Videolar Linkler RSS Site Haritası
 
 
 
 
Untitled Document
» Konular / Ortadoğu/ "İran'ın Nükleer Amacı ve Amerikan Kimliği"

Yazarlar
  Mehmet Seyfettin EROL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Alaeddin YALÇINKAYA
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Elşan İZZETGİL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Ceren GÜRSELER
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Musa KARADEMİR
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  İsmail CİNGÖZ
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
Diger yazarlar »
  Eklenme Tarihi: 2012-03-01
"İran'ın Nükleer Amacı ve Amerikan Kimliği"

AB ve ABD’nin İran ile restleşmesine “P5 artı 1” formülü ile yola çıkan diplomasi, gerek bölge ülkelerinde gerekse BM toplantılarında çıkış noktası aramaktadır. 11 Eylül saldırılarında Batılıları suçlayan Ahmedinejad basına yansıyan açıklamalarında uranyum zenginleştirme programına Batılı devletler tarafından mecbur bırakıldıklarını söylemişti. Ek olarak ise hayli masraflı olan zenginleştirme programından vazgeçebileceğini dahi açıklamıştı.

İran üst yönetiminin sadece Ahmedinejad ve adamlarına bağlı olmadığı herkes tarafından bilinmektedir. Kaldı ki uranyum zenginleştirme programı gibi önemli bir konuda Ahmedinejad’ın tek başına karar alması imkan dahilinde değildir.  Ahmedinejad’ın buradaki durumu karakolda suçu kabul edip mahkemede suçlamaları reddeden kişiye benzemektedir, yani nabza göre şerbet verme durumu söz konusudur. 

 İran’ın barışçıl amaçla uranyum zenginleştirdiğini ve gerekli uranyum verilirse bu zenginleştirme çalışmalarından vazgeçebileceğini kabul edelim. Sorulacak sorular ise şunlardir:  Bu durum kimin işine gelir veya kim rahatsız olur?

Elbette bölgede savaş ve ticari kısıtlama istemeyen Türkiye gibi ülkelerin politikası gerçekleşmiş olurdu.  Ama içten içe kaynayan ve kendi idamelerini nükleer enerjiye bağlayan İran üst yönetimi artık rahat hareket edebilir miydi? İran’ın Akdeniz’e açılan kolu olan Hizbullah mutlu olur muydu? Milli birlik ve beraberliklerini İran’ın nükleer tehdidine bağlayan İsrail’in işine gelir miydi? Veya Başbakan Netanyahu’nun? Onun ABD’deki yardımcılari Likudnikler (Likud Partisine üye olan kişilere verilen isim) sevinir miydi? ‘Amerikan milliyetçiliği’nin ancak ‘öteki’nin düşman tavırları sayesinde oluşabileceğini ve varolabileceğini iddia eden ve SSCB’nin çökmesiyle genelde İslam’ın, indirgendiğinde de İran’ın Amerikan kimliği için önemli bir aktöre dönüştüğünü yazan Bernard Lewis’in işine gelir miydi?

Çin’in inanılmaz ekonomik gücü ve ABD’li şirketlerin Çin’li firmalarla yaptıkları anlaşmalarla Çin’i ötekileştiremeyen ABD’nin ticari askerleri, Amerikan kimliğini sağlamak için İran’ın düşmanlığına ihtiyaç duyuyorlarsa İran’ın komşularıyla ve dünya ile barışması işlerine gelir miydi? Avrupa ve Amerika’daki üniversitelerde eğitim almış, saygınlıkları İran hakkındaki söyledikleri cümlelere bağlı olan İran uzmanları sevinirler miydi? 79 devriminden sonra Batı’da yaşayan muhaliflerler mutlu olurlar mıydı?

Bütün bu sorulara verilecek ‘Hayır’ cevabı kesindir. Kısaca İran düşmanları da İran’ın Batı ile uzlaşmasından hoşlanmazlardı.

İran’ın kısa vadede nükleer enerji hayalinden vazgeçmeyeceği kesindir. İleride ülkenin çıkarı nükleer enerji çalışmalarını durdurma şeklinde olursa veya teknolojik ve ekonomik durumlar elvermez ise dünya genelindeki birçok diplomat işinden olacak ve medyadaki İran yorumları ansızın kesilecektir. Ama daha önemlisi Amerikan kimliği ağır bir depreme tanıklık edecektir. 

Bulunduğumuz dönemde dünya, özellikle Batı, nükleer enerjiye sahip İran ile yaşamaya alışmayı tartışıyor. Bunu çok da rahat gerçekleştireceklerdir. Çünkü nükleer enerji ve daha sonra nükleer silaha sahip İran, Batı için eşsiz ve daha güçlü bir ‘öteki’ unsurudur. Asıl tartışılması gereken konu ise Batı’nın, nükleer çalışmalarından vazgeçmiş bir İran ile yaşayıp yaşayamacağı meselesidir. Ufaktan gelen açıklamalardan da anlaşılacağı üzere bu ihtimalde Batılılar tarafından tartışılmaktadır.

 

Yusuf Süha Sonuç

 
  "Apocalyptic (kıyametçi) Terörizm ve Aum Shinrinkyo"   2012-04-16
  "KRİZLER ve 'ÇEVRELEME'"   2012-03-07
  "Asya-Pasifik Bölgesinde Deniz Yollarının Artan Önemi ve Güney Çin Denizinde Vietnam - Çin Gerginliği"   20.03.2012
  "ASEAN Bölgesel Forumu Toplantısı ve Güneydoğu Asya'da Yeniden "Pax-Americana Sendromu"   2012-03-20
  "Güney Çin Denizinde Yükselen Kriz Bağlamında Asya Pasifik Bölgesinin Güvenliği"   2012-03-20
  "Çin - Pakistan İlişkilerinde Gwadar Limanı ve Bölgesel Gelişmelere Etkileri"   2012-03-20
  "Hindistan Donanması Doğu Komutanlığı'nın Etkinliğini Artırıyor"   2012-03-20
  "ÇHC XXI Yüzyılın Süper Gücü Olacak"   2012-04-04
  "Avrupa'da Sağ Popülizm Tehlikesi..."   2012-03-20
  'Oyun Sahası' veya Kanlı Oyunların Oynandığı Yer Fergana (3)   08.10.2011
 
Ana Sayfa Hakkımızda Haberler Analizler Röportajlar Projeler Duyurular Raporlar Makaleler Yasal Uyarı İletişim
  Soft&Design N.ROGLU