Videolar Linkler RSS Site Haritası
 
 
 
 
Untitled Document
» Konular / / Valetta Zirvesi: Afrika’ya Mülteci Müdahalesi Çağrısı

Yazarlar
  Mehmet Seyfettin EROL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Alaeddin YALÇINKAYA
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Elşan İZZETGİL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Ceren GÜRSELER
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Musa KARADEMİR
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  İsmail CİNGÖZ
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
Diger yazarlar »
  Eklenme Tarihi: 2015-11-20 13:59:25
Valetta Zirvesi: Afrika’ya Mülteci Müdahalesi Çağrısı

Neredeyse her gün insanlık dramının yaşandığı mülteci/sığınmacı sorunsalında son haftada gündeme Avrupa Birliği’nin (AB) çözüm arayışında veya atılacak adımlarda Afrika ile işbirliği girişimi eklendi. AB, mülteci krizine “başlamadan”, kendisine ulaşmadan nokta koymak istiyor. Başka bir deyişle olası mültecileri, kaçak göçmenleri, sığınmacıları Afrika’da tutmayı, kıtadan yani merkez ülkelerden çıkışın zorlaşmasını hedefliyor. Diğer taraftan mevcut dönemde yasadışı yollardan Avrupa’ya gelenlerin de ülkelerine geri dönmesini ve Afrika’nın süreci kolaylaştırarak kaçak göçmenler de dahil olmak üzere geri dönüşü kabul etmesini istiyor. AB, Afrika’nın işbirliğini talep ediyor.

AB ve Afrika arasında düzenlenen Valetta Zirvesi ve alınan kararlar, örgüte göre sorumluluğun Afrika’da olduğunu ve örgütün kıtadan müdahale etmesini beklediğini gösterdi. Kara Kıta bu mücadele esnasında ise yalnız kalmayacak; Brüksel oluşturduğu 1.8 milyar Avroluk Acil Yardım Fonu ile katkıda bulunacak. Böylelikle de Afrika’nın özellikle yasadışı göçle mücadelede işbirliği sağlanmış olacak.

Malta’da gerçekleşen zirvede Avrupa’nın kıtayı nasıl gördüğüne; bu bağlamda yasadışı göç ile mülteci dramını nasıl ilişkilendirdiğine dair resim de ortaya çıkmaktadır. Kıtanın temel sorunları çözülürse, ki bunların çoğu sömürgecilikten gelme, temel sorunların temel nedenlerine inilebilirse yasadışı göçün ve Akdeniz’deki ölümlü kazaların önü alınabilecektir. Acil Yardım Fonu’nun kullanım alanı da buna işaret etmektedir. Başkent Valetta’da alınan kararlarda yardım; istikrarsızlıkla mücadelede, insanların zorla yerlerinden edilmesinin önüne geçilmesinde ve yasadışı göçle mücadelede kullanılacaktır. Ekonomi düzelecek, herkese eşit haklar sağlanacak, iyi yönetişime geçilecek. Küçük işletmelere destek verilerek de hem ekonominin iyileşmesine hem de Afrikalının kendi işine sahip olmasına ve dönenlerin de istihdam edilmesine çalışılacaktır. Yemek, barınma ve eğitim gibi ihtiyaçlar da karşılanacaktır.

Acil Yardım Fonu’nda da görüleceği üzere Avrupa’nın bazı mültecileri kabulü de eklenirse Akdeniz’den Avrupa’ya geçişte üç nokta bulunmaktadır. Merkez yani orijin ülke ve geçiş yani transit ülke olarak ayrıma gidilmiştir: Sahraaltı Afrika, Kuzey Afrika ve Afrika Boynuzu ve kilit ülkeleri öne çıkarılmıştır. “Valetta listesinde” Çad, Kenya, Somali, Eritre, Cibuti, Güney Sudan ve Mağrip ülkeleri gibi gerek göç almaları gerekse göç vermeleri konularında çeşitli sorunlar yaşayan ülkeler belirtilmiştir.

Rakamlara bakıldığında “Akdeniz göçünde” kıtanın öne çıktığı ifade edilebilir. BM’ye göre 2015 yılı içerisinde 150.000’den fazla kişi Akdeniz’i kullanarak kendine yeni bir hayat kurmaya çalıştı. AB Sınır Ajansı Frontex’e göre sadece Sahraaltı Afrika’dan 125.000 göçmen Avrupa’ya giriş yapmıştır. Bu 18 aylık dönem sonunda alınan rakam; 52.000 Eritreliden, 16.000 Nijeryalıdan, 16.000 Sudanlıdan, 14.000 Somaliliden oluşmakta. Avrupa İltica Destek Ofisi’nin verileri de ilgi uyandırmaktadır. Ocak ve Eylül 2015 dönemi arasında Avrupa’ya 1 milyondan fazla sığınma talebi yapılmıştır. En çok talebin geldiği ülkeler ve bölge Suriye, Irak, Pakistan, Afganistan ve Batı Balkanlar’dır.

Akdeniz’in kullanılmasından bağımsız olarak kıta içerisinde zaten nüfus hareketliliği bulunmaktadır. Başta çatışmalar ve ekonomik sorunlar nedeniyle ya şehir ya da ülke değiştirilmekte; mülteci kamplarında barınma ihtiyacı sağlanmaya çalışılmaktadır. Hareketlilik hâlihazırda kıtanın çeşitli ülkelerinde farklı unsurlar arasında gerginlik de yaratmaktadır. Mülteci kampları dönem dönem kapatılma tehdidi altında bulunmaktadır. Güney Sudan, Burundi, Orta Afrika Cumhuriyeti ise kıtadaki sorunların boyutunu göstermesi açısından önemlidir. Gerek iç çatışmanın gerekse ekonomik, toplumsal hayata olan olumsuz etkilerinin ve yerlerinden edilmenin örnekleri olarak verilebilir.

Valetta’daki kararlar ve hatta zirvenin düzenlenmesi başta insanlık dramına son verilmesi veya kazaların azaltılması ve kıtanın kimi sorunlarının çözümüne yardımcı olma ihtimali açısından önemlidir. Gerek mülteci krizinin yaşanması gerekse de Avrupa’nın birtakım adımlar atması beklenen olaylar olarak nitelendirilebilir. Kıtada günlük hayatı zorlaştıran çeşitli sorunlar bulunurken Avrupa çözüm olarak algılanmaktadır. Keza Avrupa’nın birçok ülkesinde Afrika nüfusunun olması Avrupa’nın cazibe merkezi olarak algılanmasına sebebiyet vermektedir. Dışarıya göç, can kayıplarının gösterdiği üzere önemli bir sorundur. Diğer taraftan kıta içi nüfus hareketliliği uzun zamandır devam etmekte; siyasi, toplumsal ve ekonomik yapıların dengesini sarsmaktadır. Kıta için çözülmesi gereken sorunların başında gelmektedir.

Afrika’dan Avrupa’ya göçe ve nüfus hareketliliğine dair sorunların çözümün kısa sürede ve kolay bir şekilde gerçekleşmemesi beklenmemelidir. Valetta Zirvesi’nde kullanılan dil ve alınan kararlar aslında sorunludur. Afrika’dan Avrupa’ya yasadışı gidenler özellikle ekonomik sebepten sığınılar sınır dışı edilecektir. Bu “topluluğun” ülkelerine döndüklerinde yeni sorunlarla karşılaşması ise olasılık dahilindedir. Yardım miktarının yetersiz olarak nitelendirilmesi ve Afrika’nın nasıl algılandığı da tabloyu gözler önüne sermektedir. Bu bağlamda Senegal Cumhurbaşkanı Macky Sall’in yorumları ilgi çekicidir. Suriye’den Avrupa’ya gelenlerin yerine Afrika göçmenlerinin öne çıkarılmasını sorgulamakta kıtadan yapılan göçe dair verilen rakamların aslında fazla olmadığını kaydetmektedir. Sall, bir başka dikkat çekici yorum yaparak ekonominin iyileştirilmesi gibi büyük hedefler benimsenecekse vergilerde yeniden düzenlenmeye gidilmesi gerektiğini savunmaktadır. Afrika’nın talebi olan çokuluslu şirketlerin vergilerinin arttırılmasının kabul edilmemesini sorgulamakta ve kıtanın vergi kaybının ne kadar önemli bir sorun olduğuna dikkat çekmektedir.

Sonuç olarak AB, Afrika’nın işbirliğini istemekte ve bunun için belirli bir çerçeve çizmektedir.  Avrupa, Afrika’ya yönelerek mülteci-sığınmacı akınını merkez ülkede ya da transit ülkede durdurmaya girişmektedir. Çeşitli yardımlarla göçü tetikleyen nedenlerin ortadan kalkmasına çalışılacaktır. Brüksel; bazı ülkeleri öne çıkararak Afrika’nın işbirliğini amaçlamaktadır. Yardımın yanında ayrıca bu ülkelere fazladan sorumluluk verilip verilmeyeceği anlaşılacaktır. Örneğin Çad’da yerlerinden edilen insanların ve göçmenlerin sayısı oldukça fazladır. Cibuti’de Yemen’den ve Somali’den gelen çok fazla mülteci bulunmaktadır. Somali’deki durum ciddiyetini korumakta ve istikrarsızlık nüfus hareketliliği ile de çevre ülkelere yansımaktadır. Kenya’da Somali’den gelenler bulunmakta ve ilgili mülteci kampı dünyanın en büyüğü olarak nitelendirilmektedir. Güney Sudan’da da siyasi istikrarsızlık ve çatışmalar devam etmekte; nüfus hareketliliği de artmaktadır. Eritre; vatandaşlarının gerek Libya’da gerekse İsrail’de maruz kaldığı sorunları sebebiyle günümüz göç dalgasının tahmin edilemeyen boyutlara ulaşabileceğini göstermektedir. AB’nin listesinde Kuzey Afrika da bulunmaktadır fakat gerek merkez gerekse transit ülke olmasında ötürü Libya daha da öne çıkmalıdır. Afrikalı bazı yetkililer, Libya’daki tartışmalı siyasi yapının mülteci sorununu konuşmaya hazır olduğunu fakat muhatap bulunamadığına dikkat çekmektedir.

Dr. Ceren Gürseler

 
 
Ana Sayfa Hakkımızda Haberler Analizler Röportajlar Projeler Duyurular Raporlar Makaleler Yasal Uyarı İletişim
  Soft&Design N.ROGLU