Videolar Linkler RSS Site Haritası
 
 
 
 
Untitled Document
» Analizler / Türkistan/ ‘Arap Baharı’ndan ‘Türkistan Baharı’na mı?

Yazarlar
  Mehmet Seyfettin EROL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Alaeddin YALÇINKAYA
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Elşan İZZETGİL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Ceren GÜRSELER
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Musa KARADEMİR
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  İsmail CİNGÖZ
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
Diger yazarlar »
  Eklenme Tarihi: 2016-06-05 17:55:56
‘Arap Baharı’ndan ‘Türkistan Baharı’na mı?

Kışa dönüşen baharın biri bitmeden sanki diğeri başlatılıyor gibi. Bununla ilgili emareleri bir süredir almaktayız. Her ne kadar akla Kazakistan’daki son olaylar gelse de, aslında ilk işaretler daha öncesine dayanıyor. O ilk işaretler ile günümüzdeki son gelişmeler karşılaştırıldığında ise karşımıza “ön alıcı hamleler” bağlamında Yeni Büyük Oyun’un hızlı bir şekilde Türk dünyasına doğru yayıldığı görülüyor.

Bu oyunda “renkli devrimler ya da darbeler” olarak başlatılan süreç, hiç kuşkusuz oldukça önemli bir yere sahip idi. Hatırlanacağı üzere, eski Sovyet alanında 2003 yılından itibaren önce Gürcistan akabinde Ukrayna ve 2005 yılında Kırgızistan’da “başarılı” bir şekilde neticelendirilen “iktidar değişiklikleri”, aynı yılın mayıs ayında Özbekistan’da duvara toslamış ve o tarihten sonra süreç tersine işlemeye başlamıştı.

Rusya’nın Gürcistan bağlamında başlattığı karşı hamle sırasıyla Kırgızistan ve Ukrayna bağlamında etkilerini göstermeye başlamış durumda. Buna, geçtiğimiz son iki ay içerisinde yaşanan Azerbaycan-Ermenistan arasındaki “Dört Gün Savaşı” da dâhil edilebilir. Dolayısıyla bölge, Karadeniz’den başlamak üzere, Hazar ve ötesine kadar uzanan hat fazlasıyla gergin ve sıcak. Her an bölgede yeni krizler patlak verebilir.

Bu krizlerin bölgeyi sokak çatışmalarından iç savaşlara, darbelere ve askeri müdahalelere kadar götürebileceğini söylemek için ise müneccim olmaya gerek yok. Gürcistan ve Ukrayna’da yaşananlar ortada. Daha öncesi itibarıyla Tacikistan’ın yaşadığı bir iç savaş var. Kırgızistan bu noktada bir kaç defa direkten döndü ve halen bu potansiyele sahip bir ülke olarak nitelendiriliyor.

Tacikistan ciddi manada kaynıyor. Türkmenistan ve Özbekistan IŞİD, El Kaide ve Özbekistan İslami Hareketi başta olmak üzere terör üzerinden tehdit ediliyor ve sınırlarında hareketlenmeler var. Rusya bu hareketlenmeleri gerekçe göstererek başta bu iki devlet olmak üzere, bölgeyi kendisiyle işbirliğine zorluyor. İşbirliğine yanaşmayan devletlere ise göz ucuyla Gürcistan ve Ukrayna’yı işaret ediyor. “Hibrid Savaş” yöntemine bu ülkelerde de başvurabileceği mesajını “kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla” türünden veriyor. Dolayısıyla bölge açısından oldukça zorlu bir dönem söz konusu.

“Kazakistan’da Darbe Senaryoları”

Kazakistan her ne kadar Rusya’nın oluşturduğu ya da yer aldığı neredeyse tüm örgütlerde bulunsa da (hatta dâhil olmanın ötesinde kurucu üye olsa da), anlaşıldığı kadarıyla Moskova açısından halen güven telkin etmiyor. Bunun en temelinde ise Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev’in izlediği dengeye dayalı çok boyutlu-yönlü dış politika anlayışı yatıyor.

Kazakistan’ın Rusya dışında Çin ve başta ABD olmak üzere Batılı devletlerle geliştirdiği ilişkiler Moskova’yı ciddi manada rahatsız ediyor. Özellikle de Çin’in sahip olduğu araçlara sahip olmayan Rusya, bunu dengelemek hatta dengelemenin ötesinde “anlamsızlaştırmak/etkisizleştirmek” için başka yöntemlere başvurabileceği mesajını veriyor.

Bu bağlamda Rusya’nın elindeki en önemli koz, bu ülkede sahip olduğu Rus etnik varlığı ve Rus kültürüne canı gönülden bağlı “muhipler” ya da “mandaseverler”. Ülkede yaşanan iktisadi bunalım da işin tuzu biberi. Dolayısıyla, sokakları karıştırabilmek için fazlasıyla avantajlı görünüyor. Aynen ABD gibi, sokaklar üzerinden bir darbe gerçekleştirebilmek için Moskova açısından sadece düğmeye basmak yeterli. Ve anlaşıldığı kadarıyla da böyle oldu.

Bunu ben iddia etmiyorum. İddia sahibi Kazakistan Başsavcısı. Başsavcı her ne kadar failin adını vermese de, olayın adını koymuş durumda. Nitekim Kazakistan Başsavcısı NurdauletSuindikov yaptığı açıklamada bazı kişilerin kitlesel toplantılar yasasını görmezden geldiğini ve yasadışı eylemlere katılmak için insanları provoke etmeye çalıştığını, ülkede arazi ile ilgili yasa tasarısı protestoları kisvesi altında darbe planlandığını fakat bu girişimin sonuçsuz kaldığını söylüyor.

Başsavcı Suindikov’ın bununla ilgili açıklaması aynen şöyle: “Onların nihai hedefi Arazi Kanunu değiştirmek veya barışçıl protesto yapmak değil, etnik nefreti körükleyerek sosyo-politik durumun istikrarsızlaştırmak ve iktidarı ele geçirmek idi.” Provokatörlerin ayaklanmanın şiddet, yağma ve insanı kayıplara yol açabileceğinin farkında olduklarını da altını çizen Başsavcı: “Bu tür olayların açık sonuçları Libya, Suriye, Mısır ve post-Sovyet ülkelerinin bazılarında görülmüştür” ifadesini kullanması oldukça dikkat çekici.

Türkistan’dan Direnme Mesajı

At izinin it izine karıştığı bir durumda, özellikle de Avrasya coğrafyasında Rusya ve Çin gibi güçlü komşulara sahip olan ülkelerin faillerin adını açıklayabilmesi ya da tespit edebilmesi elbette kolay değil. Nitekim Kazakistan Başsavcılığı açıklamasında yasadışı gösteriler ve provokasyonları organize eden kişiler hakkında cezai soruşturmaların başlatıldığını, bu soruşturmalar çerçevesinde yasadışı eylemleri finanse eden kaynakların araştırıldığını belirtmiş durumda. Basında yer alan bilgiler bunu gösteriyor.

Burada önemli olan, Başsavcının son açıklamasında Kazakistan’daki olaylar ile Arap Baharı’nın gerçekleştiği bölgedeki olaylarla bir şekilde bağlantı kurması. Coğrafya, bu kanlı baharın hızlı bir şekilde hemen hemen aynı yöntemlerle kendilerinde uygulanmak istediğinin farkında olduğu ve buna direneceği mesajını veriyor. Bu son ifade oldukça önemli.

Rusya, kendisine tam anlamıyla teslim olmuş ülkeler istiyor. Ama bu artık mümkün değil. Bağımsızlıklarının 25. yılını kutlayan bu ülkelerin gönüllü bir şekilde, tıpış tıpış gidip kendilerini Rusya’nın kollarına teslim etmeleri artık zor.

Dolayısıyla, Orta Asya devletleri ya da daha geniş anlamda Türkistan açısından ikinci çeyrek oldukça sancılı geçeceğe benziyor. Fakat bu sancılı süreçte bölge yalnız olmadığının farkında. Bu bağlamda iki önemli gelişme bölge açısından büyük bir moral ve motivasyon kaynağı olmuş durumda. Bunlardan birincisi 24 Kasım 2015’te düşürülen Rus uçağı, ikincisi ise 2-5 Nisan 2015 tarihleri arasında Azerbaycan-Ermenistan arasında yaşanan savaş. Bu konuyu yeri geldikçe ele almaya devam edeceğiz...

Prof. Dr. Mehmet Seyfettin EROL

USGAM Başkanı

 

 

 
  "Çin Pakistan İlişkilerinde Doğu Türkistan"   2012-03-22 00:13:23
  "Özbekistan: 20 Yıllık Yeni Tarih"   22.03.2012
  'Oyun Sahası' veya Kanlı Oyunların Oynandığı Yer Fergana (3)   08.10.2011
  "Kırgızistan'da Her Geçen Gün Artan Misyoner Faaliyetler"   14.10.2011
  "Bölgesel Politikada Rogun Projesi"   14.12.2011
  "İran'in Orta Asya'daki Perspektifleri ŞİÖ Faktörü"   28.02.2012
  "Rusya'nın Askeri Üsleri Tehdit Altında Mı?"   2012-04-05 12:32:31
  "2011 "Şanghay İşbirliği Örgütü" zirvesi: gelişim perspektifi"   19.05.2011
  "ABD'nin Orta Asya satranç tahtasındaki yeni diplomatik hamleleri"   02.09.2011
  "Orta Asya jeopolitiği bağlamında "CASA – 1000" projesi"   23.06.2011
 
Ana Sayfa Hakkımızda Haberler Analizler Röportajlar Projeler Duyurular Raporlar Makaleler Yasal Uyarı İletişim
  Soft&Design N.ROGLU