bu da sayın Rauf Denktaş`in Kıbrıs Rum Toplumunun Kıbrıs Cumhuriyeti`ne el koymasından sonra 5 Ağustos 1965 tarihinde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 1235 sayılımı oturum tutanaklarının 103 nolu paragrafında belirttiği gibi Kıbrıs Türk Toplumunun , Kıbrıs Rum Toplumu tarafından ele geçirilmiş Devletin Rum yönetimine karşı hiçbir yükümlülüğünün bulunmamasıdır.
İÇ SAVAŞ-ULUSLARARASI ÇATIŞMA KAVRAMLARI VE KIBRIS 1963 - 1974
 
Sayın Rauf Denktaş'ın "SUI GENERIS" tespiti ile birlikte ele aldığımızda, BM Hukuku içerisinde ortak cumhuriyetin kurucu iki unsurun Kendi Kaderini Tayin Hakkı'nın kullandığı bir devlette yaşanan, kurucu ana unsur olan bir toplumun, diğer kurucu ana unsur olan toplumdan, kurucu ana unsur olmasını elinden almaya çalışması, Birleşmiş Milletler hukuku içerisinde kullanmış olduğu Kendi Kaderini Tayin Hakkı'nı yok etmeye çalışması, diğer toplumun ayrı devlet kurma hakkı yerine tercih ettiği, ortak devlet kurarak kullandığı Kendi Kaderini Tayin Hakkı'nı elinden alması manasına gelmektedir. SUI GENERIS, Kıbrıs Cumhuriyeti için 1963-1974 tarihleri arasında yaşanan
deneyim budur, Kıbrıs Rum Toplumu, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 1287 sayılı kararı ile kurulmuş SUI GENERIS Kıbrıs Cumhuriyeti'nde kurucu eşit ana unsur, nüfus olarak az olan ama
azınlık olmayan Kıbrıs Türk Toplumu'nu, Kıbrıs Devleti içerisinden dışlayarak devletin mekanizmalarını işgal etmiş ve Kıbrıs Türk Toplumu'nu azınlık haline dönüştürmeye çalıştığını BM resmi evraklarında da açıkça dile getirmiştir. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 1287 kararı çerçevesinde kurulmuş olan, ve ayni ada üzerinde 2 toplumun BM Antlaşması 73. Maddesine göre Kendi Kaderini Tayin
Hakkı'nı Kullandığı devleti, bir toplumun tek toplumlu bir devlete ve diğer Kendi Kaderini Tayin Hakkini kullanmış toplumu bir azınlık toplumu hukukuna dönüştürülmeye çalışılması SUI GENERIS uluslararası savaş örneğidir, asla ve asla bir iç savaş değildir ve bu Dünya'da tek örnektir, başka bir örneği de olamaz, Kıbrıs Cumhuriyeti Sayın Rauf Denktaş'ın BMGK dile getirdiği ve Güney Kıbrıs Rum Temsilcisinin itiraz etmediği bir SUI GENERIS CUMHURİYETTİR.
Kıbrıs'ta yaşananlar Kendi Kaderini Tayin Hakkı'nın çatışmasıdır, asla ve asla Türk veya Rum fanatik futbol taraflarının çatışması değildir.
Kıbrıs için 1963-1974 arasında yaşananların BİR İÇ SAVAŞ OLMADIĞI, ULUSLARARASI ÇATIŞMA olduğunun ispatı, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin ve Yunanistan Devleti'nin BMGK'de 541 ve 550 sayılı kararlarının alınması öncesinde verdikleri ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin tanınmamasının BM Hukuku içerisinde öne sürdükleri BM Genel Kurulu 1514 ve 2625 sayılı kararlarını da geçersiz kılmaktadır.
18 Kasım 1983 tarih ve 2500 sayılı BMGK oturum tutanaklarının 63 nolu paragrafında Türkiye Cumhuriyeti adına bay Coşkun Kırca'nın ifade ettiği gibi ortak 1960 Antlaşmaları ile kurulmuş olan Kıbrıs Cumhuriyeti'nin 1963 yılında Kıbrıs Rum Toplumu tarafından yok edilmesinden sonra Kıbrıs Türk Toplumu için Kendi Kaderini Tayin Hakkı yeniden Birleşmiş Milletler Hukuku açısından "Kullanılabilinir Bir Hak" olarak doğmuştur. "Kullanılabilinir Bir Hak" olarak Birleşmiş Milletler Hukuku içerisinde Kendi Kaderini Tayin Hakkı'nın 2.kez oluşması için gerekli şarta, Kıbrıs Türk Toplumu'nun hak edebilmesi için yerine gelmesi gereken tek şart vardır, bu ise Kıbrıs Türk Toplumu'nun kendi kusuru olmadan, Kıbrıs Türk Toplumu'nun ortak cumhuriyeti yok etmeye çalışmaması, Birleşmiş Milletler Genel Kurul'u 1287 sayılı kararında tarif edilen taraf olan Kıbrıs Rum Toplumu'nun
"Ortak Cumhuriyet" e karşı eylem yapmasıdır. 1963 tarihi itibari ile Kıbrıs Rum Toplumu lideri Makarios 13. Madde diretmesi ile ve akabinde devleti kendi militanlarınca işgal etmesi sonrasında gerçekleşmiştir.
 
09/06/2009 TARİHİNDE 16 AĞUSTOS 1960 LEFKOŞA ANTLAŞMALARI İLE KURULAN
KIBRIS CUMHURİYETİ'NİN BM S/2009/ 296 BELGESİ'NDE VAR OLUP OLMADIĞININ
TESPİT EDİLMESİ
09/06/2009 tarihinde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde S/2009/296 dağıtım numarası ile yayımlanan Kıbrıs Cumhuriyeti adını kullanan Güney Kıbrıs Rum Kesimi mektubu Kıbrıs Rum Toplumu'nun, "Sınırlı Kıbrıs Cumhuriyeti"nin kendi açılarından sınırlarını kaldırarak, ortak cumhuriyeti, bir Kıbrıs Rum Cumhuriyeti'ne dönüştürdüklerinin resmi belgesi olarak anlaşılması gerekmektedir.
Kıbrıs Rum Toplumu, 1965 tarih ve S/6253 sayılı bay Galo Plaza'nın raporunda belirtilen "Sınırlı Cumhuriyet"in sınırlarının kaldırılması için anayasa değişikli isteminin Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilmesi ve "Kıbrıs Türk Toplumu'na Azınlık Hakları" verilmesinin sinirli Kıbrıs Cumhuriyeti'nin sınırlarının kalkmasından sonra referandum isteminin, hiç bir şekilde yerine gelmemesine rağmen Kıbrıs Rum Toplumu, Kıbrıs adasında işgal ettikleri cumhuriyeti bir Kıbrıs Rum Cumhuriyeti`ne kendi adlarına dönüştürmüşler ve bunu açıkça ve hiç çekinmeden Dünya'ya duyurmuşlardır.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun almış olduğu 1958 yılındaki 1287 sayılı karar sonrasında, tarafların yılı Şubat ayında bir araya gelmesi ile başlayan süreç sonrasında imzalanan antlaşmalar
sonrasında, 892 sayılı Birlemiş Milletler Güvenlik Konseyi oturumu ile Birleşmiş Milletler'e üyeliği kabul edilen Kıbrıs Cumhuriyeti'nin hukuki yapısını değiştirdiğini ilan eden Kıbrıs Rum
Toplumu'nun işgal ettiği Kıbrıs Cumhuriyeti için, Birleşmiş Milletler Antlaşması'nın üyeliğin 4. Maddesinden kaynaklanan sorumluluğunu, Birlermiş Milletler S/2009/296 kayıtlı belgesi ile red ettiklerinin için, Milletler'in, kendi antlaşmasının 6.Maddesini yürürlüğe koyması gerekmektedir, bu öncelikli olarak Birlemiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde Güney Kıbrıs Rum Kesimi tarafından işgal edilmiş olan Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Birleşmiş Milletler'in 1958 tarihli Genel Kurulunun 1287 kararının tekrar onaylanması manasındadır, ayrıca Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nu almış olduğu 1514 ve 2625 sayılı kararlarının tüm Dünya'da uygulanmasının da temel şartıdır, Kıbrıs Rum Toplumu su an var olan tarifi S/2009/296 Birleşmiş Milletler'e sunmuş olduğu mektup ile Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun almış olduğu Kendi Kaderini Tayin Hakkı'nın Kıbrıs uygulamasını red etmiş bulunmaktadır.
 
SON SÖZ
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 541 ve 550 sayılı kararlarının geçerli olabilmesi için bir Kıbrıs Cumhuriyeti'nin olması gerekmektedir, bu ise en son Ekim 1963 tarihinde fiili olarak var
olmuştur ve yine Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 541 ve 550 sayılı kararları "iç savaş" hukukuna göre verilmiştir.
 Su an Birleşmiş Milletler kararlarında "De Facto" var olan hukuk değildir, hukuka
rağmen var olandır, hukukun içinde hukuka rağmen var olan ise, hiçbir zaman de facto hukuk yaratmaz. Kıbrıs için, 16 Ağustos 1960 tarihinde kurulmuş olan Kıbrıs Cumhuriyeti Devleti'nin hukukunun başlangıcı Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 1287 sayılı kararıdır.
İkinci Dünya Savaşı sonrası Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, Dekolonizasyon süreci içerisinde sömürgelerin bağımsızlıklarına giden yolda belirleyici tek karar alıcı kurum olarak görev yapmıştır.
Dekolonizasyon surecinde ki kararların önemi açısından da, alınan özel bir karar ile Birleşmiş Milletler'de Genel Kurul üye salt çoğunluğu değil, tüm Dekolonizasyon kararlarında Genel Kurul üye ülkelerin 3/2`i çoğunluğunun onayı, karar alınması için gerekmektedir. Kıbrıs Adası için alınan 1287 sayılı kararda ise oy birliği ile, üye tüm ülkelerin kabulü ile alınmış bir karar söz konusudur.
 Belirtilmesi gereken Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun karar almada her ülkenin özgün koşullarına göre hareket ettiğidir ve bu karar geçmişe yönelik olarak sorgulanamaz olduğudur. 1958 tarihinde Yunanistan`in Kıbrıs adası için örnek olmasını istediği İngiliz TOGOLAND için manda yönetiminde ki topraklar da tek bir plebisit ile "Kendi Kaderini Tayin Hakkı"nın kullanılmasının yanında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, İngiliz Kamerun'unda Kuzey ve Güney Kamerun ayrı ayki plebisit uygulanması kararında bulunmuş ve kuzey kısmi yapılan plebisit sonrasında Nijerya ile gönüllü birleşmiştir. Kamerun bağımsızlığına kavuştuktan sonra Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kararının iptali
için Uluslararası Adalet Divanı'na dava açmış, dava ise Birleşmiş Milletler'in kararının tekrar onaylanması ile sonuçlanmıştır. 
İngiliz mandası altında ki Kamerun iki ayrı bölüme Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun kararı ile ayrılmış, kuzey kısmi Nijerya'ya katılmıştır. Uluslararası Adalet Divani bu kararı ile Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun tüm Dekolonizasyon kararlarını da TEKRAR ONAYLAMISTIR.
Birleşmiş Milletler hukukunda "Kendi Kaderini Tayin Hakkı" sürekli bir haktır, bir kez bir topluma verildikten sonra o toplumdan bunun geri alınması söz konusu değildir.
Bugün için Güney Kıbrıs Rum'ları işgal ettikleri devleti BM Hukuku dışında yeniden şekillendirdikleri için, 16 Ağustos 1960 Antlaşmaları ile kurulmuş "Sınırlı Kıbrıs Cumhuriyeti"nin sınırlarını 1963 yılından
itibaren yaptıkları yıkıcı faaliyetler ile yok ettikleri için, BM üyelik şarttı 4. maddeyi çiğnemiş bulunmaktadırlar, bu çerçeve de BM Antlaşması'nın 6. Maddesinin, fiili Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin
BM'lere üyeliği için uygulanması gerekmektedir, bu da BM'lerden üyeliğinin iptal edilmesidir.
Kıbrıs Türk Toplumu'nun kurmuş olduğu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, bir iç savaş sonrasında değil uluslararası çatışma sonrasında kurulmuş bir cumhuriyettir, Sayın Rauf Denktaş'ın belirttiği SUI GENERIS bir Ortak Cumhuriyet'tir. Kıbrıs Adası'nda yaşananların Uluslararası Çatışma olması, Mutlu Barış Harekatı veya 1963 tarihinden itibaren T.C Devleti'nin Kıbrıs Türk Toplumu'nu SOYKIRIM'DAN korumak adına yaptığı askeri faaliyetlerden dolayı değil, Kıbrıs Türk Toplumu'nun, Kendi Kaderini Tayin Hakkı'nı Ortak olduğu Kıbrıs Cumhuriyeti'nde korumaya çalıştığı 1963 yılından itibaren yaşanmıştır. Unutulmaması gereken Kıbrıs Türk Toplumu "İKİNCİ" Kendi Kaderini Tayin Hakkı isteyen taraf değildir, bu ilk Kıbrıs Rum Toplumu tarafından Makarios'un 13 Maddesi ile başlatılmış bir süreçtir, ve Kıbrıs Adasında 13 Maddenin emrivaki olarak Kıbrıs Türk Toplumu'na iletilmesi ile ilk "uluslararası Antlaşmazlık" başlamış akabinde kanlı saldırılar ile "Uluslararası Çatışma" Kanlı Noel ile başlamıştır. Kıbrıs Adası'na yaşananların "Uluslararası Çatışma" olması, ikinci kez
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 541 ve 550 sayılı kararlarını Birleşmiş Milletler Hukuku içerisinde geçersiz kılmaktadır.
 
Ek Önemli Bilgi;
186 Sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Kararı Nasıl Anlaşılmalı 2 Mayıs 1964 tarih ve 1100 sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi toplantısı'nda Bolivya, Brezilya, Fildişi Sahilleri, Fas ve
Norveç adına söz alan Brezilya temsilcisi bay Bernandes, 4 Mayıs 1964 tarihinde kabul edilecek olan 186 sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararının taslak metninin nasıl anlaşılması gerektiği üzerine açıklamalarda bulunmuştur.
Taslak metnin giriş kısmının 2 nolu paragrafında, 16 Ağustos 1960 tarihli Lefkoşa Antlaşmaları'nın Kıbrıs Cumhuriyeti'nin politik hayatının temelini oluşturduğu olarak, işlevsel kısmın 2 numarasında
ise Kıbrıs'ta yasaların temininin yeniden sağlanması için Kıbrıs Hükümeti'ne olduğu kadar Kıbrıs'taki Toplumlara ve liderlerine başvurdukları olarak anlaşılması gerektiğini belirtmiştir.
4 Mayıs 1964 tarihinde Birleşmiş Milletler, Kıbrıs'ta yasaların uygulanmadığını ve bunun yeniden temin edilmesi noktasında Kıbrıs Hükümeti ile beraber Kıbrıs'ta Kıbrıs Türk ve Rum Toplumlarına,
Kıbrıs'ta ortak Hükümet ve 2 Toplum kavramına sadık kalarak, başvuruda bulunmuştur.
Mehmet Şükrü Güzel
 
     2012-03-19
  "SCHENGEN'E İTALYAN AYARI"   2012-03-20
  "Küreselleşmenin Fenomeni: Uluslararası Kuruluşlar"   2012-03-23
  "Kosova Kargaşasında: 'Cui Prodest'"   20.03.2012
  '5.Madde, NATO, Türkiye, Rusya Federasyonu ve Suriye Krizi'   2012-04-21 20:03:21
  "Koruma Yükümlülüğü ve Suriye - 1"   2012-04-23
  "BM Güvenlik Konseyi'nin 541 ve 550 Sayılı Kararlarının Hukuken Geçersizliği"   2012-03-01
  "Hukukun Küreselleşmeye Teslimi"   2012-04-25
  "Doğruyu Yanlış Yapmak, KKTC Bağımsızlık Bildirgesi'ndeki İdeolojik Hata (II)"   2012-04-30 23:13:16
  "İran ve İnsan Hakları"   2012-05-10 16:02:33
 
Ana Sayfa Hakkımızda Haberler Analizler Röportajlar Projeler Duyurular Raporlar Makaleler Yasal Uyarı İletişim
  Soft&Design N.ROGLU