Videolar Linkler RSS Site Haritası
 
 
 
 
Untitled Document
» Analizler / / AB’nin Ortasına ‘Demografik Bomba’ ve Almanya!

Yazarlar
  Mehmet Seyfettin EROL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Alaeddin YALÇINKAYA
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Elşan İZZETGİL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Ceren GÜRSELER
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Musa KARADEMİR
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  İsmail CİNGÖZ
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
Diger yazarlar »
  Eklenme Tarihi: 2016-03-16 23:56:27
AB’nin Ortasına ‘Demografik Bomba’ ve Almanya!

Yazının kaleme alındığı saatlerde Almanya’nın Baden-Württemberg, Rheinland-Pfalz ve Saksonya-Anhalt eyaletlerinde meclis seçimleri için yaklaşık olarak 13 milyon seçmen sandık başına gitmiş bulunuyordu. Her üç seçimin aynı güne denk gelmesinden dolayı basında “süper pazar” olarak da adlandırılan bugün için yapılan değerlendirmeler daha çok Almanya Başbakanı Merkel ekseninde yansıtılmaya çalışılıyordu. Fakat bunun doğru olmadığı ortada.

Avrupa’da Almanya merkezli zirve yapmaya başlayan mülteci krizi ile birlikte bu gelişme her ne kadar Merkel’in siyasi kariyerini-geleceğini yakından ilgilendiriyor gibi görünse de, aslında gerçek durum göründüğü gibi değil. Merkel, Aysberg’in görünen yüzünün sadece çok küçük bir parçası. Derinliklerde durum çok daha farklı ve fazlasıyla da “vahim”.

Özellikle de Almanya ve Avrupa Birliği (AB) boyutuyla mızrak artık çuvala sığmıyor. Bundan dolayı da meseleyi çarpıtmaya, farklı yönlere çekmeye yönelik büyük bir algı operasyonu yürütülüyor. Aksi takdirde, herkes “AB çıplak” diyecek ve Avrupa’yı bir araya getiren, onu güç yapan “AB büyüsü” bozulacak. Ve pek tabi ki Almanya da büyük güç olma yolunda elinde tutmaya çalıştığı “sihirli değneği” kaybedecek. Asıl korkuları bu!

Mesele, “Para” ve

“Türkiye’nin Üyeliği” Değil!

Mülteci krizinin Türkiye ve Yunanistan ile yürütülen ikili görüşmelerde işin iktisadi-mali boyutlarıyla ön plana çıkartılması da bir diğer saptırma girişimi olarak ön plana çıkıyor. Gelişmeleri yüzeysel izleyenlerin ve Brüksel/Berlin eksenli bakanların hadiseyi bu şekilde görmelerinin, değerlendirmelerinin altında da bu husus yatıyor.

İçimizdeki bazı çevrelerin Türkiye’nin bu insani trajediyi bir kazanıma, fırsata geçirmeye çalıştığı yönündeki acımasız ve haksız eleştirilerinin temelinde de, en iyimser bir yaklaşımla yine bu neden yatıyor.

Ankara’yı 3-5 milyar Amerikan Doları ya da Avro peşinde koşan bir başkent olarak lanse etmeye çalışanlar ya da bu krizi bir üyelik fırsatına çevirmeye çalıştığını söyleyenler, aslında AB’nin, özellikle de Almanya’nın içindeki o büyük krizi kamufle etme gayretinde olan “o malum” kesim. Bu kesim, ayrıca bu tür haber-analizlerle Türkiye’nin insani boyuttaki kazanımlarını da sıfırlamaya çalışıyorlar. Dolayısıyla, bir taşla bir kaç kuş vurma peşindeler. Bundan ötürü süreci değerlendirirken resme daha geniş bir açıdan, derinlikli bakmak gerekiyor. Bunun için de milli bir duruş gerekiyor elbette...

Almanya’da Yükselen Sadece Irkçılık Değil!

Başta Avrupa olmak üzere, tüm dünyanın en büyük korkusu Almanya’da ırkçı bir partinin iktidara gelme olasılığı. İkinci Dünya Savaşı sonrası bu ülkeyi anayasası üzerinden kontrol etmeye çalışanlar, bugün bir türlü değiştiremedikleri “genetik kodların dönüşü” ile birlikte bu ülkedeki dip dalga hareketinin yükselişe geçişinden ve sistemi zorlamaya başlamasından dolayı ciddi manada rahatsızlar.

Bunu önlemeye yönelik attıkları her bir adımın ters tepiyor olması, hiç kuşkusuz bu endişeyi daha da körüklüyor. Nitekim, önceleri İslamofobi ile kendisini gösteren bu durum, mülteciler/göçmenler ile birlikte yabancı düşmanlığını da yanına almış vaziyette. PEGİDA ile başlayan sürecin Almanya İçin Alternatif (AfD) adlı parti ile geldiği aşama ortada.

Yahudi ve Müslüman erkek çocukların sünnetinin yasaklanmasını isteyen AfD›nin parti programı taslağında, minareler ve ezan İslamiyet’in bir güç sembolü olarak ön plana çıkartılıyor ve bunların yasaklanmasını isteniliyor. Ve bu parti bugün Almanya’da yükselişte olan bir parti.

Mülteci krizi ile beslenen AfD’nin Hessen eyaletindeki yerel seçimlerde kazandığı başarı, Hristiyan Demokrat Birlik ve Sosyal Demokrat partilerini ciddi manada endişelendiriyor. Bu partinin üç eyalette seçimleri kazanması durumunda Alman siyasetinde dengelerin değişeceğine kesin gözüyle bakılıyor.

Eğer böyle bir gelişme olursa, denge değişikliği sadece Alman iç siyaseti ile sınırlı kalmaz. Başta Avrupa olmak üzere, Batı dünyası içinde ciddi bir denge sorununa ve sistem için çatışmaya yol açabilir. Merkel’in asıl endişesi de zaten bu. Eğer bu parti bir şekilde iktidara gelirse, Almanya’nın bugüne kadar AB üzerinden yürüttüğü “Büyük Almanya Projesi” bir anda çökebilir.

Sadece Almanya Değil,

Batı Türkiye’ye Mahkum!

Daha önceki yazılarımın bir kaçında da belirttiğim üzere, AB, özellikle de Almanya mültecilere yol açtığı bu siyasi krizden dolayı bir “demografik bomba” olarak bakıyor. Nitekim, mülteci kriziyle birlikte AB’nin bugüne kadar yürüttüğü “Komşuluk Politikası”nın aslında koskoca bir hikaye olduğu anlaşılmış durumda. Daha da önemlisi, başta üyelik sürecindeki ülkeler olmak üzere, tüm dünyaya dayatılan AB değerlerinin tek taraflı olduğu da görüldü.

Hafife aldıkları o üçüncü dünyanın zayıf, çelimsiz insanı, bir mülteci, yıkılmaz denilen AB kalesini yıkıverdi. Buna mazlumun ahı da diyebiliriz. Dolayısıyla, sorun para değil. Krizden kendi dinamikleri ve gücü ile çıkabilmeleri de pek mümkün görünmüyor. Nitekim, bu krizi diğerlerinden çok ayrı tutmalarının nedeni de büyük ölçüde burada yatıyor. Örneğin, Bild gazetesinin eski Genel Yayın Yönetmeni Michael H. Spreng, “Mülteci akınının yol açtığı krizin benzerini daha önce yaşamadık” itirafında bulunuyor.

Çaresizlikleri ve Türkiye’ye mahkum olmalarının nedeni de burada. Biliyorlar ki, böyle giderse AB yıkılacak, Batı kendi içinde yeniden kavgaya tutuşacak. Dolayısıyla, Türkiye bu fırsatı çok daha akıllıca değerlendirmek zorunda!

Prof.Dr.Mehmet Seyfettin EROL

USGAM Başkanı

 

 
 
Ana Sayfa Hakkımızda Haberler Analizler Röportajlar Projeler Duyurular Raporlar Makaleler Yasal Uyarı İletişim
  Soft&Design N.ROGLU