Videolar Linkler RSS Site Haritası
 
 
 
 
Untitled Document
» Analizler / Türkiye/ Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir :)

Yazarlar
  Mehmet Seyfettin EROL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Alaeddin YALÇINKAYA
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Elşan İZZETGİL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Ceren GÜRSELER
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Musa KARADEMİR
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  İsmail CİNGÖZ
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
Diger yazarlar »
  Eklenme Tarihi: 2016-07-19 15:58:04
Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir :)

Merhaba USGAM Okuyucuları; Türkiye rutin günlerinden birini yaşıyordu. Dokuz gün süren uzun tatil bitmiş, insanlar hafta başında işlerine başlamış ve Cuma gününe kadar çalışmaya devam etmişti.

Takvimler 15 Temmuz 2016, saat 22:00’yi gösterirken, İstanbul’un iki yakasını birbirine bağlayan Boğaziçi ve FSM Köprülerinde ve Atatürk Havalimanı’nda beklenmedik hareketlilikler yaşanmaya başlamıştı. Ankara’da da beklenmedik hareketlilik vardı ve tıpkı 28 Şubat’ta olduğu gibi tanklar kışlalarından çıkarak, sokağa inmişti.

Hiç birimiz darbe beklentisi içinde değildik. Zira bir gün önce (14 Temmuz) Fransa’da büyük bir terör olayı yaşanmış ve aynı şeyin Türkiye’de de olma ihtimaline karşı Hükümetin önlem aldığını düşünmüştük.

Bir yanda haber kanalları tankları ve askerleri canlı yayınlarken, diğer yanda diğer ulusal kanallar normal akışına devam ediyor ve günlük dizilerini yayınlıyordu. Ancak dakikalar ilerledikçe işin rengi değişmeye başladı. Ankara ve İstanbul’da stratejik yerlerden silah sesleri gelmeye başladı. Ve Başbakan televizyonlara çıkarak, bunun bir “darbe kalkışması” olduğunu söyledi.

İşte o andan itibaren tüm Türkiye’de, sancılı, endişeli ve korku dolu saatler başladı. Zira bu darbe girişimi “emir-komuta zinciri” içinde değil, ordu içinde bir cuntacı grup tarafından, fakat üst akılın yönlendirmesiyle yapılmış bir “kalkışma”ydı. Bu kalkışma akıl tutulmasının ötesinde bir çılgınlıktı.

Uykusuz ve stresli saatlerin başladığı dakikalarda, TRT işgal edilip, TSK Bildirisi (Korsan) yayınlanınca, ortada büyük bir kaosun varlığı tüm çıplaklığı ile karşımızdaydı.

Halk iradesi ile seçilmiş Cumhurbaşkanı ve Hükümete karşı, hala eski alışkanlıklarını sürdüren ve kendisini Türkiye’nin efendisi gören bir grup cuntacı asker, Türkiye’nin kaderi ile oynamak gafletinde bulunmuştu. Sırf kendi çıkarları uğruna, ülkeyi bir asır geriye götürecek bu kalkışma, demokrasiye ve halk iradesine vurulmak istenen bir darbeydi.

Ordu’nun komuta kademesi rehin alınmıştı ancak Cumhurbaşkanı, Hükümet görevi başındaydı ve direnme kararı aldı. Cumhurbaşkanı tarihin akışını değiştirecek bir açıklama ile “halkı demokrasiye sahip çıkmaya” çağırdı.

Bu çağrı öylesine ciddi bir karşılık buldu ki halk, her türlü siyasi görüş ve fikir ayrılığını bir kenara bırakarak ülkesine sahip çıktı. Söz konusu vatan olunca gerisi teferruattır diyerek, demokrasiye ve geleceğine dört elle sarılan halk, darbeyi püskürten ve başarısızlığa sürükleyen en önemli etken oldu. Polisimizin, darbe karşıtı askerlerimizin ve üst rütbeli komutanlarımızın topyekün “karşı çıkış”larıyle sabah saatlerinde darbe geri püskürtüldü. Siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler, iş dünyası gerçek bir duruş sergileyip, ülkesine sahip çıktı.

Türkiye 16 Temmuz sabahı gerçekten uçurumun kenarından döndü. Darbe girişiminin arka planında Feytullahçı terör örgütü olduğu çok aşikar. İngiliz işgalinden daha tehlikeli olan bu yapı, yıllarca sessizce ve sinsi sinsi devletin tüm kademlerine sızdı. İlk fırsatta da iktidarı sahiplenmek ve Türkiye’de Arap Baharı’nı uygulamak için harekete geçti. Cumhuriyetimize, demokrasimize, halk iradesine ve hukukun üstünlüğüne darbe vurmaya çalıştı.

İşin en acı ve öfkesi de darbeci askerlerin -ki asker değil, darbeciler- acımasızca halkın üzerine ateş etmeleri ve Milli İrade’nin Mabedi sayılan TBMM’ni bombalamaları oldu. Düşünün, Türk tarihinin en karanlık döneminde 1919’larda işgal döneminde bu Meclis, Türk İstiklal Savaşı’nı yönetmiş, en karanlık ve acılı zamanlarda dahi daima açık kalarak, Millete hizmet etmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucu unsurlarından biri olan Gazi Meclis’in vahşice ve nefretle bombalanması, bu darbeyi yapmaya çalışanların, nasıl bir ruh halinde olduklarının açık bir göstergesidir. Darbenin başarılı olması durumunda, asker kılığındaki bu vahşilerin, neler yapabileceğini, Türkiye’yi nasıl bir kan gölüne dönüştüreceğini düşünmek dahi istemiyorum.

Bu arada, darbe girişimine katılan ve kandırılan er ve erbaşlara yapılan haksız ve yanlış uygulamalar elbette tasvip edilemez. Yapanların derhal cezalandırılması gerekir. Ancak bu tür kaos ortamlarında, aklın ve sağduyunun yitirildiği dünyanın her yerinde görülmüştür.

Türk halkı, darbelerin bu ülkenin kaderi olmadığını gösterdi. Şimdi birlik ve beraberlik zamanıdır. Dini, siyasi, etnik, kültürel ve mezhepsel ayrışmaları bir kenara bırakarak; demokrasiye, Cumhuriyetimizin kazanımlarına, Atatürk İlke ve İnkılaplarına, hukukun üstünlüğüne sahip çıkmalıyız.   

15 Temmuz Demokrasi Bayramı, Türkiye’nin ve Türk halkının yeniden dirilişinin ve yeni bir tarih yazmasının ikinci miladi olması tek dileğimdir.

 

MUSA KARADEMİR

 
  BM Güvenlik Konseyi'nin 541 ve 550 Sayılı Kararlarının Hukuken Geçersizliği   2012-03-01
     2012-03-19
  "Küreselleşmenin Fenomeni: Uluslararası Kuruluşlar"   2012-03-23
  'Merkez-Köprü Bağlamında Türkiye Enerji Politikası'   2012-03-24
  "Kıbrıs Rum Devlet Başkanı Hıristofyas’ın Kıbrıs Maskesi"   2012-04-05
  “Yeni Yalta Süreci”ne Doğru…   01.01.2012
  Amerikasız Bir Ortadoğu'ya Doğru "Yeni Türkiye"...   2012-01-12
  Truman Doktrini'nden "Obama'nın Favori Müttefikliğine"...   2012-01-14
  Köprü "out" Model "in"   2012-01-16
  "The Operation" Kılcal Damarlar...   2012-01-24
 
Ana Sayfa Hakkımızda Haberler Analizler Röportajlar Projeler Duyurular Raporlar Makaleler Yasal Uyarı İletişim
  Soft&Design N.ROGLU